Dürüst olmak gerekirse ben yogaya sırt ağrılarım geçer belki diye başlamıştım. İçimde acaba iyi gelir mi diye azıcık şüphede vardı, yalan yok. İçimde ki şüpheyi kışkırtan sesi ve ön yargılarımı duymamazlıktan geliyorum, beni engellemelerine ve çıktığım yoldan geri çevirmelerine izin vermiyorum.

Bugün geldiğim noktada, yoga beni sağlığa, aydınlığa ve huzura götüren yolmuş, iyi ki çıkmışım bu yola diye şükrediyorum, içimdeki şüpheci sesi alt etmenin keyfini sürüyorum, ön yargıları sorarsanız eğer onlar daha ilk gün çöpe gittiler. Yoga konusunda bildiğiniz zır cahilim ama öğrenmeye hevesliyim, eğitmenimi can kulağı ile dinliyorum, her türlü öneriye açığım, eğitmenim eleştirmiyor, sadece önerilerde bulunuyor. Eğitmenimin önerilerini dinledikçe daha iyi oluyorum, kendimde çabalıyorum, öyle hevesli ve istekliyim ki başladıktan sonra devamını getiremeyeceğimi düşünenleri şaşırtıyorum.

En büyük destekçim eşim, beni yüreklendiriyor sen yaparsın, hemde en iyisini diyor, bir, iki, üç yıl derken ben bildiğiniz yoga tutkunu oluyorum.

Aklımda; Bende eğitmen olabilir miyim? düşüncesinin soru işareti bile yok, arkadaşlarım yoga aşkımın farkındalar, Ceren bir kahve toplantısında sen niye eğitmen olmuyorsun diye soruyor, aklıma acaba tohumlarını eken ilk kişi oluyor. Ben yapabilir miyim acaba diye sorunca, dördü birden (Ceren, Burçak, Aylin, Destine) sen yaparsın, neden yapamayasın, yapanların senden üstünlüğü ne diyorlar ben o hızla kendimi, vinyasa eğitmen, eğitiminde buluyorum. Şansıma kendi eğitmenim açıyor 200 saatlik eğitimi, gerçekten muhteşem kadınlarla üç koca ay boyunca çalışıyoruz, kadın dayanışması içindeyiz, birbirimize desteğiz, anatomi derslerimizi de sevgili eşim veriyor, ben ufaktan ders vermeye başlıyorum, beni eğitmenlik eğitiminin içine atan sevgili dostlarım deneme tahtam olmayı kabul ediyorlar, haftada iki gün Burçak’ın evde toplanıyoruz, arkadaşımın sevgili köpeği, Sherlock eşliğinde yoga yapıyoruz, bize bunlarda bir esneyemediler gitti der gibi bakıyor, hepsi ilk başlarda ki yaptığım derslerden, bugün verdiğim derslerdeki performansımın ve gelişimimin birinci elden tanığıdırlar, Sherlock dahil.

Ailecek babamdan bana ve kardeşlerime geçen bir özellik var, yaptığımız işi en iyi ve en düzgün biçimde yapmak, bu hırs değil, ancak birilerine faydalı olmak, yaptığımız işin hakkını vermek olabilir. Öğreniyorum yoga ile ilgili tüm yazıları okumaya çalışıyorum, yoga deniz falan değil, bildiğiniz okyanus öyle derin, ben öğrenmeye dalıyorum, öğrendiklerimi, öğrencilerimle paylaşıyorum onlara da öğretiyorum, ilk zamanlar geçmek bilmeyen altmış dakikalık dersimi, yetmişbeş dakikaya çıkarıyorum yine de yetmiyor, sanki ders saniyeler içinde bitiyormuş gibi geliyor, derse girerken plan ve program yapmıyorum, akışa bırakıyorum kendimi, içimden ne gelirse, hep beraber o akışın içinde şifalanıyoruz, savasanadan kalktıklarında öğrencilerimin yüzündeki gülümseme benim en büyük ödülüm, birilerine yoga ile iyi geliyor olmak kendimi zafer kazanmış gibi hissettiriyor.

Bu his beni daha çok öğrenmeye ve öğretmeye yönlendiriyor ve anlayacağınız gibi öğrenirken, öğretmek hiç bitmiyor.

Hep bilgiyle kalın, hoşçakalın.

Namaste  

SİTEDE ARA

Go to top