Bu bir emirdir: Bedenine gir!

Evet, farkındayım, bir suredir yazmıyorum (zihnime verilen bir cevaptır bu). Çünkü, küstüm…! Yogaya da küstüm, yazmaya da küstüm…

Ben zaten sık sık küserim… Hayat istediğim gibi gitmediğinde, planlarım gerçekleşmediğinde… Gitmek istediğim bir spritüel etkinlik öncesi, kolum kırıldı… benim çocukken hiç kırığım olmamıştı oysa… Kızdım ve yoga yapmadım aylardır, katıldığım meditasyon grubundaki dilini anlamadığım meditasyon ile idare ettim bir sure… Hayatin karşıma çıkardığı, zihnimin engel diye nitelendirdiği çeşitli zorlukları atlattıktan sonra… Bir gün yürüyüşe bıraktım kendimi, yeni evimin kıyısında… Yürürken, yürürken bir su kenarına geldim, oturdum… Tasasız, dertsiz yüzen ördekleri izledim… Onları izlerken, kendimi iskelede meditasyon pozunda otururken buldum. Birkaç minik esneme hareketi ile hazırlandım. Sonra kapadım gözlerimi… Açtım, dinlerken iyi hissettiğim mantrayı… Bir sure, mantra, nefes ortaklığında anda kaldık… Hayatı yüklenmiş olan bedenim, düşük omuzlarım, yavaş yavaş hizaya girdiler, rahatladılar… Nefesimi ihmal etmiştim bir süre, telaş ile koştururken şehir hayatında… Nefesimin vücuduma girdiğini fark ettim bir süre sonra… Gözlerimi açtığımda, ben de biriken dertlerden, tasalardan arınmıştım artık… Uzun bir zamandır zihindeydim, planlar, kararlar… Bu kısa meditasyon sonrası, bedenime girdim. Düşük omuzlarım, yerlerine oturmuş, sırtım ise, rahatlamıştı… O günden sonra, kendime "bedenine gir" komutu veriyorum, zihin baskın olmaya çalıştıkça…

Henüz tam olarak barışmadık yoga ile, ama umut var, yakındır tekrar kucaklaşmamız…!

 

SİTEDE ARA

Go to top