Her insan biricik ve yaşantısı boyunca onunla birlikte olacak olan biyolojik kimliğe sahiptir. Bu biyolojik kimlik, döllenme sırasında başlar.

Anne ve babanın o esnadaki genetik özellikleri, beslenme biçimleri, hayat tarzları ve duygusal durumları ile biyolojik kimlik şekillenir. Bu biyolojik kimlik Ayurveda’ya göre üç ana bünye tipine, iki tane ikili bünye tipine ve son olarak üçlü bünye tipine ayrılır.

Bünye tiplerinin ilki olan Vata, Sanskrit dilinde vah (araç, taşımak, hareket etmek) kökünden gelen dosha boşluk ve hava elementlerinin birleşimidir. Hava ve boşluk elementlerinin özellikleri; soğuk, kuru, hafif, berrak, pürüzlü, hareketli, ince, düzensiz, kabadır. Vata beden tipine sahip olan kişiler bu özelliklerin birçoğunu taşırlar. Fizyolojimizdeki temel işlevleri; hareket, taşıma ve iletişimdir. Vatanın hareket prensibi, zihinsel ve fizyolojik aktiviteleri düzenler; çabuk, enerjik ve fark ettirmeden geçiş yapabilen özelliklere sahip olması, aslında sinir sisteminin bedendeki işlevini yansıtır. Bağırsağın emilim hareketinden, akciğer aracılığıyla solunum, kalp atışı hareketine kadar Vata sorumludur. Vata’nın fizik bedenimizdeki ana merkezi kalın bağırsaktır. İkincil merkezi, beyin ve sinir sistemi, kalp, akciğer ve pelvik bölgedir.

Bedende Vata hayat enerjimizden sorumludur, bu yüzden sıklıkla “doshaların kralı” diye bahsedilir. Aktif olarak hareket eden ve diğer iki dosha’nın dengesini bozabilen tek dosha’dır. Ayurveda’nın klasik metinlerinde, birçok hastalığın kökeninde Vata dosha’daki bir dengesizliğin yattığının belirtilmesinin sebebi de budur.[1]

Vata bünyesine sahip kişiler fiziksel olarak hafif bir yapıya sahiptir. Yedikleri besinlerin sindirilememesi ve fazla hareket etmeleri sebebi ile zayıf ve dar vücut hatları vardır. Omuzları ve kalçaları dar ve incedir. Göğüs yapıları dar ve düzdür. Boyları ya çok uzun ya da ufak tefek olur. Elleri ve ayakları genellikle soğuktur, çatlamaya ve çıtlatmaya meyilli kemikleri vardır. Dolayısıyla sıcağı severler. Ten renkleri genellikle koyudur ve kolaylıkla bronzlaşır. Kuru cilt tipine sahip olmalarından dolayı erken kırışıklıklara meyillidir. Saçları da genellikle kuru, kalın telli, sert veya kıvırcıktır. Vata bünyesine sahip kişiler, vücutlarının ince ve uzun olması sebebi ile dayanıklı değildir. Kas yapıları ve dokuları da sağlam gelişmemiştir. Dolayısıyla vücutları sıcak ve soğuğa, hava değişimlerine bağlı olarak hastalıklara karşı kolaylıkla direnç gösteremez. Vata tipi bazen iyi çalışması bazen de hiç çalışmaması ile en zayıf ve düzensiz sindirim sistemine sahiptir. İştahı da sindirimi gibidir, bazen çok iştahlı olur bazen de iştahı tamamen kesilebilir. Yemek yemeyi unuttukları bile olur. Vatanın yemek yeme alışkanlıklarına daha fazla özen göstermesi gerekir. Çünkü Vata düzenliliğe ihtiyaç duyar. Vata için protein en zor sindirilen besindir bu yüzden gaz ve şişkinlik vermeyen vejetaryen bir beslenme biçimi Vata için en uygun olanıdır.

