Uzun zamandır çocukların beslenmesi üzerine yazmak istiyordum. Özellikle son zamanlarda artık 13 yaşına giren oğlumun yeme alışkanlıkları ile ilgili aldığım yorumlar ve çevremde gördüğüm ve çocuk tacizi denecek boyutta yemek masalarında gözlemlediğim içler acısı davranış biçimleri sayesinde bu zor konuyu küçük bir yazıda ele almak istedim.

Ayurveda çocukluk dönemini üçe böler, bu dönemler Kapha (toprak- su) Dosha tarafından yönetilir, çünkü büyüme dönemleridir.

1) Kṣīrāda – 0-1 yaş

2) Kṣīrānnāda – 1-2 yaş

3) Annāda – 2-16 yaş

Ayurvedik ritüeller çocuk doğduğundan itibaren oldukça geniş bir zaman dilimine yayılarak yapılır ancak bizim geleneklerimizde var olan ritüellerimiz son derece geçerli, bu coğrafyanın ve kültürün devamı için gerekli. Bu yazı ritüellerden çok, çocukların beslenmeleri ile ilgili bilgilendirme yapmak.

Her çocuk doğduğunda bir ya da birkaç Dosha (beden mizacı) ile doğar. Bu dosha genellikle anneden çocuğa en büyük mirastır. Annenin florası bebeğe hem hamilelik hem de doğum sırasında geçer. Bebek doğduğunda kendine ait değişmeyeceği Dosha’sı ile aileye girer, bebeği tanımak için onunla kayıtsız şartsız vakit geçirmek ve kendini bebeğin var olan döngüsüne emanet etmek gerekir. Bir bebeğin yeme- içme gibi duyularını, yorulmasını, ihtiyaçlarını, bir anne dışında kimse bilemez ama herkes fikir yürütür. Bebeğiniz acıktığı zaman meme verin, doyduğu zaman bırakın, bir yudum aldı diye hayıflanmayın, bazen size de bir yudum su yetiyor değil mi? Annenin bebek ile kesintisiz birlikte olarak süt düzeninin oturması 6 haftadır. Bu süreç zarfında anne etraftan yardım alabilir ama bebeğini bırakmaz, çünkü ikisi de birbirleri ile tanışıyordur. 6 hafta sonra annenin bedeni çocuğun ihtiyacı oranında süt üretir. Mucizevi değil mi? Annelerin bu dönem zarfında hiç kimseden kendi çocuğu ile ilgili ‘besleyemiyor’, ‘sütü yetmiyor’, ‘bakamıyor, bebek ağlıyor’ gibi tuhaf ifadelere maruz kalmamaları gerekiyor. Bu çok zor dönemde anneye verilecek tek destek ‘sen bebeğinle uğraş, ben onu/şunu/ bunu yaparım’ olmalı. Anneler bu dönem zarfında çiğ olmayan, baharatsız fakat besleyici gıdalar tüketmelidir. 

Vata çocukları: İştahları düzenli değildir, ince yapılıdırlar ve sıkça ama az yemeleri tavsiye edilir. Akıllı, yaratıcı ve eğlenceli olabildikleri gibi anksiyete sahibi, duygusal ve sinirsel olarak hassas da olabilirler. Kabız olmaya eğilimlidirler.

Pitta çocukları: İştahlı çocuklardır ve düzenli yemek yemeyi severler. Acıkınca sinirli olabilirler. Akıllı, meraklı ve iyi konuşmacı olabilirler ancak Pitta dosha eğer iyi yönetilmezse ishal, cilt sorunları ve iltihaplı hastalıklara yakalanabilirler.

Kapha çocukları: Çok iştahlı değillerdir, kahvaltı sevmezler. Her şeyi sindirebilirler ama zaman alabilir. Yaşları için olgun çocuklardır, çalışkan ve içine dönük olabilirler. Eğer Kapha Dosha fazla ise uykucu, tembel, iştahsız ve isteksiz görünebilirler.

