Ömrüm ameliyathanelerde geçti... 4. sınıfta ilk adım attığımdan beri oradayım ben...

Orası bizim mabedimizdir... kendi kurallarıyla yaşanır orada hayat,
Dış kapıdan girerken maske takarız mesela...
Takmasak bize hiçbir şey olmaz... rahat rahat çalışırız...
Ama biz hastalarımızı severiz...
Saatler sürse de ameliyatlar biz maskelerimizi çenemizin altına indirmeyiz...
Çünkü o hastalar bizden mikrop kaparlarsa çok üzülürüz...
Aileleri çok üzülür... arkadaşları... akrabaları… üzülür...

Ameliyat sırasında çok ısı kaybeder bebekler... O yüzden biz yazın bile ameliyathanelerimizi ısıtırız...
Zaten nefes almanın zor olduğu bir ortamda, maskelerimiz, kalın giysilerimizle kan ter için çalışırız...
Onun için bana ”Maske içinde nefes alamıyorum” demeyin...
Bal gibi alırsınız... Zaten sizinki ömür boyu değil ki... Topu topu 3-5 hafta...

Artık maskesiz dolaşmanın ya da maskeyi çene altına indirip, varmış gibi yapmanın karşıdakinin veya onun bir yakınının hayatına kastetmek olduğunu anlamamış olamazsınız...
Eğer karşınızdaki maskesizse bilin ki o kötü ruhlu bir insandır...
Maske takmak korkaklık değildir.
Yurtseverliktir...
Hepimizin eline inanılmaz bir fırsat geçti...
Sadece maske takarak, bu güzel ülkenin, sağlığından ekonomisine, eğitiminden turizmine inanılmaz bir katkıda bulunabiliriz...
Kaçırılacak bir fırsat mı bu?
..
Hem torunlarınıza şunu anlatmak istemez misiniz?
”Çok berbat günlerdi çocuklar... Salgın mahzun ülkemizin üzerine bir kabus gibi çökmüştü... nefes aldırtmıyordu...
Sonra inanılmaz bir şey oldu… bir sabah dışarı çıktığımızda herkes maske takmıştı.. Sloganlar yazmışlardı maskelerinin üstüne,
”Çünkü delikanlıyım”.
”Çünkü yurtseverim”
Ben en çok ”Çünkü sizi seviyorum” yazanını sevmiştim...

Yaaaa işte böyle çocuklar, biz bir belayı birbirimizi severek atlattık...”

SİTEDE ARA

Go to top