Descartes’in epifiz bezinin ruhun bedende oturduğu yer olduğuna inanması, epifiz bezinin sembolünün çam kozalağı olması, Papa’nın asasının kozalak sembolü taşıması, Vatikan’ın ortasındaki kozalak heykeli ve belki de daha pek çok örnek Epifiz Bezi’nin ardındaki gizeme işaret etmekte…

Voltaire’in bu gizemi öğrenebilmek adına pek çok otopsi yaptığı yer almakta literatürlerde…

Epifiz bezinin deniz seviyesinden yükseklere çıkılmasıyla aktivitesinin artması ve böylece dağların zirvesindeyken epifizden salınan hormon düzeylerinin artmasıyla ilişkilendirilmekte, ibadethanelerin olabildiğince yüksek yerlerde inşa edilmiş olması. Bir tesadüf ya da Yaradan’a yakın olabilmek gibi çok geçerli olduğunu düşünmediğim gerekçelerden ötürü değil. Hz. Musa’nın Yaradan’la konuşmak için dağa çıkması da buna verilebilecek örneklerden sadece biri olsa gerek… Peki nedir epifizden salınan bu hormonlar? Uyku veren Melatonin, uyanıklık ve zindelik veren Pinolin ve ruhani kimyasal olarak adlandırılan Dimetiltriptamin (DMT). Ruhun bedenden sıyrılıp ruhani alemlere açılabilmesi yani mevcut altyapıyı bu niyet için kullanabilmesi için kişinin önce gecenin bir vakti uykusunu yenebilmesinin gerekliliği demek bu yüzden…

Bu hormonlardan en cezbedici görünen DMT’in peşine takılalım derim ben. Neymiş bu DMT? Embiryo halindeki bir bebeğin 8 haftaya kadar salgıladığı, diğer taraftan doğum ve ölüm anında fazlasıyla, çok az da uykuda salınan bir kimyasal. Ölüm gerçekleşirken hayatın bir film şeridi gibi göz önünden geçmesinde DMT’in etkisi olduğu ifade edilmekte…

Yani ölüm anını ve ardından yeniden doğuşu deneyimletebilen bir kimyasal olduğu iddia edilmekte! Tüm memeli hayvanlarda ve bazı bitkilerde bulunuyor. N,N-dimetil triptamin (DMT), triptamin ailesine üye bir hallüsinojen olup, sentetik olarak ilk kez 1931 yılında üretilmiş, daha sonra Güney Amerika yerlilerince Şaman ayinlerinde geleneksel olarak kullanılan Ayahuasca içeceğinin içeriğinde de saptanmıştır. Ayahuasca, DMT içeren Psychotria Viridis bitkisinin yaprakları ile güçlü bir monoamin oksidaz-A (MAO-A) inhibitörü olan b-karbolin içeren Banisteriopsis Caapi bitkisinin özsuyunun karışımından elde edilmektedir. Ayahuasca; Güney Amerika’nın And Dağları’ndaki bölgelerde konuşulan bir dil olan Keçuva dilinde ‘Ruhların Asması (vine of the souls)’ anlamına gelmektedir. Günümüzde bu asmanın peşinden Peru ve Brezilya’ya gidip, oradaki Ayahuasca merkezlerinde ruhani tecrübe yaşamak isteyen kişiler tarafından deneyimlenmeye devam etmektedir.

 

Referans:

Umut, G ve ark.,Düşünen Adam:Psikiyatrik ve Nörolojik Bilimler Dergisi: 2011;24:246-250.

http://okyanusum.com/makale/beyin-epifizi

http://www.sevgiyayınları.com/arsiv/1309Dergi.pdf

SİTEDE ARA

Go to top