Başlangıçta, karar verme süresince karşılaşılan ve yaşanan, "o mu, bu mu?" sendromu!

"Hangi hoca?, hangi salon?, ne tarz yoga?, spor mu yoga mı?, ben yapamam o pozları, rahatlar mıyım, popom küçülür mü?" Kimileri için yoga, felsefesi ile ağır basarken, kimi için de asanalar/yoga pozları öncelik kazanabilir. "Kilo vermek, Nirvana ya ulaşmak" sözcükleri havada uçuşabilir. Kabul edilmeli ki yollar farklı olabilir ve herkesin yolu, yoga ile de kesişmeyebilir :)

Pratikler süresince ise, aslında beklentiden uzak durulmalıyken, beklenti oluşabilir. "Her şey yoluna girecek, bedenim şekillenecek " cümleleri sabırsızlığı doğurabilir. Kendimize haksızlık yapıp göz ucuyla "başkası nasıl yapmış? " kısımlarına takıldığımız anlar olabilir. Sakinlik kavramı uçup gidebilir ve bir yarış ortamı yaratılabilir.

Hayatımız boyunca kıyaslama kelimesi ile haşır neşir olduğumuz düşünülürse, her adımda bunu yapıyor ve fark etmiyoruz bile! "Rahatlamak" derken, başka bir kasılmaya davetiye çıkarıyoruz. Ardından başka bir zemin yaratıp, sonuca odaklanıyoruz!

Oldu ya, yollar kesişti!

Mat ve sen

Nefes ve sen

Poz ve sen

Her şeyde öncelik sensin, bir başkası değil!

Yoga, kendine ayırdığın o bir veya iki saatin kıymetini kavramaya çağırıyor seni. Bedenin, nefesin, zihnin, ruhun dans ediyor. Dans ettikçe, roller değişiyor. İhmal ettiklerini gösteriyor. Seni seninle buluşturuyor. " Denge " diyor, " sensin" diyor :)

Yoga pratiğinde ki hırsın, sabırsızlığın, sabrın, sakinliğin, korkaklığın, mükemmeliyetçi tavrın , miskinliğin, uzaklığın v.b her şey seni sana anlatıyor.

Ve ekliyor, "göründüğünden ve zannettiğinden fazlasısın, öğrenmeye hazır mısın? "

 

SİTEDE ARA

Go to top