Dünya üzerindeki yaşam dediğimiz 'oyun alanına' koymuş olduğumuz tek bir kural var: Özgür seçim. Bu dünyaya gelmeden önce seçtiğimiz enerji matriksi, enerjiyle başa çıkmamızın yolunu belirliyor. Dersimizi öğrenmemizi kolaylaştırmak için gerekli enerjiyle damgalayacak deneyimleri sağlayacak kontratları seçiyoruz.

 

Ancak bu, oyunumuzun sonucunu asla belirlemiyor. Bu olaylar ve dersler gelişip gözler önüne serildiğinde, onlarla ne yapacağımızı özgür irademizle seçiyoruz. İşte oyunun doğası ve gerçek gücümüzün temeli de bu!

Dünyaya gelmeden önce, yaşam derslerimizi oluşturur ve enkarne olduğumuzda üzerinde çalışacağımız şeyleri belirleriz. Amacımız derslerimizi iyi öğrenmek, o konuda hâkimiyet kazanmaktır. Bazen bu dersleri öğrenmemize yardımcı olacak kontratlar ve bizi yaşam derslerimizle yüz yüze getirecek durumlar oluştururuz. Bir kez kendimizi saf enerji perspektifinden görmeye başladığımızda, nerede bulunduğumuzu ve ilerleme kaydetmek için ne yapabileceğimizi görmemiz kolaylaşır. Şimdi gelin, bu enerji perspektiflerini daha yakından inceleyelim.

Enerjinin Üç Niteliği

Enerji dinamik potansiyeldir. Var olabilmek için hareket etmelidir. Sözlük anlamı ise “Genellikle sürekli ve üretken faaliyet ya da değişim”, bir başka deyişle, hareket olarak tanımlanır.

Enerji vardır. Enerjiyi yaratmak ya da yok etmek mümkün değildir. Sadece, onu bir formdan başka bir forma dönüştürmek mümkündür. Enerji geçici biçimde potansiyel olarak depolanabilir ama o daima tam bir yaşam çemberini tamamlamaya çalışacaktır.

Her şeyin yokluğu evrensel enerji olarak bilinen temel enerjiyi gözler önüne serer. Bu, her şeyi birbirine bağlayan enerjidir. Biz tüm enerjilerin ondan türediği evrensel enerjiyi koşulsuz sevgi olarak deneyimleriz. Ruhsal âlemde bu Tanrı enerjisi olarak bilinen enerjidir.

Manyetik Enerji

Manyetik enerji, dünyamızda en az anlaşılmış enerjilerden biridir, bununla birlikte o bizi, birçoğumuzun bildiğinden daha fazla etkiler. Manyetik enerji çizgiler halinde akar. Biz bir nesneyi bir manyetik alanın içine yerleştirdiğimizde, o alandaki manyetik enerjinin bir kısmı o nesneye dönüşür. Nesnenin özellikleri, enerjinin hangi formu alacağını belirler. Belli yerlere, bize çok iyi gelen bir enerji veren şey, yerkürenin içindeki manyetik enerjidir. Gezegenimizi saran manyetik çizgiler -yani ley hatları- birçok hayvan tarafından duyumsanabilir.

Sürekli bir enerji denizinde yaşarız. Birçoğumuz bu enerjiyi hissederiz. Hatta bazılarımız bu enerjileri o kadar güçlü bir şekilde hisseder ki, şiddetli bir biçimde etkilenir. Eski enerjinin düşük titreşimlerinde insanın kendi enerjisini desteklemeyen bir yerde yaşaması mümkündü. Ama daha yüksek titreşimlerde, bu bir insanın yaşam gücünü yavaş yavaş tüketip rahatsızlığa yol açabilir. Yeni Dünya’da hepimizin kendi enerjimizi besleyen bir enerjide yaşamamız zorunlu.

Bizim gerçek özümüz enerji olduğundan, enerji alanımız kimliğimizin özünü oluşturur. Çevremizdeki evrenle enerji alanımız aracılığıyla etkileşime girdiğimizden, enerji alanımızı değiştirebilecek şeylerin farkında olmak çok önemli. Her deneyim ve alanımıza giren her şey, bizi bir biçimde değiştirir. Aslında, biz bugüne kadarki tüm deneyimlerimizin toplamıyız. Bu, bizim kişiliğimiz dediğimiz şeydir. Kişiliğimizi ya da enerji alanımızı bir enkarnasyondan diğerine taşırız. Bunun ne anlama geldiğini anlamak için, enerjiyle ilgili bazı esasları anlamak gerek.

Enerji ve Biyolojik Bedenlerimiz

Hepimiz enerji almanın yollarından birinin yediğimiz yiyecekler olduğunu biliriz. Yediğimiz yemek (enerji) bir enerji formundan diğerine dönüşür. Fiziksel bedenimiz sadece geçici bir enerji iletkenidir. Ancak bu iletkenden enerjiyi geçirerek biyolojimiz formunu korur ve sürdürür. Eğer biyolojik bedenimizden enerjiyi geçiremez hale gelseydik, var olamazdık. Bu fenomene bakmanın basit bir yolu, düşündüğümüz şey olduğumuzu söylemektir. Tutucu bilim adamları bile bilincin maddeyi değiştirdiğini kabul etmeye başlıyorlar.

Esas Kişilik

Kişilik, perdenin iki tarafında da bir ruhla birlikte kalan o esas özdür. Biz genelde kişiliği enerji damgaları ile karıştırırız. Enerji damgaları olayların, öğrenilen derslerin ve hayatta kazanılan deneyimlerin sonucudur. Bunlar olumlu ya da olumsuz olabilir. Esas kişiliğimiz, ona katmayı seçtiğimiz tüm deneyimlerin sonucudur. Bu esas ruh kişiliğini, gelecekteki tüm deneyimlerimize ve enkarnasyonlarımıza taşırız.

