Kadim Ayurvedik bilgiye göre, bir mikrokozmos olan insan bedeni, tıpkı evrendeki diğer her şey gibi temelde Karbon (C), Oksijen (O), Hidrojen (H), Azot (N) ve inorganik maddelerin birleşiminden oluşmuştur.

Bu açıdan makrokozmosta var olan beş element, insan bedeninde de farklı bölgelerde, farklı oranlarda ve kombinasyonlarda mevcuttur. Elementler, çağlar boyu düşünürlerin araştırmalarına konu olmuştur.

Eter (Akasha)’den başlayarak sırasıyla Hava (Vagu), Ateş (Tejas), Su (Jala), Toprak (Prthvi) oluşturmuş ve bu elementlerin tümü insan bedeninde yapılanmışlardır. Tüm vücut boşlukları eter elementi ile ilişkilendirilir: ağız ve burun boşluğu, mide ve bağırsak boşlukları, nefes organlarının iç boşluğu, karın boşluğu, göğüs boşluğu, damarlar, lenf sistemi, dokular ve hücrelerde bulunan tüm boşluklar. Özellikle de kulaklar ve işitme duyusu eter ile ilişkilidir. Tüm iç organların arasındaki boşluk sayesinde, organlar arası iletişimin sağlanmasına ve bir bütün halinde işleyişine olanak verir.

Eterin hareketiyle oluşan hava ise, bedendeki tüm hareketi simgeler. Kasların hareketi, kalbin atışı, akciğerlerin şişip inmesi, mide ve bağırsakların hareketi, mikroskobik düzeyde tüm hücrelerin hareketleri dahil olmak üzere her türlü hareket hava elementi sayesinde gerçekleşir. Diğer yandan sinir sistemindeki tüm iletim işlemleri de bu şekilde gerçekleşir.

Felsefik olarak ise Antikçağ’dan beri hava; soluk almayla ve ruhla ilişkilendirilmiştir. Kimi düşünürlere göre Hava (Aer); soluk olan Pneuma ve ruh (Psykhe) ile bağlanıtılıdır. Batı edebiyatının ilk büyük eserleri kabul edilen İlyada ve Odysseia destanlarının yaratıcısı olan Homeros’a göre hava, ‘yaşam soluğu’ ve ‘can’ ile ilişkilidir. Etimolojik olarak da ruh, uçucu gaz anlamındadır. Arapçada da ruh sözcüğünün kökeni, yel (hava, rüzgar) anlamına gelen rih sözcüğüdür. Sanskrit dilinde ruh anlamını dile getiren atma deyimi aynı zamanda hava (yel) demektir. Eski Yunancada buhar ve hava anlamlarına gelen atmos sözcüğü de Sanskrit dilinden geçmektedir ki; atmosfer deyimi de bu kökten türemiştir.

Bu açıdan bakıldığında insanlığın eskiden beri hava/nefes ile ruh/can’ı ilişkilendirmiş olduğu açıkça görülmektedir. Bu anlamda Ayurveda ve Yoga bilgisine göre Prana ile özdeşleştirmek açıklayıcı olabilir. Prana, temel yaşam gücüdür. Tüm beden-zihin fonksiyonlarının arkasındaki ana güç, havada ve nefeste bulunan yaşamsal enerjidir.

Havanın sürtünmesi ile ortaya ısı çıkmasıyla ateş elementi oluşur. İnsan bedeninde ateş, metabolizmadır. Sindirim sistemini harekete geçirir. Tüm metabolizma, zihin ve enzim sistemleri ateş tarafından harekete geçirilir.

Bir diğer element olan su, Ayurveda’ya göre havanın yoğunlaşmasıyla oluşmuştur ve vücuttaki tüm sıvıların salgılanması bu element ile gerçekleşir. Tükürük dahil sindirim sıvıları, hormonlar; hatta hücre içi sıvılar bu element sayesinde varlığını sürdürür. Su, vücut için oldukça yaşamsaldır, bu nedenle de Ayurveda’da bedendeki suya ‘yaşam suyu’ ismi verilir.

Son olarak toprak elementi, evrendeki tüm parçaları birbirine bağlayan katı oluşumdur. İçinde bulundurduğu inorganik maddeler sayesinde tüm bileşenlerini tamamlama ve besleme özelliği vardır. Bedendeki görevi de benzer olan bu element, vücudun katı parçalarını; yani kemikleri, organları, eklemleri, deriyi, tırnakları, saçları vb. oluşturur. Vücutta bulunan vitaminler, mineraller gibi inorganik maddeler de bu elementle ilişkilidir.

Devam Edecek
Birinci Bölüm
İkinci Bölüm

 

Kaynaklar ve İleri Okuma

1) Hançerlioğlu, Orhan, Felsefe Ansiklopedisi Kavramlar ve Akımlar (2000), 2. Basım, Remzi Kitabevi, İstanbul.
2) Lad, Vasant, Ayurveda The Science of Self-Healing (1987), Lotus Press, Wisconsin.
3) Frawly, David, Ayurveda and the Mind the Healing of Consciousness (1997), Lotus Press, Wisconsin.
4) www.ayurvedaelements.com

 

SİTEDE ARA

Go to top