Küçük yaşımdan beri dokunmayı, ellerimle ve ayaklarımla, babama masaj yapmayı hep sevmişimdir. Ona sevgimin bir çeşit göstergesiydi bu ve aramızda özel bir bağ oluşturmamıza yardım ediyordu.

Bu sayede yıllar sonra hemşirelik mesleğini seçerek, bir şekilde ihtiyacı olanlara dokunmayı her zaman severek yaptım. Bildiğim insanlara ellerimle dokunduğumda daha iyi hissettikleriydi ama bilmediğim onların sadece fizik bedenlerine değil, daha derin duygularına da dokunduğumdu. Her şeyden önce kendi bedenimizle olan kopukluğumuzu tedavi eden bir yöntemdir masaj. Kaldı ki, sevdiklerimizle aramızda güçlü bir bağ oluşturmanın da vazgeçilmez bir parçasıdır.

Eczacı, yoga eğitmeni, masaj terapisti ve fizyoterapist sevgili hocam Vedat Akar ile dokunma sanatının inceliklerini (elementler, enerji kanalları (meridyenler) ve akupressür noktaları (tsubos) ile Şiatsu masajı adı altında öğrenmem, çocukluğumdan beri içgüdüsel olarak hissettiğim dokunma becerimi teknik bir takım bilgilerle donatmama sebep olmuştu. Çünkü kendisi İzmir’de 50 yıldan fazla bir süredir, hasta insanlarla çalışmakta ve tedavilerinde hem masajı, hem beslenmeyi hem de egzersiz, nefes ve yoga terapisini kullanırken, öğretisinin sırrını benimle paylaşması benim için büyük bir şans olmuştu. 2007 yılından beri öğrendiğim ve uyguladığım Şiatsu masajı ile Yoga bilgimi nasıl harmanladığımı sizlerle paylaşmayı isterim. Bu yazımda sizlere biraz Şiatsu’dan bahsetmek istiyorum. Diğer hafta ise meridyenler ile meridyenlerin yoga asanalarıyla olan bağlantılarını nasıl kullandığımdan bahsedeceğim.

“Şiatsu, başparmağın ya da öteki parmakların uçlarıyla, avuç içiyle bedenin yüzeyindeki belirli noktalara basınç uygulayarak yapılır. Eski, çağların Çinlileri gözlem ve denemeyle bir teşhis ve tedavi yöntemi geliştirmişler. Bedendeki aşağı yukarı 700 civarındaki noktayı ve bunları birbirine bağlayıp enerji akımını birbirine bağlayan kanalları keşfetmişler. Önemli tedavi yöntemlerinden biri meridyen adı verilen bu kanallar üzerindeki bu noktalara akupunktur iğneleri batırılması yoluyla, enerji akımındaki tıkanıklıkların giderilmesidir. Bu bilgilerin Japonya’ya ulaştığı tarih bundan bin yıl daha gerilere gitmektedir. 18. yy’dan başlayarak geleneksel Japon “anma” masajını uygulayanlar akupunktur ile ilgili bilgileri kendi masaj uygulamalarıyla bütünleştirmişlerdi. 1920’lerde Takujiro Namikoshi çağdaş anatomi ve fizyoloji bilgisini de içine katarak Şiatsu’yu bir tedavi sistemi olarak sunmuştur. Bu sistemi adlandırmak içinde parmak basıncı anlamına gelen şiatsu (şi: parmak atsu: dokunmak) kelimesini kullanmıştır.” (1)

Bu sistemin dayandığı nokta vücut yüzeyinde meridyen denilen belli hatlar üzerinden geçen ve bedenimizde yüklü bulunan chi enerjisidir. (2) Bu anlayışa göre hastalığın ilk belirtileri, bedende bulunan yaşam enerjisinin (ki, chi) çeşitli sebeplerle azalması veya artması ile ortaya çıkar. Bu dengesizlik bedenin fiziksel ve kimyasal niteliklerine de yansıyarak kas gerginliği, asit birikmesi ve hormonal dengesizlik gibi sonuçlar doğurur. Bu masajın uygulanmasındaki amaç enerjinin dağılımındaki dengesizliği ve sonuçlarını gidermektir.

Bu masajı en iyi öğrenme yolu ise daima kendi bedenimiz olacaktır. Bedenimizdeki değişik noktaların, değişik belirtilerle olan bağlantılarını deneyerek anlayabiliriz. Her zaman hatırlamamız gereken şey, şiatsu ile sadece belirtileri değil, bunların nedenini de iyileştirecek olmamızdır. Örneğin kendimizi fiziksel olarak yorgun hissediyorsak ve biraz enerjiye ihtiyacımız varsa, dizin hemen altında, baldırın ön kısmında bulunan noktaya basınç uygulamak size çok iyi gelebilir. Üstelik bu uygulamayı istediğiniz her yerde yapabilir, kendinize yardım edebilirsiniz. (2) Tek ihtiyacımız olan ise biraz ilgi ve duyarlılıktır.

Şiatsu masajını daha derinlemesine öğrenerek, önce kendinize ve en yakınlarınıza nasıl yardım edebileceğinizi keşfedebilirsiniz. Haftaya yazımın devamında buluşmak üzere hoşça kalın.

 

1* Şiatsu, Toru Namikoshi. Çeviri: İlhan Güngören

2* Akupresür, Jon Sandifer. Çeviri: Didem Yazıcıoğlu

Devam Edecek

Go to top