Esas kişilik tüm titreşim düzeylerini içerir, buna bir ‘koku’ da dâhildir. İşte bu yüzden birçok kişi ölmüş bir sevdiğinin en sevdiği güzel kokuyu sık sık duyar. Pek çok kişi de kokunun bilinçli olarak farkına varmasa da, bu koku sık sık onları rüyalarından uyandırır ya da yolda yürürken bile bazı anıları hatırlatır. Biz tekâmül ettikçe, koklama duyumuz da daha keskinleşir. Bu durum, bu yeni iletişim biçimine daha da çok izin verir ve hepimizin ruh iletişimini daha kolayca dinlememize yardımcı olur.

Esas kişiliğimiz sadece, enerji matriksi yoluyla öğrendiğimiz tüm yaşam derslerini içermekle kalmaz, öğrendiğimiz her bir yaşam dersiyle birlikte daha da çok belirlenir. Bir titreşim düzeyine eriştikten sonra, daha düşük bir düzeye dönmezsiniz. Enerji damgaları bırakıldığında ve enerji matrikslerine hâkim olunduğunda, ruhumuzun titreşimi ilk baştaki ‘om’ titreşimine yükselir. Tüm yaşam dersleri öğrenildiğinde, onlara hâkim olunduğunda ruhumuz esas kişiliği tam olarak genişlemiş olarak geri döner.

Enerji Matriksi

Enerji matriksi, oyunumuzu bizim düşündüğümüzden çok daha fazla yönetir. Biz her enkarnasyonda oyuna tekrar girerken, dünyadaki deneyimimiz boyunca içinde bulunacağımız bir enerji matriksi seçeriz. Bu enerji matriksi bizim için de yaşamımızı deneyimleyeceğimiz enerji aracıdır. Enerji matriksimiz, enerji ilk kez alanımıza girdiğinde

onunla nasıl başa çıkacağımızı belirler. Aslında bizim enerjiyle bağlantı kurma yolumuzdur. Her birimizin farklı koşullarda birbirimizden farklı tepkiler göstermemizin esas nedenlerinden biri budur.

12 temel enerji matriksi vardır. Her biri farklı niteliklere sahiptir ve farklı yaşam derslerinin öğrenilmesine yardımcı olabilir. Yaşam derslerine yardımcı olmak için her enkarnasyonda cinsiyetimizi seçebilmemiz gibi, her enkarnasyon için bir enerji matriksi seçer, peş peşe enkarnasyonlarda -öğrenene dek- o yaşam dersiyle devam ederiz.

Enerji damgasından farklı olarak, bir enerji matriksinin nitelikleri bir enkarnasyon içinde asla değişmez. Yaşam dersi, bir enerji matriksini değiştirmeye ya da “iyileştirmeye” yardımcı olmaz. Bir enerji matriksinin asla iyileştirilememesi olgusu, bazı insanların, kaç seans uygulanırsa uygulansın belli şifa yöntemlerine asla karşılık vermemelerinin başlıca nedenidir. Bir enerji matriksinin dersi, matriksin kendisine hâkim olabilmek, böylece olumsuz nitelikleri olumlu niteliklere dönüştürmektir.

Peki, bir matrikse hâkim olmayı nasıl öğrenebilirsiniz? Olumsuz nitelikleri olumlu biçimde kullanarak. Bir matrikse hâkim olduğunuzda, niteliklerini en düşük değil, en yüksek sonucu elde edecek şekilde kullanmayı öğrenebilirsiniz. Ona bir kez hâkim olduktan sonra, o matriksi o enkarnasyonun sonuna dek olumlu biçimde kullanmaya devam edersiniz. Bir sonraki enkarnasyonda başka yaşam derslerine odaklanmanızı sağlayacak değişik bir matriks seçersiniz.

Bir enerji matriksini kullanarak bir yaşam dersi öğrendiğinizde, bu yaşamınızın geriye kalan kısmını suyun üzerinde yürüyerek geçireceğiniz anlamına gelmez. Sadece, aksi takdirde olumsuz nitelikler olarak görülebilecek bir şeyden yararlanmanın yollarını etkili biçimde bulmuş olduğunuz anlamına gelir. Hâkimiyet erişilen bir hedef değil, zaman içinde uygulanan bir yaşam biçimidir. Ancak, biz bir özgür seçim gezegeninde yaşadığımızdan, birçok yaşam dersini öğrenip onlara hâkim olduğumuzda bile, o hâkimiyeti yitirmeyi daima seçebiliriz. Böyle bir şey nadiren olsa da, olma nedeni genellikle bizim ihmalimiz ya da boşlamamızdır.

Enerji matriksleri üzerinde hâkimiyet kurduğumuzda, genellikle bu dersleri öğretmeye başlarız. Bu bir gereklilik ya da zorunluluk değildir ve çoğu kez bu öğretmenlik bilinçli olarak bile yapılmaz. Bir titreşim yaymaya başlarız ve bazı insanlar bu titreşime karşılık vermeye başlarlar. Çoğu durumda, öğrenciler pat diye ortaya çıkar. İşin ilginç yanı, çok azımız öğrendiğimiz yaşam dersini direkt olarak öğretiriz. Onun yerine, çoğumuz yaşamımızdaki bir başka tutku alanını öğretiriz, ama bu sırada, öğrendiğimiz yaşam dersi de bir biçimde aktarılır.

Kaynak: Wellness Dergisi

SİTEDE ARA

Go to top