2013’den beri yoga ve meditasyon dersleri veriyorum ve zamanla gördüğüm çok net bir şey var: insanın kendisine şefkat göstermesi çok zor olabiliyor!

Derslerde yeni başlayan ve deneyimli öğrenciler bir arada olduklarında deneyimli öğrenciler için poz  varyasyonları verdiğimde sanki benim dediğimi yapmazlarsa dışlanacak gibi hissedip, her dediğimi yapmaya çalıştıklarını gözlemliyorum. Yüzler kızarıyor, beden sıkışıyor ama illa ki son bölümdeki noktaya gelmek için beden itip çekiliyor ve bunu önlemek için ne söylersem  söyleyeyim  engelleyemiyorum.

Dürüst olmak gerekirse bende tam böyleydim. "Yapmam lazım", "olması lazım" fikriyle kendime işkence uygulayarak yoga yaptığımı sanıyordum! Facebook eski yazılarımı ve paylaşımlarımı gösterdikçe vıcık vıcık sevgi kelimesini kullandığımı ama  hiçbirinin içinde sevginin gerçek tonunun olmadığı geçen gece fark ettim. Bedenimi itip çekerdim ve sevme konusunda kendim dışında herkese vericiydim.

20’li yaşlarda her ”sevgililer gününde” az mı drama yarattım kendime!! İnsan kendinde olmayanı nasıl da istiyor ve kendinde olmayınca nasıl da hırçınlaşıyor çok iyi biliyorum. Ama zamanla insan anlıyor ki, önemli olan kendi bahçende olanlarmış.. 

Nasıl diye soruyorsan? Sadelik ve şefkatle…. Önce kendine şefkatle.. “Nasıl bunu yaparım?” diye kendine işkence uygulamak  yerine elinden geleni an be an yaptığını bilerek zarafet, kabul ve şefkatle… Her halini dahil ederek, edemeğinde de etmeye gönüllü olarak zarafetle... Kendi yolumdan çok net gözlemlediğim bir şey var: yoga, her nasıl ifade ederseniz edin, bir şekilde kalp sesini açıyor ve öyle bir açıyor ki, artık oradaki  sesleri görmezden gelememeye başlıyorsunuz ve onları sükunetle karşılayacak savaşçılara dönüşüyorsunuz. İnsana sihir gibi geliyor ama tek yaptığınız Kaynak’la bağınızı kuvvetlendirmek. Ve benim için yoga, matın üstünde hareket etmek ya da sessizce oturmak ise belki senin için resim yapmak olabilir. Yani çok şükür ki tek yol yok ama sen kalbini dinlemedikçe kimse senin için yolu açmayacak!

En doğrusunu yapacağız diye hepimiz yol yorgunuyuz. En doğru sevgili, en doğru beden, en doğru eğitmen, en doğru eğitim, en doğru yol... Canım yok öyle şeyler… Doğrunun herkese göre değiştiği yetmezmiş gibi bir de zaman içinde de değişiyor her şey. Bu ne demek biliyor musun? Kendi cevabımı sana en doğru cevap diye veremem… Aynı sorulara farklı zamanlarda farklı cevaplar vereceksin ve bil ki, tam o an da en doğrusu o olacak!

Bazen en iyi bildiğim hareketi yaparken düşüyorum. Ah, düştüm. Ben çok yanlışım demiyorum. Tamam şu an böyle deyip, yeniden deniyorum. Yanlış değilsin, hiç olmadın, hangi yolu seçersen seç yine de olmayacaksın. Bazen hata yapıyorum, yanlışım, çok yanlışım demiyorum. Şu an böyle nasıl düzeltebilirim diye bakmaya çalışıyorum.

Nefes al şimdi. Bak buraya kadar geldin. Tam buraya kadar yaşam seni bir şekilde getirdi. Merak etme, her şey oluyor. Ayşe gibi olunca, kilo verince, el dengesine çıkınca doğru olmayacaksın. Zaten oluyor, an be an her an zaten oluyor... Haydi artık yorma kalbini... Sadece dinle, sana yolunu fısıldaması için...  

YOLUN AÇIK OLSUN…

Sevgimle..

 

Go to top