Yoga, birleştiren, bütünleyen bir fikirdir ve bin yıllardır bu böyle süregelmiştir. Beni de ayırmadan, bölüp parçalamadan kavrayıp, kapsamasına rağmen benim onu bütünlüklü olarak görmem, idrak ve kabul etmem epey zamanımı aldı.

Tüm varoluşumu derinden sarıp, bütün olduğumu anlayıp idrak edinceye değin ne o benim peşimi bıraktı ne de ben onun. Kendimi ararken, merak edip deneyimlediğim her yol yoganın bir açılımı veya fikrine ulaştırdı beni. Birçok kez ilk bakışta, anlamsız veya gereksiz gördüğüm bir kişinin, olayın ya da durumun evrensel planda, bütünün içinde nasıl bir rolü olabileceğini anlayamıyordum. Oysa zaten kaçınılmaz olan oluyor, bütünlüğün içindeki yerini keyifle alıyor, ama benim bakışım asla onu kabul etmek ve yaşamın bütünlüğünde sindirmek yönünde olamıyordu. Şimdi anlıyorum ki benim bir zamanlar öyle olmam bile bütünlük içinde sadece olması gerekenden başka bir şey değilmiş.

Şimdi “yeni yıla girerken” diye başlayan bir sürü yeni fikirler, planlar, dualar, dilekler ve etkinlikler yapıyoruz. Eski ve yeni olarak bölüyoruz zamanı her zamanki gibi. 2017 ve daha evvelinde çektiğimiz acıları çekmemek, yaptığımız hataları yapmamak için sözler veriyoruz kendimize, sevdiklerimize. Oysa mutsuzluğun bir hikaye’ye, bir de kavramsal kimliği olan ben’e ihtiyacı var diye okumuştum bir kitapta. Yani mutsuzluk-zaman kavramı= hayatın “böyleliği”nden başka hiçbir şeydir.

Matın üzerinde, asana pratiğim sırasında bedenimin her hangi bir yerinde hissettiğim yoğun bir baskı veya enerjiye, eğer mutsuzluğumu eklemezsem, ne yeni bir hikaye yarattığımı, ne de eski ve inanmayı sevdiğim acı dolu hikayelerimi yine yeni yeniden yaşamadığımı artık biliyorum. Sadece hissin oluşmasına izin verip neler olduğunu izliyorum.

Mat üzerinde kendi yoga pratiğimin böyleliği’ne kaptırmış giderken, yaşamın bütünlüğüne bir de bakmışım yeni yıl gelmiş, hoş gelmiş.


 

 

 

Go to top