Ayurveda’ya göre sağlıklı bir beden, zihinsel, fiziksel ve ruhsal olarak dengenin sağlanmasıdır. Dengenin sağlanabilmesi için de nihai gerçek beslenmedir.

Çünkü dengeli zihin, fizik ve ruhtan bahsedebilmek için ikinci beynimiz olarak kabul edilen sindirim sistemimizin gün boyunca dengeli bir şekilde çalışıyor olması gerekir. Ağız yoluyla başlayan bu yolculukta, besinlerin konforlu biçimde öğütülüp sindirilmesi için de bünyemize uygun, sindirimini gerçekleştirebildiğimiz gıdaları tüketmeliyiz. Ayurvedik beslenmede kişinin sahip olduğu bünye tipine göre beslenme biçimini ve yiyeceklerini belirlemesidir. Ayurveda’ya göre beslenme, dosha (bünye tipi) dengesizliğine, hastalıklara, yaşa, mevsimlere ve saatlere göre değişiklik göstermektedir. Her dosha için o doshayı dengeye getiren gıdalar ve gıdaların hazırlanma süreci farklıdır. Gıdalarında doshalara göre ayrılmasının sebebi, tükettiğimiz gıdalar bizlere şifa olabildiği gibi hastalık da olabilir. Dosha’yı dengesizleştirir ve hastalıklara yol açabilir.

Öncelikle Ayurvedik beslenme dediğimizde dikkat etmemiz gereken ilk ilke şu olmalıdır; genetiği ile oynanmamış, doğal yöntemler ile yetiştirilmiş, mevsiminde ve yerel gıdalar ile beslenmek. Fakat günümüzde bu ilkeyi esas alarak beslenme bir hayli zor. Çünkü tükettiğimiz birçok gıda, genetiği ile oynanmış tohumların kimyasal yöntemlerle yetiştirilmişi olarak bize sunulmaktadır. Üstelik üretim biçimi ne olursa olsun, mevsim dışı üretilen gıdaları da tüketmeye, istediğimiz her gıdaya her mevsimde erişmeye başladığımızdan bu yana artık hangi sebzeyi hangi mevsimde yememiz gerektiğinden oldukça uzaklaştık. Bizler için besinin üretildiği yer neredeyse market rafları olmaya başladı. Bir besinin yolculuğundan bihaber olduğumuz gerçeği ile yüzleşip o besinin bizim için ne faydası olacağına sorgu ile yaklaşmamız gerekiyor. Bu bağlamda Ayurvedik beslenebilmemiz için ilk hedef, yerel tohuma sahip çıkarak geleneksel yöntemlerle üretim yapan üreticilere destek olmaktır.

Ayurveda’dan bahsederken üç farklı bünye tipinden söz etmiştik. Bu bünye tipleri de farklı beslenme yöntemleri gerektirmektedir. Çünkü tek bir besin her bünyede farklı etki gösterebilmektedir. Aynı zamanda bünye tipine göre beslenmede mevsimsel etkiler de gözetilmelidir. Örneğin kışın, vücut daha çok yapı kurmaya ve enerji depolamaya programlıdır; bu yüzden beslenmemiz (sonbahar ve kış mevsimi boyunca) doğal olarak daha ağırdır. Bu bağlamda Ayurvedik beslenme, dosha’lara ve mevsimlere göre şekillenmektedir. Proteinler, karbonhidratlar ve yağlar gibi besin gruplarına odaklanmak yerine, Ayurveda yiyeceklere özellikleri ve etkileri açısından yaklaşır. Yiyeceklerin özellikleri bakımından en önemlisi de “guna” kavramıdır.[1] Çünkü guna’lar beden ve zihinde dosha’ları doğrudan etkiler.

Ayurvedik beslenme söz konusu olduğunda guna’lardan en önemli şu üç çifte odaklanırız.

  • Isıtıcı – Serinletici
  • Kuru – Nemli/yağlı
  • Hafif – Ağır

Baharatlar, ekşi meyveler (turunçgiller), tadı acı sebzeler (turp, sarımsak, hardal yaprakları), et (kuzu, dana) ısıtıcı özellikteki yiyecekler arasındadır. Karpuz, sulu meyveler, süt ürünleri (süt, taze peynir ve yoğurt), hindistan cevizi ve salatalık serinletici özellikteki yiyecekler arasındadır. Kuru yiyeceklere örnek olarak ise kuru meyveler, krakerler, kuru baklagiller, karabuğday, mısır gibi tahıllar verilebilir. Süt ürünleri, yağlar, kuruyemişler, sulu sebzeler ve meyveler nemli/yağlı yiyecekler arasındadır. Patlamış mısır, filizler, kraker ve elma hafif yiyeceklerden bazılarıdır. Et, fasulye ve bakliyatlar özellikle buğday ağır yiyeceklere örnektir.[2]

Ayurvedik beslenmede bir diğer önemli özellik ise tatlardır. Her tadın kendine has bir elementi vardır ve bu dosha’lar üzerinde doğrudan etkilidir. Dengeli bir beslenmede bu altı tadın tamamı olmalıdır.