Ayurveda çocukların dişleri çıkmaya başladığından itibaren yavaşça katı yiyeceğe geçilmesi gerektiğini anlatır. Anne sütünün önemini vurgular, ancak anne sütü yeterli değilse inek sütünün sulandırarak verilmesini önerir çünkü, inek sütü anne sütünün 3 katı daha fazla protein ve yarısı kadar yağ içerir. İlk diş çıkınca çocuklar yavaşça pirinç, buğday gibi işlem görmemiş tahıllar ile tanıştırılır. Her bir tahıl tek başına ve iyi pişmiş bir şekilde az verilir. Çocuk reddediyorsa asla ısrar edilmez, yesin diye oyunlar yapılmaz, telefona bakarken ağzına yemek basılmaz, çocuk reddediyorsa o yemek önünden yavaşça çekilir. Bunun nedeni çocukların kendi bedenlerine dair içgüdüsel olarak doğruyu ve yanlışı seçebilme yetisidir. Ne yazık ki bu yeti 3 yaşından itibaren (bazen daha erken) yok olur çünkü kendi ‘doğrularımızı’ çocuğa aktararak onun kendi bedeni ile ilişkisini mahvederiz.

Çocuklar diş çıkardıktan sonra yemekle tanıştıkları zaman aile içinde masaya oturtulur ve aile ile birlikte yemeğini yer. Yardım edilebilir ancak kendi kendine ellerini kullanarak ve etrafa saçarak yemesi hem el- göz koordinasyonunu geliştirir hem de beden zekasını bozmaz. Çocuğun önüne az miktarda biraz sebze, biraz tahıl koyulur ve hoş bir ortamda yemek yenir. Yemek ortamının tehdit ve gerginlik dolu olması stress hormonlarını devreye sokar ve çocuğun iştahının kaçmasına neden olur (aynı büyükler gibi yani!). Çocuk doyduğu zaman yemek yemeği bırakır, sadece yetişkinler doyduklarında yemek yemeği bırakamazlar. Bir çocuğun midesi kendi yumruğu kadardır ve çocuk doğal olarak bu yumruğun ağzına kadar dolu olmaması gerektiğini bilir. Çocuklarla yemek masasına otururken asıl bir şeyler öğrenmesi gereken kişiler yetişkinlerdir.

Ayurveda çocuklara et verilmesini 12 aydan itibaren ve et suyu şeklinde öneriyor. Çünkü çocukların sindirim sistemleri (agni) 2 yaşına kadar gelişmektedir ve her şeyi hazmedemez. Tüm bu dönem zarfında yemeklerin sadece ghee ile yapılması önerilir, ghee hazım gücünü dengeler ve kolaylaştırır. Çocuklara asla işlenmiş gıdalar verilmemelidir. İşlenmiş gıda derken en masum görünen bisküvi/ kraker/ şekersiz/ doğal vs gibi olan ve paketin içinden çıkan şeyler çocuklara yedirilmemelidir. Çocukların zaten hassas ve narin olan sindirim sistemlerinin iyi bir başlangıç ile gelişmesi için tüm işlenmiş gıdalardan elden geldiğince uzak durulmalıdır.

2 yaşından sonra çocuklar sizin yediğiniz tencere yemeklerini, sizinle beraber masada oturarak yiyebilir. Bir kere oğlum 2,5 yaşındayken adalar ziyareti sırasında lokantada herkes yemeklerini söyleyince garson çocuğa ne yapalım dedi, biz ne yersek onu yiyor dediğimde garson bunu kendi kendine birkaç kez tekrarladı ve bana kendi çocuğunun 3 yaşında olduğunu ve her yemek masasının bir işkence haline geldiğini, dolayısı ile ona ne isterse verdiklerini anlattı. Biz de ne isterse verdik ama masadan kalkıp kendisine ayrı yemek yapılmadı, yapılan yemeklerde karar aşamasına yardımcı oldu. Mesela 2 yaşında bir yaz günü dolma istedi, kalktık biberleri aldık ve birlikte yaptık dolmayı ve güle oynaya yedik.

