Bir süredir Bora Ercan ile Meditasyon derslerine katılıyorum. Meditasyon nedir daha fazla bilgi edinmek, farklı kaynakları araştırmak, anlamak, anlamlandırmak ve anlatmak çabamı dinleyerek.

Değerli hocam Nevvar Sünnetçioğlu’ndan ilk olarak 2004 yılında öğrendim meditasyon yapmayı. Üstelik ilk tanışmamdı meditasyon tekniği ile. Aslında yaşamı çok zor bir yerinden sorgulamaya başladığım zamanlardı o yıllar. Sokrates’e göre “sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez”. Tam da bu nokta benim için dönüm noktasıydı çünkü yaşamı sorgulamak için öncelikle, dışarı değil içeri bakmam gerekiyordu. Meditasyon o yıllarda benim için “ peki bu içeri bakma nasıl olacak” sorumun cevabıydı. Aslında sanki hastalığımın tek çaresiymiş gibi, doktorumun yazdığı ilaçlarımı düzenli alır gibi, yapıyordum her gün sabah ve akşamları 2 defa 20 şer dakika olarak meditasyonu. İçinde bulunduğum kaosu, düzenli meditasyon yaparak zihnimde ve yaşamımda belli bir düzende anlamlandırmak yaklaşık bir yılımı aldı. Uzun, zor ve keşiflerle dolu bir yolculuktu.

Bugün, hocam Bora Ercan’dan aldığım bir mail, sizlere yukarıda yazarak paylaştığım her an'ımı anlatıyordu sanki.

Şimdi sizlerle bu yazıda benim dikkatimi çeken bir bölümü paylaşmak istiyorum:

“İçe dönmenin farklı araçları olduğu gibi farklı amaçları da söz konusudur. İnanmış, adanmış bir kişi kendi meditasyon uygulamalarında içindeki ilahilik ya da dışındaki ilahilikle bağ kurmak amacında olabilir. Bununla birlikte, kent yaşamının hızından, gerginliğinden bunalmış bir kişi de içsel huzuru aramak, bulmak amacıyla meditasyon yapıyor olabilir. Öte yandan, meditasyon zihnin aşkınlığıyla ilişkilidir. Her ne amaç için olursa olsun kişinin kendi bireysel deneyimi önceliklidir. Bizim önerimiz meditasyonun belirli bir amaç dahilinde uygulanmamasıdır. Bu, meditasyonun bir yarar getirmeyeceği anlamına gelmez. Nitekim meditasyon, yemek yemek kadar doğal bir eylem ve temel bir gereksinimdir. Onu doğallığından ayrıştırıp farklı anlamlar yüklediğimizde arzulanan amaçtan da uzaklaşmak kaçınılmaz olacaktır.”

Amaç ne olursa olsun “kişinin kendi bireysel deneyimi önceliklidir” ifadesi en can alıcı nokta. Çünkü benim, Sorates’in dediği şekilde yaşamı nasıl sorgulayacağım sorumun cevabı da, meditasyonu deneyimlemem ile birlikte başladı. Burada kapılarımı açan anahtar, meditasyonun bana sağladığı zihinsel farkındalık gücümün artması ile yaşamıma farklı bakış açıları ve anlamlar kazandırabilmem için sorgulamalarıma devam etmem oldu. İnsan aydınlığı bir kere gördüğünde ondan asla vazgeçmek istemiyor.

Bugün yoga terapi dersimin saatinden önce bir kitapçıda kitabımı okuyup, çayımı yudumlarken, edebiyat ve yazma atölyesinin benim için büyülü broşürü ile göz göze tam bakışıyorduk ki, bir kedinin kitap okumadan kitapçının boş sandalyelerine kıvrılmasını hayranlıkla izledim. Kısacık bir andı tüm koşturmacalarımın içinde bu fark edip yazdıklarım ve çok değerliydi benim için.

Yaşamak, yaşamdan sadece keyif almak adına. Belki de sorgulamaların bittiği an budur.

An'da olmak. Yapmadan, eylemeden, sadece orada var olmak. Kedi ile çay ile kitap ile broşür ile. Çıktığım yolculuğun büyülü dünyasında bir anlığına kaybolmak, bu çivisi çıkmış dünyada...

SİTEDE ARA

Go to top