Bedenim beni yogaya çagirdi, uzun bir aradan sonra. Ama mat olmadan yoga yapamam ki, bana ait gelmedi denediğim alanlar.

İki yıldır bana yarenlik yapan matımı bırakmıştım memlekette, üzülerek (Eşya ile bağ kuruyorum, evren ile bağ kuruyorum) :)

Sonunda, çeşitli ertelemelerden sonra kendime yeni lila rengi bir mat aldım. İndirim de vardi, tam bana göre, ucuz alışverişe bayılırım. Halimden hoşnut, bayramlığını giymiş çocuk sevincinde evime ulaştım. Matımı serdim özenle. Bedenim kendi emrindeydi artık, ağrıyan gerilen her noktam esneyerek, salınarak gevşeme ayrıcalığında… Tadasana'da yaptığım salınımlar ile köklenemeyen ayaklarımı, Uttanasa'da yerçekimine bıraktığımda üst bedenimi, değişikliği yadsıyan sırtımı ve boynumu, yüklenmiş omuzlarımı rahatlattım. Adho Mukha Svanasana ile adım atmaya hazırlandım, yeni adımlar gerekliydi hayatta da. Plank pozunda ne kadar güçlü olduğunu gördüm bedenimin, ilgisiz bırakmama rağmen onu bir süre. Her pozda, pozdan poza geçişte, bedenim konuşuyordu benimle çeşitli tonlarda. Ses çıkarmak serbest ; içgüdüsel iniltiler, rahatlatan titreşimler… Derin, içimi dolduran, kendiliğinden oluşan nefesler… Ahh ne güzel şey şu yoga, insanin kendini sevmesi ne tatmin edici!..

Go to top