Nataraja, dansçı kral, Hint mitolojisinde Shiva’nın bir formunu temsil ediyor. Shiva, yok edici tanrı; Dünya’yı yok eden ve küle çeviren, Shiva; var eden tanrı; Dünya’yı yok eden ve yeni bir Dünya’nın oluşmasına vesile olan.

Shiva, Dünya yıl bir yaş aldığında, hep yanında taşıdığı davula vuruyor. Ölüme ve yeniden doğuma yaklaşılan her an; davulun sesi ortaya çıkıyor.  Bu ses sonsuz bir doğum, ölüm, yeniden doğum döngüsü içerisinde bir ritme dönüşüyor. Hiç bitmeyen bir melodi… Bu melodi hep değişiyor, şekil değiştiriyor ama hiçbir zaman sonlanmıyor, çünkü döngü hep devam ediyor. Nataraja; kral dansçı bu melodide dans ediyor. Hiç bitmeyen bir melodide, hiç bitmeyen bir dans.

Nataraja nasıl bu döngü, bu ritim devam ettiği sürece dans ediyorsa, sende, bende kendi yaşam döngümüzde, kendi ritmimizde dans ediyoruz. Her geçen gün bir şeyler ölüyor ve yine her geçen gün yenileri doğuyor. Duygular, insanlar, doğa… İçimizdeki, çevremizdeki her şey bu döngü içerisinde dans ediyor. Her sabah ay ölüyor, güneş doğuyor ve her akşam güneş batıyor, yerini ay’a bırakıyor. Sonbaharda yapraklar kuruyor, sararıyor, kendini toprağa teslim ediyor, ilkbaharda ise yenileri hayat buluyor. Her gün bittiğinde ben de ölüyorum ve diğer gün yeni bir ‘ben’ doğuyor. Her an değişiyorum, her an farklı duygular yaşıyorum, bedenim, nefesim her saniye değişiyor.

Her gün içimizde bir şeyler ölür ve ölmesi de iyidir çünkü taze olana, saf ve canlı olana yer açar.*

Her yıl, her ay, her hafta, her gün, her saat, her saniye; değişip, dönüşüyorum, sende öyle. Hiç bitmeyen bir ritimde dans ediyoruz. Hepimizin ritmi, melodisi farklı ve hepimizin dansı farklı. Melodi hiç susmuyor, dansımız hiç bitmiyor… Bu dansın melodiyle bir akabilmesi içinde cesaret etmek gerekiyor. Yavaşlamaya cesaret etmek ve yeniden hızlanmaya cesaret etmek. Sönmeye cesaret etmek ve yeniden yanmaya cesaret etmek. Ölmeye cesaret etmek ve yeniden doğmaya cesaret etmek. Değişmeye cesaret etmek! Dönüşmeye cesaret etmek! Bu dansın melodiyle akabilmesi için kabul etmek gerekiyor. Ölümünde en az doğum kadar gerekli olduğunu, yok olmadan var olunamayacağını kabul etmek.

Natarajasana, kral dansçı duruşu, hareketi ve durağanlığı bir arada yaşadığım, denge ve dengesizliği, köklenme ve açılmayı bir arada deneyimlediğim… Eğer ki dansın melodiyle bir aksın istiyorsan; dengeyi bir kaybedip bir bulmayı, bir yandan toprağa köklenip sonrasında gökyüzüne açılmayı cesaret edeceksin. Eğer ki dansın melodiyle bir aksın istiyorsan; bu duruşta bir var olmayı bir yok olmayı kabul edeceksin.

… Ve sonrasında melodinin büyüsüne kapılıp, dansçı olduğuna şükredeceksin.

Var olmak değişmektir, değişmek olgunlaşmak; olgunlaşmak kendini durmadan yaratmaktır.

 

*Mooji

*Henry Bergson

 

SİTEDE ARA

Go to top