Bazı haftalar aylar vardır, hayat senden beş insan gücünde olmanı bekler. Önceden bilirsen durumu, zihinsel olarak hazırlarsın kendini.

Ama hazırlıklı olmadığın durumlar, ortamlar vardır. Bilinmezlik… Bayılırım (!) 😊

Bilmediğim insanlarla, tanımadığım kültürlerle alışverişte olduğum bir süreçteyim… Bir araya gelip, eğitimler alıp, eğitimler veriyoruz. Neyse ben asıl konu olan yogaya dönüyorum. Zihnim hazırdı sürece ama bedenim yoğun stres ve bilinmezlik ortamında akan her duyguya, düşünceye açık yakalanıverdi… Katıldığım gruplarda oluşan negatif enerjinin, hamstringlerimde, gluteus minisumus, oblique vs. kaslarımda an be an birikimini izledim. Neyse ki yoga biliyorum! Kendimi eve attığım anda kaslarımdaki ağırlıklardan çeşitli yin yoga pozları ile özgürleştim. Bu noktada kendiliğinden oluşan iki farklı uygulamam oldu: indoor ve outdoor yoga…

Indoor yaptığım uygulamada, nefeslerimin hareketi yaptırdığına şahit oldum. Psoas kasım sanki nefes alıyor ve beni paschimottanasana içinde derinleştiriyordu… ama fasyalarim açılırken çektiğim acılar, çıkardığım acı dolu sesler… neyse ki her şey geçici ve bu acılar yerini, savasanada derin bir huzura bıraktı…

Başka bir yoğun stresli, negatif enerjili günün ardından, güzel havanın verdiği ilhamla, matımı alıp evin önündeki yeşil alana indim… yine klasik güneşe selamlarla ısınmalar; mavi gökyüzü ve yeşil yerküre arasındayım… Büyük sevinç ve coşku ile yoga pratiğimi yapıyorum, her yanım nefes doluyor… bu defa yaptığım, yin yoga pozları açılan fasyalar bana acı çektirmedi… her acı uyarısında, gözüm bir ağaca takıldı ya da bir çiçeğe, ve beni bir gülme aldı onları izlerken… İdrak ettim ki acıyı yaratan zihnin ta kendisi… Kendini doğaya bıraktığında için sevinç ile doluyor, fasyalar açılırken bile…

Savasanadan `Doğada acı yoktur` diyerek uyandım, titreşimler içindeyken…

AUMMMM…

NAMASTE!

Go to top