Besinlerin Tatları:

Tatlı: Toprak ve su elementinden oluşur. Özelliği serin ve ağırdır. Her gün tüketilen yiyeceklerin büyük çoğunluğu bu kategoriye dahildir; bu en temel ve yapısal tattır. Tatlı ölçülü bir şekilde alındığı takdirde besleyicidir ve vücut dokularının sağlıklı büyümesini sağlar. Doğru kullanıldığında yaşam gücünü destekleyen özellikle Vata ve Pitta doshalarını dengeleyen bir tattır. Aşırı tüketiminde ise Kapha’yı yükseltme, soğuk algınlığı, tıkanıklık, ağırlık, iştah kaybı ve parazit hastalıklar, enfeksiyon meydana gelir.

Tatlı, sadece bildiğimiz şekerde değil, vücutta tatlı etkisi yapan bazı yiyeceklerde de vardır. Tatlı tatlara örnekler; şeker, bal, pekmez, süt ve süt ürünleri, bazı tahıllar (pirinç, arpa, buğday, kara buğday, mısır unu, akdarı, çavdar, horoz ibiği), tatlı meyveler (elma, çilek, frambuaz, böğürtlen türü meyveler, armut, üzüm, kavun, incir), tatlı sebzeler (mısır, havuç, soğan, tatlı patates), tereyağı, ghee (sade yağ).

Ekşi: Toprak ve ateş elementinden oluşur. Özellikle akıcı, hafif ve ısıtıcıdır. Etkilediği organlar akciğerlerdir. Ekşi, ölçülü alındığı takdirde ferahlatıcı, iştah açıcı, sindirimi kolaylaştırıcı, bedene enerji verici ve zihni aydınlatıcı etkiye sahiptir. Vata, dosha’yı dengeler. Aşırı kullanıldığında Pitta ve Kapha’yı arttırarak enfeksiyonlara, reflüye, mide yanmasına ve ülsere sebep olur.

Ekşi tatlara örnekler; limon, yeşil limon, peynir, yoğurt, sirke, bazı meyveler (çilek, kavun, üzüm, portakal, greyfurt, vişne, erik), domates, mayalı ve asitli içecekler.

Tuzlu: Su ve ateş elementlerinden oluşur. Özellikleri ısıtıcı, ağır, yağlıdır ve bünyede su tutar. Tuzludan doğrudan etkilenen organlar böbrekler ve böbreküstü bezlerdir. Ölçülü alındığı takdirde Vata’yı rahatlatır. Fakat aşırı tuz alımı Pitta ve Kapha’yı yükselterek kanı yoğunlaştırır; hipertansiyona, bayılmaya, kırışıklıklara ve kelleşmeye sebep olur. Hidrofil yapısı sebebi ile vücutta su tutulmasına, tıkanıklıklara ve ödemlere yol açabilir.

Tuzlu tatlara örnekler; tuz, et, soya sosu, turşular, tuzlu çerezler, yosun, deniz balıkları.

Acı: Hava ve ateş elementlerinden oluşur. Özellikleri hafif, kurutucu ve ısıtıcıdır. Doğrudan etkilenen organlar mide ve kalptir. Ölçülü alındığında Kapha’yı sakinleştirir, agniyi (sindirim ateşi) arttırır, sindirim ve emilime destek olur, sinüsleri temizler, dolaşıma yardımcı ve tıkanıklıkları açar. Aşırı kullanıldığında ise Pitta ve Vata’yı arttırarak cinsel enerji düşüklüğüne, yanma ve boğulma hissine, bayılmaya, bitkinliğe, mide yanmasına ve ülsere sebep olur.

Acı tatlara örnekler; acı ve pul biber, soğan, sarımsak, zencefil, dolmalık biber, havuç, karabiber, hardal tohumu, karanfil, kimyon, zerdeçal, anason, tarçın, taze kekik, taze nane, yabani kekik, sivribiber, turp, karnabahar.

