Yoga derslerinden ve eğitimlerinden öğrendiğim bir şey; herhangi bir konuda yolumuzu çizerken ihtiyaçların seçimlerini şekillendirmesi oldu.

Yani hayat sana ihtiyacın olanı sunuyor. Gölge yanlarına göre bazen bu bir yoga eğitmeni, bazen bir arkadaş, bazen de yaşadığın utanç duygusu içine ışık tutuyor. O gölgeye kim daha iyi ayna tutacaksa, sana “bak buradayım” diyecekse o beliriyor karşında. Ve iyi bir haberim var: Endişelenme, o zaman doğru yoldasın. :)

Benim Mindfulness yolculuğum da böyle başladı.Geçtiğimiz sene iş hayatını bırakmış olmam birden yüzüme çarptı, seçimim beni endişeden endişeye sürüklüyordu ve kendimi güvende hissetmiyordum. Önümde aşık olduğum bir iş (yoga eğitmenliği), geçmişte de oturmuş bir düzenim ve kariyerim vardı. Kendi içimde çözüm ararken, yolum beni şifalandıracak Mindfulness meditasyonuna götürdü.

Şimdi ise Breathing Mind ile Mindfulness Eğitmenliği’ne katıldım. Bakalım yol nasıl akacak… Şimdi biraz açıklamalar.

Mindfulness, geçmişten günümüze taşınan, devam eden meditasyon çalışmalarının belki biraz daha bilimsel olarak açıklanmış hâli. Tüm meditasyon geleneğini anlatan zihin bilimleri, bunları kanıtlayan bilimsel araştırmalar ve beden merkezli terapiler & farkındalık çalışmalarının birbirine güzelce harmanlanmasıyla Mindfulness akımı ortaya çıkıyor.

Mindfulness, Türkçe karşılığı Farkındalık. Ve en yaygın kabul gören yorumu ise: Bilinçli olarak açık, nazik ve anlayışlı bir şekilde dikkat etme sonucunda ortaya çıkan farkındalık.

Yargı yok, karar yok, analiz yok. Sadece olan var, olana şefkatle ve nazikçe bakmak var. Yoga öğretisinde bir tanım vardır: Maymun zihin. Zihnimiz o kadar hareketli ve düşünceden düşünceye zıplıyor ki, meditasyonda düşüncelerimizi gökyüzünden geçen bulutlar gibi izlemek bile yeterli olmuyor.

Mindfulness geleneği, bedendeki duyumları izleme odaklı. Duyumlarımız otonom sinir sistemine açılan bir pencere ve gerçekten nefesinle bağ kurup bir dağ gibi sessizce oturduğunda bedenindeki duyumlar geçmişten bir anı, kendine dair bir yargı ya da sinir sisteminin geçtiği hâller hakkında inanılmaz ipuçları veriyor.

Sinir sisteminin benliğimizle, ailemizle ve arkadaşlarımızla olan ilişkisel kalitemizi belirleyen bir algısı var. Geçmişte yaşadığımız bir travma, üzüntü ya da bir anı sinir sistemimize yapışıyor ve geçmişteki yaşanmışlık bugüne aynı filtreden bakmamıza neden oluyor. Bir duruma dair verdiğin yargı seni hırpaladıysa, endişe içindeysen ve yaşadığın bir travmayı bastırmak istiyorsan hâlâ hayatta kalma içgüdüsüyle Kaç-Savaş ya da Don moduna takılı kalıyorsun.

Beynin zıtlıkları barındıran paradoksal durumlarda “Aman Tanrım” ne yapacağım hissi ya da bir konuda karar verememe; işin içinden çıkamama, sıkışıklık hissini yaşıyor ve verdiğin tepki hala Kaç-Savaş ve Don tepkisini veren Sempatik Sinir Sistemininden geliyor.

Aşağıda bahsettiğim Mindfulness pratiği Prof. Dr. Daniel Siegel’dan bulduğum “Farkındalık Çemberi” çalışması. Bu Mindfulness meditasyonuyla kaba duyumlardan, ince hislere doğru yola çıkarak bedenimizin iç havasını, iç deneyiminin farkına varıyoruz.

1) İlk önce dikkatimizi duyumlara taşıyoruz; aldığımız koku, çevremizde gördüğümüz renkler, dokunma hissi, ağzımızdaki tat, duyduğumuz sesler bizi güvende ve emniyette hissetmemizi sağlıyor.

2) Daha sonra beden içinde hissettiğimiz duyumlara dikkatimizi veriyoruz. Karnın nasıl hissediyor, göğüs kafesin, omuzların, boğazın nasıl hissediyor, bunlar hep sana dair ipuçları barındırıyor.

3) Daha sonra dikkatimizi küçülterek burun deliklerimizdeki hislere odaklanıyoruz. Nefesin girişi, çıkışı, yoğunluğu ve sıklığı… Nefese dair her şey.

4) Ardından zihnimizdeki aktiviteler. Geçen düşünceler, anılar ve hislerin farkına varıyoruz.

5) En son ise çevremizdeki insanlar ve dünyayla olan ilişkisel bağımızın farkına varıyoruz. Belki biraz hisler inceldikten sonra algımızı daha geniş ve açık tutmak faydalı olabilir.

Mindfulness pratiklerinin temeli kendimizi güvenli ve emniyette hissetmek. İyi hissettiğin zaman kendinle ve çevrenle daha ilişkisel bir hâle gelmeye başlıyoruz ve böylelikle kendini şifalandırma süreci başlıyor…

Zihninin içinde yaşamaktan çıktığında, bedende ne hissettiğin, o anki algının ne olduğunu görmeye başlıyorsun. Ve dikkatini daha güvenli yönlendirdiğinde artık deneyimin de değişiyor. Daha yüksek bir yerden yaşanana bakmaya başlıyorsun. Aklının yatmadığı sorun, ilişki ya da cevap seni eskisi kadar rahatsız etmiyor ve tüm enerjin de cevap bulamadığın o alanı çözmeye çalışmıyor.

Başa dönecek olursam, yol aldıkça karşıma bu güzellikler çıkmaya başladı ve en ihtiyacım olduğu zaman Mindfulness meditasyonuyla tanıştım. Umarım bu pratik size de iyi gelir ve bir gün yolumuz kesişir, bol bol Mindfulness meditasyonu ve algımızı şekillendirenler üzerine konuşuruz.

Konuyla ilgili paylaşımlarıma devam edeceğim. Şimdi senin de ihtiyacın varsa, 20 dakika süre tanı kendine ve sessizce otur, kendini iyi hissettirecek bir alan bul ve nefesini fark et. Zamanla içinde dönüşenleri gördükçe sen de hayret edeceksin.

Sevgiler,



*David Cornwell meditasyonda bu soruyu sorarak bedendeki duyumlara dikkati getiriyor.

 

SİTEDE ARA

Go to top