Soytarı’nın eşliğinde geri eğilmek…

‘The Fool’

‘0’

Tarot kartlarının başlangıç kartı

Yolculuğu anlatan bir kart; sıfırdan başlama kartı, yoktan var etme kartı…

The Fool; Türkçede ‘Joker’, ‘Soytarı’, ‘Deli’ ,’Cahil’ …

Soytarı hayatını değiştirecek bir yolculuğa çıkıyor gibi, sanki hiç geri dönmeyecekmiş gibi… Hiç dönmese de bu yanına aldıkları ona yetecekmiş gibi; küçücük bir bohçası var omzunda ama sanki her şeye sahipmiş gibi…

En güzel giysilerini giymiş, önem vermiş, özenmiş çıkacağı yol için.

Bir yolculuğun başında bu soytarı; uçurumun kenarında sonunun nereye varacağını bilmediği bir yolda, dibi gözükmeyen bir uçurumun kenarında. Belki bir adım daha atsa başına geleceklerden habersiz, göğe bakıyor hala, tek derdi gökyüzünde uçan kuşlarmış gibi…

Kalbi sonuna kadar açık, başı dik… Biraz da kendini beğenmiş bu soytarı, sorsan sanki dünyayı o yaratmış. Nasıl güneşli, nasıl aydınlık bir gün, gökyüzü soytarının güzelliğini ortaya çıkarmak için ışık saçmış her tarafa.

Soytarı yolculuğa hazır; neşeli, meraklı ve korkusuz... Belki yanına çok eşya almamış ama alabileceği en güzel şeyi almış; CESARETİNİ!

Elinde bembeyaz bir gül var; incecik, zarif… Saf, temiz…

Ayağının dibinde de bir köpek, zıplıyor, bir şeyler anlatmaya çalışıyor; Gitme! Gidersen uçuruma düşersin!

O beyaz köpek soytarının yanında ki REHBER; aslında soytarının İÇGÜDÜSÜ…

Evet, çok cesaretli bu soytarı, her şeyi yapacak gücü var, hiç korkusu yok, tam olarak CAHİL CESARETİ onunki.

Peki ya başına gelebilecek olanlar? Ya o uçurum? İşte soytarı o uçuruma düşmesin, yolunda emin adımlarla ilerlesin diye var o rehber.

Yeni bir yola çıkmak için cesaret gerekir, korkmadan ilerlemek… Ama o yol uçuruma düşmek değil!

Soytarı şunu anlatıyor bize;

Cesaretli ol!

…ama körü körüne atma adımlarını,

Yanında ki rehberinden yardım al,

Sezgilerini dinle…

Her yol sana göre olmayabilir,

O yolun senin yolun mu olduğunu içgüdülerin söyleyecek!

Peki, neden soytarı?

Bilinmez hep korkutur insanı, bir şeye güvenmek için, tehlikesiz olduğunu anlamak için; görmek isteriz, duymak isteriz, koklamak isteriz. Önümüzde olan şeylere daha kolay güven duyarız, onlara karşı daha korkusuz oluruz. Herhangi bir tehdit anında sırtımızı kalkan gibi kullanırız, kalbimizi kapatır, korumaya alırız.

Öne eğildiğimiz duruşlarda sırtımızı hep kalkan gibi kullanır, bedenin ön tarafını güvenli tutarız. Geri eğildiğimiz duruşlarda ise göğsü olabildiğince açarız. Geri eğildiğimizde, kalbimizi açtığımızda sırtımızı artık kalkan gibi kullanamayız ve kendimizi korunmasız hissederiz.

Geri eğilmek çoğumuz için yeni bir yolculuk, önceden deneyimlemediğimiz bir his… Yeni bir rota…

İşte bunun için geri eğilmek CESARET ister!

Soytarının kalbini sonuna kadar açması gibi, bizde geri eğilirken en derinine açarız kalbi. CAHİL CESARETİ İŞTE!

Kalbi sonuna kadar açmak, gidebildiğimiz kadar geri gitmek… Belki de o kadar çok geri gitmek ki sonunda yine kendine gelmek…

Nefes al, cesaret et, güven ve biraz daha bırak kendini… Nefes al, cesaret et, güven ve bırak…

Bunu yaparken yanında duran o beyaz köpeği unutma, o da senin yolunda, senin yanında… Onun sesine kulak ver, rehberliğine güven ve ona göre bırak kendini… Kendini her geriye bıraktığında o ne diyor diye bir dinle… Belki azıcık bir eğilmede DUR diyecek sana, o zaman DUR! Kendini uçurumdan atma! Ama hala gidebilirsin, korkma, biraz daha cesaretli ol diyorsa eğer o zaman nefesinle BIRAK kendini, İZİN VER…

İşte böyle geri eğilme dersleri; soytarının eşliğinde, soytarının yolundan çok şey öğrenerek…

Aslında her ders yeni bir yol! Her ders yeni bir keşif!

Bu yol BİREYSEL bir yol… Herkes KENDİ YOLUNDA ilerleyecek!

Bu yolda kimisi cesaret edemeyecek olduğu yerde kalacak,

Kimisi içgüdülerini yok sayıp uçurumdan düşecek,

Kimisi de beyaz köpeğiyle birlikte keyifle yol alacak…

 

 

 

SİTEDE ARA

Go to top