Sanılanın aksine tesadüf diye bir şey yoktur. Dünyanın düzeni içinde karşımıza çıkıp bizi değiştiren, düzelten şeylerin tesadüf olduğunu düşünüyoruz. Aslında tesadüf diye düşündüğümüz, başımıza gelen her şey bizim için yapılmış planlardır.

Yoga eğitmenliğimde dört yılı geride bırakırken, yoganın hayatıma girmesi, onun ışığının peşinden gitmem, eğitmen olmam, sertifikamı alır almaz yoga sevdalıları ile buluşmam benim için yapılmış olan planın uygulamaya geçmesiymiş. Bazen bir yola ya da yolculuğa çıkmak için kendimize koyduğumuz engelleri yıkmamız, ön yargılarımızdan kurtulmamız, ne olursa olsun hayallerimizin peşinden gitmemiz gerekir. Vazgeçmemek, mücadele etmek planların düzeni içinde işleyişini kolaylaştırıyor. Bu hayatta herkesin sevdiği, mutlu olduğu işlerde çalışması maalesef her zaman mümkün olmuyor, ben yıllar sonra mutlu olduğum bir işi yapabilmeyi başarmış şanslılardanım.

Bir amatör olarak çıktığım yolda, kendimi geliştirmek için önüme çıkan, beni geliştireceğini düşündüğüm yollara büyük heyecanla sapıp, sabırla ilerliyorum. Bu yolda beni destekleyenler ve benimle yürüyenler benim yolumu aydınlatıp, kolaylaştırdılar. Kimse mükemmel değildir ve mükemmel olmak için uğraşmak insana zarar verir. Hayat denilen yol, en iyi olmak için kendimizi hırpaladığımız, bunu başaramadığımızda umutsuzluğa düştüğümüz bir yer olmamalı. İnsan kendini akışa bırakmalı, öylece akmalı, vardığı yerlerde kendini yeni biri olabildiğini görebilmeli.

Yoga, benim hayatıma kendimi akışa bıraktığım bir zamanda sessizce ve emin adımlarla girdi. Benim kendimi gerçekten bir bütün olduğumu görebilmem, dağılan parçalarımı bir araya getirebilmem için tam da ihtiyacım olan şeydi. Kendi korunaklı alanlarımızdan çıkmamız, bizi sıkıca olduğumuz yerlerde tutan alışkanlıklarımızdan kurtulmamız için ayağa kalkmamız ve önce kendimizi fark etmemiz gerekir. Yoga benim büyük sınavımdı, ilk gün, ilk ders, ısınmalar, nefes egzersizleri ile başlayan, surya namaskar (güneşi selamlama) ile devam eden derste, hocamız savasana dediğinde, kendimi derin dinlenme halinde matımın üzerinde yatar bulduğumda ilk düşündüğüm şey bizi içine alan değişimden korkmamamız gerektiği olmuştu. Savasana’dan kalkan kadın o ilk çalışmada bir dönüşüm çemberine girmişti. Nefesi hareketlere, hareketleri, doğru yapmaya çalışıp aynı zamanda nefese uyumlamak için perişan olan sanki ben değildim, öyle dinlenmiştim ki kendime inanamadım. Yetmiş dakika boyunca bir yolculuğa çıkmış, hayatımda ilk kez asana kelimesini duymuş, her hareketi hocaya bakarak yapmış biri olarak kendime inanmış ve cesaretle o stüdyoda yoga ile kalmıştım.

Ben dönüşüm çemberimin belki daha çeyreğine bile gelememişimdir, ama hayatımın yoga ile değiştiği inkâr edilemez bir gerçek, hiçbir şey yapmadan öylece olduğum yerde kalabilirdim, inanın kimse neden olduğun yerde duruyorsun da demezdi. Beni yoga kapısına getiren plana minnettarım, ben o planı kabul ettim, peşinden gittim, değişmeye niyet ettim, fiziksel bedenle başlayan değişimim, ilk basamaktı zaman içinde düşüncelerim, önceliklerim ve bu ölümlü hayata bakışım tamamen değişti. Beni sıkıntıya sokan tüm sorunları arkamda bırakıyorum, biliyorum ki çözmek için uğraşsam daha çok düğüm olacak, bırakıyorum zamanı geldiğinde kendiliğinden çözülüyor. Yüzümü öncelikle kendime dönüyorum, ben şimdi bu an’daydım, farkına vardığım, kendime geldiğim bir zaman dilimini sevgiyle kucaklayarak yaşıyorum. Yaşamak sadece bir telaş olup sizi köpüren nehirlerin içine sürüklememeli, yaşamak sakin akan bir dere olup sizi sarıp sarmalamalı, daha iyiye ve huzura taşımalı.

Sağlıkla ve sevgiyle kalın, hoşça kalın, namaste .

Go to top