Vata bünyesine sahip kişiler, uyumlu kişiliğe sahiptir. Vata dengede olduğunda yaratıcı, esnek ve açık fikirlidir. Sosyal kişiliğe sahip olmaları nedeniyle konuşkan ve insan ilişkilerinde aktif role sahiplerdir. Hafızaları zayıftır. Çok kısa sürede öğrenirler fakat çok kısa sürede de unutabilirler. Vata’lar ruhsal özellikleri sebebi ile iletişim ve sanat alanında başarı gösterirler. Aynı zamanda ruhsal ve kişisel gelişim konularında da başarılı olabilirler.

Vata’lar, sonbahar ve kış başlangıcında, mevsim geçişinden ve soğuk, rüzgarlı günlerden dolayı dengesizlik yaşamaya başlarlar. Beslenmelerine dahil edebilecekleri kuru, pişmemiş çiğ yiyecekler, turpgiller, kuru bakliyatlar da sindirimde sıkıntı yaşatacağından dolayı vata dengesizliğine yol açabilir. Aynı zamanda yetersiz gıda tüketimi, diyet, kafein kullanımı da dengesizlik oluşturan sebeplerdir. Vata’lar değişikliği ne kadar severlerse sevsinler, düzensiz yaşam, uykuda düzensizlik, beslenmede düzensizlik Vata’da hastalıklara, ruhsal problemlere yol açabilir.

Vata dengesizleşmeye başladığında Vata bünye tipindeki kişiler fiziksel olarak gaz, şişkinlik, karnın alt kısmında kramplar, kabızlık, kilo kaybı, zayıflık ve halsizlik, yorgunluk, bel ağrısı, ciltte kuruluk, eklem ağrıları, hipertiroid, taşikardi, menstrüel ağrı yaşayabilirler. Ruhsal olarak da hiperaktivite, uykusuzluk, çok hızlı ve dağınık düşünceler, endişe, korku, anskiyete, mensturasyon öncesi sendrom yaşayabilirler.

Vata’yı dengede tutmak ve dengesi bozulduğunda dengeye getirebilmek için mevsiminde yetişmiş gıdaları sıcak ve pişmiş halde tüketmeli, alınacak sıvıların da daima sıcak olmasına dikkat edilmelidir. Asla öğün atlamamalı ve öğün saatleri olabildiğince aynı olmalıdır. Gün boyunca ılık su ve bitki çayı tüketimi sindirim sistemlerine faydalı olacaktır. Beslenmesine baharatları eklemesi gerekmektedir. Özellikle defne yaprağı, karabiber, kakule, tarçın, karanfil, kimyon, rezene, çemen otu, zencefil, himalaya tuzu, limon suyu, hardal tohumu. Sakin ve düzenli bir yaşam alanı, yaşam biçimi oluşturmayı dikkate almalılar ve özen göstermelilerdir. Yoğun ve tempolu egzersiz biçimleri yerine sakin bir yoga akışı ve meditasyon yapmak her zaman daha iyi olacaktır. Çünkü yeterince enerji doludurlar, bu enerjiyi doğru yönlendirmek Vata’lar için temel denge kaynağını oluşturur. Her beden tipinde de geçerli olan burun ve dil temizliğine her sabah özen gösterilmelidir. Vata için ısıtıcı olan susam yağı ile banyo öncesi masaj yapılması bedeni ısıtır ve rahatlatır, aynı zamanda dil temizliğinden sonra 25-30 dakika boyunca susam yağı ile ağız çalkalanmalıdır.

Ayurveda’nın tüm bu kadim bilgilerine göre yaşam biçimimizi düzenlememiz, prensiplerine uyum sağlamamız bizi öz disipline sokacak ve daima doshamızı dengeleyecektir. Özellikle Vata isek Ayurveda’nın ışığında bir yol çiziyor olmamız sağlığımız adına çok yerinde olacaktır. Unutmayalım ki, dengeli bir Vata’nın enerjisi ile daima yaşama bağlı, sağlıklı ve mutlu yaşamın içinde olabiliriz.

 [1] Allmendinger, Ulli, Ayurveda, Doğan Egmont Yayıncılık, sf.27

SİTEDE ARA

Go to top