Çocuklarınızın size ait olmadıklarını, sizin uzantınız olmadıklarını hatırlayarak beslenmelerine ve gelişimlerine dikkat ederseniz hayatınız çok daha kolay olacak inanın.

Biliyorsunuz Ayurveda günlük ve mevsimsel önerilerde bulunarak size bir dolu ritüel sunar. Bu ritüellerden en önemli olanlarından biri de düzenli saatlerde yemek yemek ve düzenli saatlerde yatmak ve kalkmak. Çocuklarınıza düzenli saatlerde yemek verin. Öğlen yemeğinin ana yemek olduğunu hatırlayarak eğer kahvaltısı zayıf kaldıysa bunu öğlen takviye edeceğinizi bilerek yemek yemesini sağlarsanız, erkenden sağlıklı sindirim sistemi olan bir birey yetiştiriyorsunuz demektir. Çocuğunuzu sirkadyen ritimlerini göz önüne alarak besleyin. Gün ortası ana yemek olmalıdır, geç kahvaltı etmek ana yemek yerine geçemez çünkü insanlık boyunca genlerimize işlemiş sirkadyen ritmi bedenimiz bilir ve gün ortasında acıkır. Geç kahvaltı bu acıkmayı abur cubur ile geçiştirmek demektir ki bu da akşam yemeğinin ana yemek olmasını sağlar. Bu da son derece sağlıksız bir beslenme biçimidir.

Çocuklarınıza sunacağınız en önemli hediyelerden biri de mevsiminde olan sebze ve meyveleri tüketmeyi öğretmek. Bunu anlatmadan edemeyeceğim; oğlum 4 yaşında, koyu bir kış günü çok sevdiği bezelyeyi buzluktan çıkardım ve ona bezelye püresi üzerine bir sebze yemeği yaptım. Püreyi tadınca ne olduğunu sordu. Tahmin yürütmesini istedim ama bulamadı. Bezelye deyince verdiği cevap hala beni şaşırtır: ‘Haaa bezelye sandım ama mevsimi olmadığı için olmaz sandım.’. Çocuk evde var olanı öğrenir ve onu hayata geçirir, yeter ki ebeveynler dikkat etsinler.

Ayurveda bazı yiyecek karışımlarının bir arada yenmemesine özen gösterir. Bizim buzdolabımızın üzerinde bu liste yaklaşık 5 yıl durdu ve onu referans olarak kullandık, buna oğlumda dahildir. Bu karışımlar kısaca: 

  • Süt ürünleri ile et ve yumurtayı karıştırmayın (peynirli yumurtalı kahvaltı- iskender/ lahmacun & ayran yok yani).
  • Süt ürünleri ile limon ve meyve karıştırmayın (yani masada hem yoğurt hem de limonlu salata olmasın ya da meyve ile yoğurt yemeyin)
  • Tahıllı yiyecekler ile süt ürünlerini karıştırmayın (yoğurt ve pilav karışmaz mesela)
  • Çocuklara mümkün olduğunca az domates verin. Son derece asidik ve bol ilaç katkılı bu yiyecek çocukların sindirim sistemlerine iyi gelmez.
  • Meyve her zaman tek başına ve aç karnına yenmeli.

Çocukların yanında ve masada ASLA telefon/ TV/ Ipad gibi cihazlar olmasın. Bakın; çocuğun beynine o görseller ile dopamin yüklerken çocuğun ne yediğini fark etmemesi, çiğnememesi, çocuğun sindirim ve beden zekasını bozar ve ileride dikkat eksikliği ve hiper aktiviteye neden olur. Ayrıca çiğnemeyen, ne yediğini bilmeyen, önünde olan yemek ve çevrede ne olup bittiği ile ilişkisi olmayan bir insan yetişiyor ki, bence çocuklara yapılan en yaygın taciz şu anda budur. 

