Zaman zaman kafamın içinde sürekli bana bir şeyler fısıldayan kelimelerim çekip gidiyorlar. Neden ve nereye kaybolduklarını bilmiyorum, hiçbir kelime düşmüyor, bomboş ve çaresiz öylece kalıyorum.

Kafamın içindeki bu ölüm sessizliği beni korkutuyor. Kendi kendime ya bir daha tek kelime bile yazamazsan ne yaparsın diye soruyorum. Sonra bir gün aniden günler boyunca durup beklediğim kırmızı ışık, yeşile dönünce fırlayıp gidiyorum, aklıma gelen her şeyi bir dahaki sessizlik dönemi gelene kadar kelimeleri, cümlelere, cümleleri yazıya dönüştürmeye çalışıyorum.

Yaşadığımız hayatı kontrol edebildiğimizi düşünmek sanırım kendimizi güçlü hissetmemize neden oluyor ama bir zaman geliyor bütün hâkimiyeti kaybediyor, fırtına ortasında kalmış bir sal gibi oradan oraya savruluyorsun. Fırtına dindiğinde kendini nerede bulacağını bilmen mümkün değil, ama bazen dalgalar seni öyle bir limana taşıyor ki, hayatının üzerindeki bütün bulutlar dağılıp tekrar güneş yüzünü gösteriyor. Böyle büyük değişimlerin arifesinde, bir adım atmak için ihtiyacın olan tek şeyin cesaretin olduğunu fark etmek işini kolaylaştırıyor.

Dünya gerçekten zor bir yer ve insan telaş dişlileri arasında kendinden her gün biraz daha uzaklaşıyor, sokakta her gün yanınızdan geçen kadınlar, erkekler daha sessiz ve daha mutsuzlar işin garibi bu durumu normal kabul ediyoruz. Hayatımızı güzel renklere boyamak yerine, gri ve siyah arasında dolaşıp duruyoruz. Kendinin, yaşamaya çalıştığın hayatın farkına varman için bir mucize bekleme, sen önce yüzünü kendine dön ve iyice bir bak ve ne istiyorsun, nereye gidiyorsun, diye sor. Genellikle kendine sorduğun soruların kolay bir cevabı yok, harekete geçmeden beklemek, hedeflerine varamayacağından endişe etmek seni kocaman düğümlerle bağlar, eğer buna izin vermez, harekete geçersen ileriye doğru attığın bir adım seni özgürleştirecektir. Yoga benim kendi özgürlüğüme attığım kocaman bir adımdı ve cesaretim benim hep elimden tuttu. Şimdilerde eğitimden eğitime koşup, her hocanın ve her yeni eğitimin beni nasıl doldurduğunu, bilginin gücünün beni değiştirdiğini gördükçe, bir küçük adımla değişen hayatımı bilerek ve anlayarak yaşadığımın hiç olmadığım kadar farkındayım.

Herkes bu dünyada bir iz bırakmak ister, kimileri yazar, kimileri besteler, kimileri çizer, kimileri bir şeyler icat eder, kimileri oynar, bunlar kişinin yeteneği ve bu yeteneğin kalıcı sonuçlarıdır. Biz yoga eğitmenleri bu kalıcılıktan payımızı alan şanslı guruptanız, doğrudan hayatlara dokunarak değişip, değiştiriyor bir fark yaratıyoruz. Kalça ameliyatı olmuş bir öğrencin bakın bacağımı nasıl açabiliyorum diye sevinerek gösteriyorsa ve o açılma için sana teşekkür ediyorsa, bu seni o insanın hayatının içine katıyor, dini, dili, ırkı fark etmiyor bir bütünün parçası oluyorsun. Yoga ile aniden bir birlerimizin hayatlarının içine düşüp, her gün daha sağlıklı bir güne uyanmanın mutluluğunu hep beraber yaşıyoruz. Açıkça söylemek gerekirse ne yaparsanız yapın, hiç biri insanın hayatına yoga kadar iyi gelemez.

Bedenin doğru bir şekilde durmayı ve hareketleri, yeni bir dil öğrenir gibi öğrenir, her kasın, her eklemin, her kemiğin çalışır, eğilirsin, bükülürsün, uzarsın, esnersin ve insanın kendisini değiştirebileceğini önce kendine kanıtlarsın. Zahmetsiz, rahmet olmazmış, bütün bu değişim senin disiplinin ve sabırla yaptığın pratiklerinin mükemmel sonuçlarıdır. Cesaretle attığın adımla, yürüyüp geldiğin yolda, geriye dönüp baktığında yola çıkan insanın her yönüyle bir bütün olarak değiştiğini ve şimdilerde daha az endişeli ve daha çok mutlu olduğunu görüyorsun. Kendini yoga ile değiştirebileceğine inanman gerek, emin ol yıllarca sürmüyor bu değişim, bir gün, aniden artık çok farklı biri olduğunu anlayıveriyorsun. Ben bu yeni halimi daha çok seviyorum, dünya bir nehir gibi akıp giderken o akışın içinde onunla beraber bu yolculuğu sevgi ile yapıyorum.

Değişime, özgürlüğe bir adımda sen at, gücünü fark et, fark yarat.
İyilikle kalın, hoşça kalın.
Namaste. Girne

Go to top