Çocukken izlerdim, dünyayı, insanları, anlamaya çalışırdım, susardım, dinlerdim. 

Lise yıllarında belki biraz daha sesim yükseldi, düşüncelerimi çekinmeden dile getirmeye başladım, şiirlerle ifade ettim kendimi, yazdım, çizdim.

Üniversite yıllarımda daha derin düşünmeyi öğrendim. Mimarlık okudum, mesleğimi sevdim, uyguladım. Çizgilerle anlatmayı seçtim o yıllarda. Binalarda, tasarımlarda şekil aldı fikirlerim, yorumlarım. Artık daha kendine özgü bir "birey"dim.

Evlendim, iki kişi yaşamayı öğrendim. Gerçek anlamda paylaşmayı, fedakarlığı, sevmeyi, saymayı. Bir anlamda, benim adıma yoga başlamış oldu, bütünsel düşünmek, artık "birey" değil, birlik olmak.

İkiz bebeklerime hamile kaldım. Onlar karnımda "yoga" yaparken ben izledim, öğrendim. Onları büyütürken de öğrendim, birlik olmayı, ikiz olmayı, birlikte düşünmeyi ve hareket etmeyi.

Yogaya başladım, 10 yıl önce. İlk pratiklerde daha "bireysel", belki daha "bedensel" çalışmalar yaptım. Eğitim devam ettikçe, yoga uygulamalarım ve öğrenmek sürdükçe paylaşım olmadan "yoga" olmayacağını kavradım. "Bireysel ve bütünsel". Hepsi birlikteydi ve bir bütündü. Parça yoktu, tam vardı.

Bunu kavradıktan sonra çocukluğum, ben, okul yıllarım, evliliğim, dostlarım, akrabalarım, annem, babam, kardeşim, çocuklarım, bireyselliğim ve bütünselliğim, hepimiz "bütün" olduk, "tam" olduk. Belki artık kumda yürürken bıraktığım izler bile daha derin, daha sağlam, daha kalıcı. 

Yoga devam ediyor, edecek, etmeli. Dünya bir bütün, yaşam bir bütün. 

 

 

SİTEDE ARA

Go to top