Çocukların neyi ve ne kadar yediklerine aileleri değil kendileri karar vermelidir, özellikle karbohidrat tüketimi kendilerine bırakılmalıdır. Çocukların büyüdükleri için enerjiye ihtiyaçları vardır ve her çocuk bu enerjiyi nereden alacağını gayet iyi bilir. Sağlıklı yetişen her çocuğun ana besin kaynağı kompleks karbohidratlar olmalıdır. Eğer çocuklar düzenli olarak ceviz, badem, esmer pirinç pilavı, bulgur pilavı, koyu yeşil sebzeler, bakliyat yerse hem bol lif hem de protein alırlar ki bu da sağlıklı beslenmektir. 2 yaşında bir çocuğun önünden aldığınız pilav/ börek/ erişte sizin ona kendi bedeninizle olan rahatsızlığınızı aktarmaktır çünkü o yaşta bir çocuğun diyetinin %50-60 kadarı karbohidrat olmalıdır.

Ayurveda şeker konusunda biraz rahat, hatta çok erken yaşta bal bile veriyor ancak o zamanların şeker pancarından ve balından eser kalmadı. Çocuğunuza en az 3 yıl şeker ve şekerli maddeler vermeyin. Renkli, parlak ambalaj içinde çocuğa verilen şekerleme ve çikolata çocukların tad alma duyularını köreltir, ayrıca içlerinde bulunan glükoz ve diğer katkı maddeleri çocuğun minik, saf ve tertemiz organlarını kirletir, kan yapısını değiştirir. Çocuğa bir bardak şarap vermek, yanında sigara içmekle eşdeğerdir. Hele hele bu gıdaları ödül olarak asla kullanmayın. Hiçbir gıda ödül olmamalıdır, tüm masaya konulan yemekler renkli, taze ve leziz olursa çocuğunuz kendine neyin iyi geldiğini bilen bir birey olarak yetişir.

Çeşitli çocuk hastalıkları için minik öneriler:

Kabızlık: Çocuklarda kabızlık olmaması gerek ama zaman zaman yaşadığımız hayatın yanlış ritmi onları da etkiliyor. Çocuğunuz düzenli kabızlık çekiyorsa bunun nedenini araştırmanız gerekiyor; hangi yiyecekleri yedikten sonra oluyor, yeterince sıvı alıyor mu? Örneğin; kabız olan çocuğa yatmadan önce 2 kaşık ılık ghee ve çok az tuz verin, lezizdir, içerse sabaha kabızlık kalmaz.

Bebeğiniz kabızsa o zaman göğüs uçlarına biraz ghee sürün ya da hazır mama alıyorsa içine 1 çay kaşığı ghee koyun.

Soğuk algınlığı ve ateş: 2 yaştan sonra meyan kökü çayı yapın, yarı çay yarı su olarak içsin. Meyan kökü bedenin su dengesini koruyarak susuz kalmasını engeller ve Kapha dosha’nın neden olduğu balgamı söker. Ateş için 2 yaşından itibaren sirkeli ılık su le bedeni silin.

Öksürük: 2 yaşından itibaren dut şerbetli ılık su ve/ veya altın süt verebilirsiniz.

Çocukluk egzeması ve cilt sorunları için annelerin tedavi görmesi gerekiyor! Çocuk 2 yaşını geçmişse o zaman çocuğun dosha’sına göre yemek tavsiyeleri verilebilir. Ancak çocuklarınızın bir şey yemesi için ısrar etmeyin! Yumurta yemiyorsa, yoğurt tüketmiyorsa, peynir ağzına almıyorsa bir bildiği vardır ve ne kendine ne de size anlatamıyordur. Rica ediyorum ısrar ederek, duygusal sömürülerde bulunarak, tehdit ederek çocuğunuza bir şey yedirmeyin, unutmayın o hastalandığında en çok üzülen siz olacaksınız!

Genç çocuk 12-16 yaş arası etrafından etkilenerek çeşitli abur cubura yönelecektir ama korkmayın! Eğer o yaşa kadar iyi beslenmiş ve beden zekası bozulmamışsa kendine bakmayı, neyin kötü neyin iyi geldiğini bilecektir. Tüm yazı boyunca asıl mesaj galiba bu: Çocuğunuza güvenin. Kendinizden daha çok güvenin!

SİTEDE ARA

Go to top