Kekremsi: Hava ve boşluk elementlerinden oluşur. Özellikleri serin, hafif ve kurutucudur. Etkilenen organlar pankreas, dalak, karaciğer ve safrakesesidir. Ölçülü kullanıldığında kekremsi tat toksin gidericidir; Pitta ve Kapha’yı sakinleştirir, ateşi düşürür ve derinin ve kasların sıkılığını arttırır. Toksinlerin atılmasına yardımcı olduğu için yağ, ilik, idrar ve dışkı üretimini azaltıcı etkisi vardır. Aşırı kullanımı Vata’yı yükselterek kuruluk ve sertliğe, aşırı zayıflık ve bitkinliğe sebep olur.

Kekremsi tatlara örnekler: Fasulye, mercimek, siyah fasulye, nohut, maş fasulyesi, soya fasulyesi, lahana, brokoli, karnabahar, patates, kereviz, yeşil fasulye, enginar, marul, ıspanak, kabak, havuç, mısır, bal, zerdeçal, fındık, ceviz, yeşil yaprakları sebzelerin tümü, çiğ olarak yenen çoğu sebze, bitter çikolata, çemen otu, kinoa, kahve.

Buruk: Hava ve toprak elementinden oluşur. Özellikleri serinletici ve kurutucudur. Doğrudan etkilediği organ kalınbağırsaktır. Ölçülü kullanıldığında Pitta ve Kapha’yı sakinleştirir, ödemi azaltır, deriyi ve kasları sıkılaştırır. Aşırı kullanımı Vata’yı artırarak şiddetli kabızlığa, kalp spazmına ve dolaşım bozukluğuna sebep olabilir; ayrıca aşırı zayıflığa, epilepsi krizlerine, felçlere yol açabilir.

Buruk tatlara örnekler: Yeşil gıdalar, hindiba, ıspanak, hintsafranı, zeytin, greyfurt, kakao, kampari gibi meyveler, lifli yapraklı sebzeler, çemenotu, zerdeçal, olgunlaşmamış muz, nar, nohut, bezelye.

Tat ve Guna’ların dosha’lara etkisi:

Vata’yı dengeleyenler: Tatlı, ekşi, tuzlu. Ağır, yağlı, sıcak.

Vata’yı artıranlar: Kekremsi, acı, buruk. Hafif, kuru, soğuk.

Pitta’yı dengeleyenler: Tatlı, buruk, kekremsi. Soğuk, ağır, kuru.

Pitta’yı artıranlar: Acı, ekşi, tuzlu. Sıcak, hafif, yağlı.

Kapha’yı dengeleyenler: Kekremsi, acı, buruk. Hafif, kuru, sıcak.

Kapha’yı artıranlar: Tatlı, ekşi, tuzlu. Ağır, yağlı, soğuk.

Ayurvedik Beslenme’de bir diğer önemli ilkemiz ise, benzerlikler ve zıtlıklar ilkesidir.

  • Benzer, benzeri arttırır. Bu ilkenin ardındaki fikir şudur: Soğuk ve rüzgarlı bir günde vücudumuzda otomatik olarak soğuk, sert ve hareketli özellikler yükselir ve belki de endişe, cilt kuruluğu ya da sadece üşüme olarak kendini gösterir. Benzer biçimde bir kase acılı yemek yemek bedenimizde sıcak ve keskin özellikleri artırır ve terleme, kaşıntı ya da sinirlilik gibi belirtilerin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Ya da bir paket yağlı kuruyemiş tüketmek, vücuttaki yağlı özelliği yükselterek cilt sorunları veya hafif bir mide bulantısı olarak kendini gösterebilir.
  • Karşıtlar dengeler. Bir dengesizlik ortaya çıktığında, başarılı bir tedavi için karşıt özelliklerin kullanılması gerekir. Örneğin, vücudumuzda sıcak ve keskin özelliklerin sonucu olarak çok fazla ısı varsa, sıcak özelliğini dengelemek için hindistan cevizi suyu gibi serinletici içecekler kullanabilir ya da serin bir gölge yüzebiliriz. Veya dondurma yiyorsak, dondurmanın soğuk ve sümüksü özelliklerini dengelemesi için tarçın ya da zencefil tozu gibi ısıtıcı ve sindirime yardımcı baharatlar ekleyebiliriz.

Farkındalık, kendinizi gözlemleme ve yapısal ihtiyaçlarınızla uyumlu yaşamanın yanı sıra, bu iki prensibi kullanarak kendi kendinizin simyacısı olup fiziksel ve zihinsel sağlığınız üzerinde çok büyük değişiklikler yaratabilirsiniz.[3]

[1] Guna: Yaşamın nitelikleri.

[2] Allmendinger, U. , Ayurveda, sf. 101

[3] Allmendinger, U., agk, sf.26

SİTEDE ARA

Go to top