Hepimiz çocuklarla yaptığımız yoga derslerinin, çocuklara konsantrasyon, denge, iletişim, koordinasyon, sakinlik gibi faydalar sağladığını biliyoruz.

Benim bu yazıda bahsetmek istediğim konu, bize neler ifade ettiği. Biz yetişkinler, çocuklarla yoganın şifasını paylaşırken, neler yaşıyoruz?

Geçen cumartesi öğrencilerimin isteği üzerine, onların çocuklarına yoga dersi verdim. Benim için çok keyifli, bir o kadar da duygusal bir ders oldu.

Çocuk Yogası derslerini düzenli olarak vermiyorum. Sadece öğrencilerimin çocuklarının merakını gidermek amaçlı ve küçük yaşta en azından yogayla tanışsınlar diye yılda bir iki özel ders yapıyorum.

Çocuklar söz konusu olunca, keyifli oluyor elbette, her biri sürprizlerle dolu ayrı dünyalar. Verdikleri tepkiler, derse katılımları ve bunda istekli olup olmamaları, hareketlerdeki durumları vs, vs. hepsine şahit olmak müthiş. Enerjilerine, çaktırmadan yogaya verdikleri değere hayran kalmamak mümkün değil. Gözlerindeki öğrenme hevesi, eğlendiklerinde attıkları kahkahalar, salondan çıkmadan önce annelerine “bir daha ne zaman yoga yapacağız?” diye sormaları, yaptığımız işin tatmin kısmı aslında.

Duygusal kısmına gelince, minnoşlardan ikisiyle, daha annelerinin karınlarındayken tanışmış olmamdı.


Hamile yogası zaten başlı başına özel benim için, bir de doğan bebekleri annelerinin elimi öpmeye getirmesi. Vay Başına Yoga Gelenler kitabımı okuyanlar bu maceralarımı bilir.

Kitapta ayrıca beni ziyarete gelen Çınar'dan ve adı konusunda fikir alış verişi yaptığımız Bora'dan da bahsetmiştim.

İşte o iki bebek büyüdü ve benim dersime geldi. Tarifi imkânsız duygularla yaptım dersi. İlk dondurmasını yiyen bir çocuğun sevinci nasılsa öyleydi sevincim.

Hamile yogası derslerine ilk başlarken ve yazılarımı kitaplaştırırken İki şey diledim geleceğe tohumlar ekerken; biri hamile yogasında benimle ders yapan annelerin, bebekleri doğup büyüdükten sonra çocuklarına yoga dersi vermekti, diğeri de yazdığım kitapları ebeveynlerle çocukların birlikte okuması.

İkinci dileğim gerçekleşmişti de ilkine henüz erişememiştim, ta ki bu derse kadar.

Bu ikiliye, doğumundan bu yana bizimle olan komşu kızı dünya tatlısı Görkem de eklenince değmeyin keyfimize.

Ders sonrası çektiğim fotoğraflara baktım, onlar çocuktu, ben onlardan çocuk. İçim kıpır kıpır, bedenimin yaşını unutmuş, coşkuyla eşlik etmiştim o miniklere.

Sonrasında düşündüm, çocuk yanımızı kaybetmemekten söz ederiz genelde, ama saf halimizin olgunluk çağımızla karşı karşıya kalması durumundaki çelişkiyi çözemeyiz. Oysa, zıtlıklarda karşılaştıracağımıza, çocuk yanımızı, olgun çağımızın kucağına teslim etsek, daha iyi olmaz mı?

Birbirlerini unuttukları anlarda, hatırlatsalar varlıklarını? Dengeleseler bizi? Hep yan yana, can cana yolumuza ışık olsalar? Belki de en iyisi budur.

Bu arada çocuklarını yogayla tanıştırmak isteyen annelere de ayrıca teşekkür etmek isterim. Kendi hayatlarının parçası haline getirmekle kalmayıp, biriciklerinin geleceklerine aydınlık tohumlar ektikleri için.

 

 

SİTEDE ARA

Go to top