Bu yazı bilimsel bir yazı değildir, her ne kadar bir hekim eşi olsam da, kırk dokuz yıllık hayatında üç çocuk doğurmuş ve yirmi dokuz yıldır jinekoloğunu düzenli olarak ziyaret eden bir kadın olarak yazıyorum.

Büyüyoruz, büyümek karşı koyamadığımız, yavaşlatıp, durduramadığımız, hızla giden bizi de peşinden sürükleyen bir süreç, kabullenmiyoruz, inkârdayız içten içe her şeyin farkındayız ama inkar etmek işimize geliyor, geçip giden başkasının hayatıymış ya da bir sinema filmiymiş gibi uzaktan endişeyle izliyoruz.

Her insanın hayatı çeşitli bölümlerden oluşuyor, bebeklik, çocukluk, ergenlik, gençlik, yetişkinlik ve erkeklerden farklı olarak kadınlarda menopoz öncesi ve sonrası, kadının, kendine tahammülüyle imtihanı. Ailemin kadınları genel olarak kırklı yaşların ortalarında bu engellenemez biyolojik süreçle tanışıyor, ben elliye bir kala, ne menopoz ben daha gelmedim o kavşağa pozlarındayım, içimdeki ufaktan ateş basması sinyallerini görmezden gelmeye çalışıyorum. Menopoz, kapıyı çalmadıysa bile apartman girişinde pusuda farkındayım, elimde gelse onu birkaç sene orada tutmak, gözetleme deliğinden bakıp içeriye almamak istiyorum.

Çok geç ergen oldum, hatta babaannem bende bir anormallik olduğunu doktora gitmem gerektiğini düşünüp annemin kafasının etini yemiş, annem ne gereği var kızımı böyle bir strese sokmaya diye karşı çıkmış, derken on altı buçuk yaşımdayken benim değil de, babaannemin merakla beklediği arkadaş geldi, sanırım babaannem çok rahatlamıştır. Düzenli ve dengeli bir arkadaş değil ayda veya iki ayda ziyaretime geliyor, beni bir, iki gün yatağa yapıştırıyor, kendisinden hiç memnun değilim, küçüğüm ben diyorum. Hiç büyümek istemeyen biri için kabullenemez bir durum ama benim elimde olan bir şey değil, ergen olmak için vücudun yağ oranını tamamlaması ve beyne ben artık yetişkin oldum içimdeki yumurtaları dışarıya atabilirim demesi gerekiyormuş, ben o sınıra ancak on altı buçuk yaşında ulaştığım için meğer çok şanslıymışım.

Sanırım menopozun geç ya da erken ergen, olmakla bir ilgisi yok, biz kadınlar erkeklerden farklı olarak, menopoz dönemine girene kadar belli aralıklarla dışarıya atacağımız yumurtalarımızla beraber doğuyoruz ve bunları bir kaçını çocuk olarak dünyaya getirip, diğerlerini çöpe dönüştürüyoruz. Attıkça azalıyor ve bir zaman gelip tükeniyor biz kendimizi menopoz denilen, kendimizi belli bir sınırı geçmiş ve eksik hissetmemize neden olan arkadaşın en ağır sonuçlarından biri olan ateş basması ile baş başa buluyoruz. Anlayacağınız aydan aya ziyaretimize gelen arkadaşın bizi ebediyen terk etmesinden çok bu ateş basmaları ile başımız dertte, çaresi var deseler de ara ara içinde fokurdayan yanardağın ateşini söndürmek pek olası gözükmüyor. Bu işin kötü tarafı ateş bastığı anda, geçmesini beklemek dışında yapacağın pek bir şey yok, belli bir yaşın üzerindeki kadınların sürekli yelpaze ile dolaşmalarının nedenini ancak anlıyorum.

Menopoz sizden uzakken hiç aklınıza gelmeyecek ihtimaller bu süreçte sizi yakalıyor, bu ateş basmalarında kendini, buzdolabına kapatmak ya da buz dolu küvete yatmak gibi, deli deli düşünceleri kafandan geçiriyorsun. Ben gençken annemin arkadaşları menopoz öykülerini anlatırdı da, bunların başıma hiç gelmeyeceğini düşünürdüm. Bir arkadaşı, evden çıkarken mutlaka içime doğru düzgün bir şeyler giyerim derdi, ateş bastığı anda nerede olursam olayım, üzerimde ne var ne yok çıkarınca etrafa rezil olmayayım diye, bir diğeri bütün kış göğsüne doldurduğu kar ile kendini serinletmeye çalışırdı. Gençken bunlar sana uzak gelir, hatta imkânsız gibi görünür ama sonuçta er ya da geç bütün kadınların kapısını çalacak olan doğal bir süreç, kabullenmekten ve etkilerini azaltmaya çalışabiliriz. Ben sürecin başlarında olsam da ufaktan gelen sinyaller beni zorlu bir sınavdan geçeceğime ve hazırlıklı olmam gerektiğine ikna etti, anladım ki bükemediğin eli, öpmek lazımmış. Bu zorlu süreçte kadının kendine daha çok özen göstermesi, vücudundan gelen sinyallere dikkat etmesi ve en önemlisi fiziksel bir aktiviteyle uğraşması gerekliymiş.

Sanırım yoga, hızla bana doğru gelen bu süreci, daha kolay atlatabilmek, sürecin sonunda bedenimde, kemiklerimde ve iç dünyamda meydana gelebilecek değişimlere dur demek için en büyük desteğim olacak. Hayatımızın her döneminde kendimizi güçlü, sağlıklı ve mutlu hissetmemiz için kendimize zaman ayırmalıyız, sen kendine zaman ayırmazsan, zorunlu olarak zaman ayırmak zorunda kalabilirsin. Sonuçta menopoz her kadının başına gelen bir süreç, sen kendine iyi bak, menopoz nasılsa bir gün geçecek diye düşün, hep sağlıklı ve güçlü kal.

Namaste

 

SİTEDE ARA

Go to top