Son günlerde evde yoga pratiklerimi yaparken, kızım da bana eşlik ediyor. Geçenlerde hava çok sıcak ve bahçedeyiz. Sürekli “anne hadi yogamızı yapalım” diye ısrar ediyor. Ben de “hava biraz daha serinlesin, sabırlı ol” diyorum.

Hava serinledi neyse ki ve benimki matları serdi bahçeye. “Ama” dedi, “ben bu kadar bekledim, onun için -Acro Yoga Challenge- yapacağız. Bir kahkaha atmışım ki sormayın gitsin.  “Ben mi acro yoga yapacağım canım?” dedim. “Sen” dedim “onu kendin yap, böylece olması gerektiği gibi sadece kendinle yarışmış olursun”. “Nasıl yani? Kendi kendine yarış mı olur? Bir başkası ile yarışmadıktan sonra, ne zevki var ki yarış yapmanın?” diye arkası kesilmeyen sorular sormaya başladı. Ve nihayetinde de, “o zaman normal yoga 😊 yapalım, challenge yapalım” a geldi konu…

“Yoga’da challenge olmaz” dedim ve birkaç itirazından sonra ilgisini çekmeyi başardım…

“Biz yogada bir yarış içine girmek istiyorsak, bu sadece ancak bir önceki dersteki kendimizi geçmek şeklinde olur. Yanımızdaki diğer arkadaşlarımızı izlemeyiz. Çünkü yoga sadece kendimizle ilgilidir. Vücudunun gün geçtikçe esnediğini, daha önceden tam olarak yapamadığın asanaları yapabildiğini fark eder mutlu olursun. Ya da bazı asanaları hala yapamıyorsundur ama hiç de oyunu kaybetmiş gibi hissetmezsin, ne zaman yapabileceğini düşünmezsin. Tek bir mutluluk yaşarsın yogada, o da nefesini fark ederek yaptığın her asanada “şimdi ve burada” olmanın verdiği muhteşem sevinçtir.  “İşte bu yüzden de biz yoga challange ifadesini kullanmayı doğru bulmuyoruz.” dedim.

“Peki” dedi, “ya bazı şeyleri hiçbir zaman yapamaz ve esnek olamazsam anne”.

“Ben yoga yapmaya kırk yaşımda başladım. Sen yoga yapmaya, üstelik de fly yoga yapmaya dokuz yaşında başladın. Ben bile kendi bedenimde farklılıklar görüyorsam, senin istediğin esnekliği elde etmemen mümkün değil. Üstelik de yogadaki asıl hedefimiz bedenimizin esnemesinden çok, zihnimizin esnek olması. Hadi gel şimdi yogamızı yapalım, boş ver yarış falan yapmayı.”

İşte böyle bir konuşma geçti aramızda. Zihin esnekliği konusunu bilerek başka bir zamana bıraktım, biliyorum ki bir an geldiğinde kendisi merak edip soracak.

********************

İşin aslına bakarsak, kaç yaşında olursak olalım pek çoğumuzun isteğidir esnek bir vücuda sahip olmak. Elbette bunu ben de istiyorum. Ama benim asıl istediğim yoganın asana dışında kalan diğer tüm adımlarını da yaşamak. Ustam hep buzdağı örneğini verir. “Buzdağının suyun üzerinde olan kısmı sadece %15 lik kısmıdır. %85 i suyun altındadır. Yoga da tıpkı bir buz dağı gibidir. Asana yoganın sadece %15 idir, kalan diğer her şey ise %85 i.”

“Diğer her şey”, ne güzel bir ifade biçimi değil mi? Diğer her şey yapılan değil, yaşanan bir şey. Diğer her şey sevgi demek, bütünlük demek, hoşgörü, vicdan, aşk, huzur, birlik, an’ın tadı, sonsuz bir mutluluk demek. Tüm bunlar yaşandığında, sizce bir insanın bedeni kas katı kalabilir mi? O da kendiliğinden yumuşayıp esneyecektir. Ben biraz tersten gitmiş olabilirim. Aslında her zaman söylediğimiz “bedenimiz esnerse, düşüncelerimiz de esner” şeklindedir. Ancak niye tersi de olmasın ki; eğer zihnini kontrol edebiliyorsan bedenin de nihayetinde esneyecektir. Çünkü bedenimizdeki her blokajın zihinsel sebeplerden kaynaklandığını artık hepimiz kabul ediyoruz. Zaten sadece asana ile bitseydi yoga, esnek bir vücuda sahip olan herkes gerçek bir yogi veya yogini olurdu. Yogayı yapmaz, yaşardı.

O halde niyetimiz buzdağının görünmeyen kısmını keşfetmek ve yaşamak olsun. Biz o mutluluğu yaşarken, bırakın birileri de bizi suyun üstündeki küçük bahçede yoga yapıyor zannetsin. Biz derin sularda yüzelim ve yoga olalım…

Aşk’la…

 

Go to top