Ne çok ihtiyacımız var esnemeye!

Bedenimiz katı, zihnimiz katı, düşüncelerimiz katı, tepkilerimiz katı. Neden bu kadar katıyız diye soruyorum kendime. Neden acaba?

Hayatta her şey bizi hizaya sokmaya çalışıyor da ondan. Çünkü hizasızız. Çünkü doğanın kuralı bu. Çünkü "entropi" doğada rastgeleliği ve düzensizliği sağlar. Düşünsenize ağaçlar tam olarak sabit yerlerden çıksa sadece, ya da yaprakların hepsi birbirinin aynı olsa ve aynı dallar aynı yerlerden çıksa... Ne kadar da sıkıcı olur değil mi?

İşte doğa gibi, ağaçlar gibi biz de hizasız doğarız. Doğduğumuzda tamamen esnek ve rastgeleyizdir. Ne güzel esnek esnek yayılırken yetişkinlerin "hayat" dediği bir şey gelir ve esnekliğimize göz diker. Sonra uğraş dur...

Hayat bizi katılaştırmak için çabalıyorken biz esnemek için çabalamalıyız. Akmalıyız, su gibi. Nasıl su girdiği kabın şeklini alabiliyorsa biz de girdiğimiz durumların içine öylesine uyum sağlamalıyız ki canımız acımasın. Örneğin, birinin kafasına su dökerseniz; ıslanır, canı acımaz. Bir değişim yaşar fakat canı acımaz, zarar görmez. Ama 5-10 tane buz kalıbı atarsanız canı yanar, hatta kafası kanar belki de. Değişim olur, fakat bu sefer canı yanmıştır, tepkilidir. İşte biz de insanlarla olan davranışlarımızda su gibi olmalıyız, akarak, severek, sakince dokunmalıyız onlara. Buz olduğumuzda iki taraf için de işler çok zorlaşır. Bırak o sana buz atsın, sen su ol. Su olduğun zaman buz da içinde erir, yok olur.

Bu dünyada her şey bizim için. Yaşadığımız tüm olaylar, hayatımıza giren tüm insanlar; şerefliler şerefsizler, vefalılar vefasızlar, sevgililer sevgisizler... Etrafımızda dönen tüm oyun bize derslerimizi öğretmek için oynanıyor. Bize düşen bu oyunu görüp dersleri ilk seferde alabilmektir. Başta çok naiftir dersler, dezavantajı fark etmesinin zor olmasıdır, ama avantajı ise kolaydır, severek öğretmeye çalışır, güzel güzel, tatlı dille. Fakat dersten geçer not alamadıkça ders ağırlaşır, bu sefer fark etmek çok kolaydır, gözünün önündedir, "ahanda sana ders!", ama artık o kadar kalınlaşmıştır ki kitapların, öğrenmesi çok zordur. Öğrenmeye çalışırsın ama en ağır yerden gelir imtihan. En sevdiğinden vurur hayat, en "yapmaz" dediğine yaptırır. En "olmaz" dediğinde olur. Bu yüzden sen "öğrendim" demeye çalışırken "bir de burdan al bakalım dersi" der. Artık ders travma haline gelir ve sen yorgunsundur.

Halbuki hayat bizi yormak için yaşanmaz. Hayat bir oyun ve oyunlar eğlenmek için oynanır. Eşinizle evcilik oynarsınız, işte doktorculuk, bakkalcılık, hırsız-polis... Herkesin bir rolü vardır, herkes bir başkasının öğretmeni ya da öğrencisidir. Yeter ki bunu fark edelim ve çok ciddiye almadan, çok sinirlenmeden, küsmeden oynamaya devam edelim. Eğlenelim.

"Hayat, ciddiye alınamayacak kadar önemlidir." der Oscar Wilde.

Çok da ciddiye almayalım, esneyelim...

SİTEDE ARA

Go to top