Yazdır
Gösterim: 5624

Milli yüzücümüz Sebla Tanık Tali bizi kırmadı ve çok keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik kendisiyle. Gündemde çok tartışılan “Yoga, spor mudur?” tartışmasına bakın kendisi ne cevap verdi. Uzun senelerdir yoga uygulayan bir sporcu olarak yoganın anlamı kendisi için derin olsa gerek!

Merhaba Sebla Hanım. Milli gururumuzsunuz. Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Gösterdiğiniz yakın ilgi için size teşekkür ediyorum. 1967 İzmir doğumluyum. İlk ve orta okulu İzmir'de okudum. Yüzmeye 1976'da Altay Kulübü'nde başladım. 1980'de İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü'ne transfer oldum. Spor hayatım boyunca yedi farklı branşta (200-400-800 mt serbest, 100-200 mt sırtüstü, 200-400 mt karışık) 60'ın üzerinde Türkiye rekoru kırdım. (13/14 yaş ile gençler ve büyükler kategorileri) 100'den fazla kez milli takımlarda yer aldım. Uluslararası yarışmaların yaş gruplarında çok sayıda madalya kazandım. Eğitim ve spor amacıyla gittiğim Amerika'da eyalet ve okullararası yarışmalarda birincilikler elde ettim. 1986 yılında Amerika'nın Connecticut eyaletindeki Cheshire Academy'den mezun oldum. 

Antrenmanlara hala düzenli olarak devam ediyor, masterlerda yarışıyor ve hem ülkemi hem de kulübüm ENKA'yı temsil ediyorum. Yaş gruplarında Türkiye rekorlarının sahibiyim. Ağustos ayı başında Montreal'de yapılan FINA Masterler Dünya Şampiyonasında 800 metre serbestte 14'üncü sırada yer aldım. 

1989 senesinde TRT'de spor spikerliği yapan Barbaros Talı ile evlendim. Bizim gibi sporun içinde yer alan iki oğul sahibiyiz. Her ikisi de ENKA Okulları'nda yüzmeyle başlayan spor hayatlarına sutopu ile devam ediyorlar. Hem ENKA Spor Kulübü'nde, hem de üniversite takımlarında oynuyorlar. Milli takımlarımızda görev yapıyorlar. Büyük oğlum University of Toronto'dan yeni mezun oldu. Küçük oğlum ise aynı üniversitenin ikinci sınıfına geçti. Ben de onlarla birlikte Kanada'da yaşıyorum. Eşim bizi sıklıkla ziyaret ediyor.     


Yogaya ne zaman ve nasıl başladınız?
İş hayatımın yoğun olduğu, evdeki sorumluluklarımın ağır gelmeye başladığı 2000'li yılların başında, hem bedenime hem de ruhuma hitap edecek, beni dinginleştirecek farklı şeyler yapabilmenin arayışı içindeydim. ENKA'nın Sadi Gülçelik spor tesisinde Rus Viktor hoca ile karşılaştım. Yoga ile tanışmam da onun sayesinde oldu. 

2003'de, reiki eğitimi aldığım hocamla birlikte İstanbul Alkent'te şivananda yoga çalışmalarına katıldık. Bedenimde yarattığı iyileşmeden, zihnimde ve ruhumda açtığı farkındalık ve özgürleşmeden etkilenerek araştırmalarımı derinleştirdim ve Yoga Şala'yı keşfettim. Zeynep Aksoy ile çalışmaya başladım. 2004 yazında Fethiye'nin Kabak koyunda düzenlenen yoga kampına katıldım. 

Bu dönemin sonunda yoga eğitmeni olabileceğimi anladım. Zeynep Aksoy'un 200 saat süren eğitmenlik kursuna katıldım. Altı aylık eğitimin son 70 saatini Kabak koyunda yaptığımız yoğun derslerle tamamladım. Bedensel, zihinsel ve içsel bütünlüğü, kavramlar arasındaki uyumu çok derinlere inmeden deneyimledim. Eğitim sırasında bir arada olduğum çok yakın üç arkadaşımın yönlendirmeleriyle yoluma ashtanga yoga ile devam etmeye karar verdim. 

