Bir kıvılcım aldı kalbim ve bu kaleme döktüklerim de ilk buluşmanın ruhumda yaktığı ateş… 

İlk buluşma, yolun başı, en temeli, attığımız ilk adım…

Duygularım çok yoğun, zaman çok hızlı geçiyor ve ben bitsin istemiyorum. Bu yaşadığım 3 gün sanki hayatımın her günüymüş gibi devam etsin istiyorum. Sanki benim dünyam hep böyleymiş ve ben diğer dünyaya hiç dönmeyecekmişim gibi…

Ama öyle de olmuyor, zor olsa da mecbur dönüyorum kendi dünyama. Pek ikna edemesem de kendimi, Kök Çakra ediyor…

Öyle hep ayakların havada, bulutların üzerinde yaşamak olmaz, yeri geldi mi inmesini bil! Gökte sen; sen olamazsın, rüzgâr seni nereye götürürse oraya savrulursun. Tehlikeli olan seni savuran rüzgâr değil, senin savrulmana engel olamayan, minicik kalmış köklerin. İstemesen de, zor da gelse in yere, BAS TOPRAĞA. Ancak öyle köklenirsin. Ancak öyle güçlenir kökler, uzar en derinlere. Köklerin varsa eğer, en tehlikeli yerde bile güvendesin, merak etme. Köklerine güven! Sal uçsuz bucaksız toprağa. Unutma, ancak öyle beslenebilirsin sen ve ancak beslenerek, canına can katarak, yaşayabilirsin hayatı. Yaşamak dediğim; tam anlamıyla doyasıya YAŞAMAK. Göklerde güzel elbet ama uzun sürmez orada yaşam, yok olur yavaş yavaş…

Ne göklerin yaşamı elinden almaya hakkı var, ne de senin!

YAŞAMA HAKKI! Önce sen ver o hakkı kendine!  O senin temelin, o senin kökün ve o olduğunda sensin. SEN, o olduğunda varsın!  VAR olmaya hakkın var!

Ve var olmak; tüm hallerinle olduğunda olur ancak. Sen tüm hallerinle varsın; sevdiğin, sevmediğin her halinle. Sev, sevme… Yeter ki kendi hakkından yeme! İlla bir şeyi yiyeceksen eğer, zamanı ye. Ne geçmiş, ne gelecek, sadece ŞİMDİ kalsın yanında.  Ve sen şimdide kal. Şu anda ve burada…

Yaşamak korkutabilir seni ve şimdi güvensiz gelebilir; işte o zaman köklere in. Beslen köklerden, güçlendir gövdeni, daha da yeşersin yaprakların. Köklerden aldığı cesaretle bıraksın yapraklar kendini rüzgâra. Sağlam bir kökten geldi yaprağın ve o sağlam kök yaprağını savunmasız bırakmayacak. Bırak rüzgârı hissetsin, göklerde olmanın keyfini çıkarsın, farklı diyarlar görsün ve sonunda yine evine dönsün; koklasın o mis TOPRAK kokusunu.

Ancak CESARET olursa yaprak kavuşur toprağa. Toprak onun evi; var olduğu, yaşama başladığı, büyüdüğü yer. Yaprak korkak olursa eğer dönemez evine, bilemez nereden geldiğini, nereye ait olduğunu. Cesaretidir ona ÖZ ünü öğreten, tekrar köklerine dönmesini sağlayan.

… O kadar büyüdük, koca bir yaşam mücadelesi verdik ve sonunda yine mi düştük yere? Yine mi dibi gördük?

Aynen öyle… Çünkü yaşam böyle…

Topraktan geldin ve toprağa gittin, yeniden gelmek üzere…

Bir döngü bu; YAŞAM DÖNGÜSÜ… Sen tam ben oldum deyip, kendini sonsuz göklerde uçmaya hazırlarken yerde bulursun kendini. Çünkü bitmez yaşam. Yolun sonu yok yaşamda, yolda olmak var. Köklerden göklere yükselip yine köklere dönmek var.

Dön dolaş yine özüne ulaş… Çünkü VAR OLMAK böyle bir şey…

 

(Elif İşcan ile Kişisel Keşif 1. Buluşma sonrası duygularım)

SİTEDE ARA

Go to top