Tatlı Eylül yavaş yavaş kendini hissettirmeye başladı. Ve havanın yavaş yavaş soğumasıyla düşüncelerim ve duygularım daha berrak bir hale geldi. Sonunda sizlere FELDENKRAİS hakkında bir şeyler yazabiliyorum...

Davranışlarımı, ben imgemin yönlendirdiğini uzun zamandır fark ediyordum. Oluşturduğumuz ben imgesi, biraz çevresel faktörlerden, biraz kalıtımdan, biraz da kendi kendimizi yetiştirme şeklimizle oluşur. Kendi ben imgemiz hakkında sahip olduğumuz bilgi arttıkça istekli olduğumuz bir değişimi yaşayabiliriz.

Nedir bu ben imgesi?

Bunu bir örnekle açıklayacağım. Aynı bedensel yapıya sahip aynı yaşta iki insandan bir hareketi yapmalarını istediğimde ikisi de farklı tepki veriyorlar ve farklı yapıyorlar. Biri heyecanla yapmak için atılıyor diğeri korkuyla hareketi büyütüyor, hareketi kendinde bulamıyor ve tökezliyor. Ben imgesi kişinin kendini hissettiği bedensel ve ruhsal halin gerçeklikten uzak görüntüsüdür. Bir yanılsamanın içinde mi yaşıyoruz diyebilirsiniz. Ben de evet cevabını veririm. Çok zayıf olan bir kişi kendini ağır ve hantal hissedebilir. Bu bir ben imgesidir. Başarılı bir iş insanı kendini yetersiz hissedebilir. Bu da bir ben imgesidir. Kulağı iyi olmayan bir ses sanatçısı sesinin güzel olduğunu düşünebilir. Bu da bir ben imgesidir. Umarım yeteri kadar açıklayıcı olmuşumdur. Amacımız hep iyi hissetmek değil. Amacımız hakikati hissetmek ve kabullenmek.

Çoğu kişi kendisini, potansiyelinden daha yetersiz görme eğilimindedir. Bu durum bebeklik ve ilk çocukluk döneminde yeni yeni oluşturduğumuz ben imgesinin değersizlik duygusundan etkilendiğini gösterebilir. Buna maruz kalmış ya da şahit olmuş olabiliriz. Ben imgesine atılan değersizlik bombası sürekli patlar. Öfke, kaygı, kıskançlık, güçsüzlük, mutsuzluk, isteksizlik, tatmin olamama gibi duygu ve durumlara sık sık düşüyorsanız. Çok eskiden ben algınıza yerleşmiş bir değersizlik bombası sürekli patlıyor demektir. Bu bombayı etkisiz hale getirip daha huzurlu bir yaşama geçmek mümkün üstelik kendinizden feragat etmeden. Elbette bunun için çabalayacaksınız fakat bu emek sizi yormayacak tam tersine canlandıracak.

FELDENKRAİS ne işe yarıyor?

Bedenimiz dış dünyayla birebir iletişim halindedir. Duyularımız aracılığıyla sayısız veri algılarız. Bu veriler duyu duvarından geçerken duyu hafızamızın kaydettiği olumlu olumsuz bir sürü duygu ve düşünceyle harmanlanır. Yani biz gerçek verileri olduğu gibi almayız. Kendi algımıza göre alırız. Hakikati olduğu gibi almak için ince bir işe girişmemiz gerekiyor. Bu mümkün mü? Şu an bütün ruhani ilimler bunu mümkün kılmaya çalışıyor. Bana kalırsa bedeni tanımakla işe başlamalıyız. Bedensel Farkındalığımızı artmalı. Farkındalık kavramı son yıllarda artık sürekli duyduğumuz bir kavram oldu. Sürekli fark etme halinde bulunma durumu. Bedenimizi sürekli fark ederek yaşamayı öğrenmeliyiz. Feldenkrais bize bunu kolaylıkla öğretiyor. Sonrasında iş artık bu farkındalık durumuyla sizin ne yapacağınıza kalıyor. Unutmayın, bedensel farkındalık kazanmaya başlayan bir kişinin özgüveni artar. Zihin bunu fark edince hiç ummadığınız sarsıntılarınızı ve ruhsal bozukluklarınızı ortaya çıkarabilir. Bu şu anlama gelir. Bunları çözmeye artık hazırsın.

Feldenkrais size kendinizi yeniden tanımlama imkanı verir. Bedeninizin gerçek potansiyelini kullanmanızı sağlar. Metodun ileri uygulayıcıları birtakım iç hastalıklarını henüz başındayken bilip hemen tedavi sürecine başlayabiliyorlar. Bu size garip geliyor olabilir. Örneğin; kanser bedende her an olan bir hücresel aktivite. Beyin bunu biliyor. Bu hücreler artınca da biliyor. Beyin bizim bir parçamız, niçin ondan daha çok bilgi alamayalım kendi bedenimiz hakkında? Biz neredeyse son evrede artık ağrı süreci başladığında fark ediyoruz. Çoğumuz bunu bile önemsemiyor oysa ağrı bedenin dilidir. Hiçbir ağrı durduk yere olmaz. Size tavsiyem bir ağrı defteri tutmanız. Ve ağrıyı betimleyerek açıklamanız.

FELDENKRAİS beden, zihin ve ruh üzerine çeşitli egzersizler içeren bir iyileşme ve gelişme yöntemidir. Temelinde yatan düşünce, YOGA, TAİ CHİ, CHİ GONG gibi doğu kökenli ilimlerle aynıdır. Temeli beden, zihin ve ruh bütünlüğüne dayanır.

FELDENKRAİS uygulaması sırasında hayal gücü, yumuşak ve küçük hareketlerimize eşlik eder. Böylece FELDENKRAİS bir oyuna dönüşüverir. Zorlayıcı hareketlere ve düşünmemeye odaklanmadan, katılımcılar kendi bedenleriyle keyifli, hoş bir oyun zamanı geçirir.

FELDENKRAİS yöntemini uygulayan insanların yaşamında birtakım değişmeler olur. Öz-sevgi, iç barış, değer duygusu artıyor. Kronik ağrılar, omurga rahatsızlıkları, iç hastalıklar, dolaşım sistemi bozuklukları, ruhsal sorunlar birkaç seans sonra ortadan kaybolmaya başlıyor.

Bir şeyler ters gitmiş olabilir ama baştan başlama şansınız var. Hayat bilinmezlerle dolu, başımıza nerede ne geleceğini bilemiyoruz. Bu nedenle yaşamımızın üç önemli olmazsa olmazını güçlü bir hale getirmeliyiz. Bedeni, ruhu ve zihni hem doğabilecek güçlüklere hem de mucizelere hazırlamalıyız. FELDENKRAİS bize güçlenme imkânını veriyor. Kendi ellerimizden tutmayı, kendi bedenimizi sevmeyi, onu en yakın arkadaşımız gibi görmeyi, iyi ya da kötü yanlarımızı kabul edip, barışmayı, kendi engellerimizi kaldırmayı, değişimin bir parçası olmayı bize öğretiyor. Bir sonraki yazımda Feldenkrais’in tarihsel süreci ve iyileştirici gücünden daha detaylı söz edeceğim.

Sevgiler...

Go to top