Yurt dışı seyahatlerimde (Londra, New York gibi) farklı hocalardan yoga dersleri alarak değişik anlayışları ve stilleri öğrenmeye çalıştım. Cihangir Yoga'nın workshoplarına katıldım. Godfrey Devereux, Zeynep-David Cornwell gibi önemli hocalarla birlikte çalışma fırsatı bulup kendimi geliştirmeye çalıştım. ENKA fitness'da yogaya ilgi duyanlar ile bazı bir kaç bankanın yoga yapmak isteyen çalışanlarına eğitim verdim. Halen yaşadığım Toronto'da da The Yoga Sanctuary'de derslere katılmaya devam ediyor; uzak kalmamaya çalışıyorum. 

Yoga sizin için ne demek?
Size ilginç gelebilir ama bu sorunuza her gün farklı bir cevap verebilirim. Ama, yogayı temelde "beden ve zihnimin, içselliğimin bütünlüğünü sağlamak ve anı yaşamak" şeklinde tanımlamak isterim. Bir gün kendimi dinlemek, bir başkasında meditasyon, bir diğerinde nefes çalışması veya yüzme antrenmanı da olabilir benim için. Ya da yoga pozlarının içinde uyumlu ve akıcı bir şekilde hareket edebilmek. Bunları uygulayıp, yaşarken de bedenimi rahatlatmak. Zihnimi anlaşılır, ruhumu özgür kılmak. Sonuçta, bedenimde yarattığı gevşemenin, ruhuma verdiği sukünetin farkına varmak. İlginçtir, bedenimi rahat hissettiğim, akciğerlerime dolan havayı çoğalttığım; kısaca, çok rahatlıkla uygulayabildiğim  bir yoga pozunu ertesi gün zorlanarak yapabilmenin nedenini sorgulamak bile bana iyi geliyor. 

Sabah yaptığım yoga seansından sonra kendimi her anlamda dengeli ve enerjik hissediyorum. Bu duygu günümü çok daha rahat geçirmeme yarıyor. Akşam uyguladığım rutinin ardından ise kendimi günün stresinden arınmış, koşturmacanın yorgunluğundan kurtulmuş hissediyor; gerçek manada huzura eriyorum.    


Kendinizi hangi yoga stillerine yakın buluyorsunuz?
Ashtanga ve vinyasa stillerini bedenim ve ruhum için mükemmel buluyorum. Kuvvetimi, dayanıklılığımı ve esnekliğimi geliştiriyor. Öyle ki, bir kaç haftalık yoğun çalışmanın ardından sağladığı değişim çevremde bile kolayca fark edilebiliyor. Ben yıllarca üst düzey spor yapmış olmanın verdiği alışkanlıkla bedenimin ve zihnimin sınırlarını zorlamaya alışkınım. Her iki stil de bana bu açıdan fayda sağlıyor. Sınırlarımı genişletiyor; sportif platformda yaptığım fitness ve yüzme antrenmanlarımın kalitesini arttırıyor, performansımın gelişmesine yarıyor. 

En sevdiğiniz yoga duruşu hangisi ve neden?
Ben en çok ağaç pozunu seviyorum. Benim için denge ve odaklanmayı güçlendiren en önemli yoga pozlarından biri. Basit ve kolay uygulanabilir görünmekle birlikte, kendi adıma, üzerinde her daim özenle çalışmam gereken bir poz olarak kabul ediyorum.

 Bu pozu uygularken; dengede kalabilmek zor. Öncelikle, yaklaşık iki metre uzakta, göz hizanızda duran bir nesneye odaklamanız şart. Bu sırada bedeninizin ağırlığını taşıyan bacağınızın ayak tabanının yere iyice basması, (Köklenmesi) topuk, diz ve kalçanızın aynı hizada durması, aldığınız her nefeste göğüs kafesinizin genişlemesiyle birlikte kollarınızın bedeninizi yukarı doğru taşıması gerekiyor. Bu şekilde art arda 10 bazen 15 nefes alabilmek bana her seferinde birbirinden farklı deneyimler yaşatıyor. 

Son aylarda “Yoga, spor mudur?” tartışması gündemde. Bir sporcu/yüzücü olarak siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Benim gibi yaşamının 10 yılını elit sporcu olarak geçirmiş; mesafelere, derecelere ve rakiplere odaklanmış; madalyalar ve kupalar kazanmak, rekorlar kırmak için hemen her gün çift antrenman yapmış, hayatını yarışma düzenine göre uyarlamış bir yüzücü için yogaya spor demek pek doğru gelmiyor açıkcası. 

Yogayı bedeni esnek ve güçlü hale getiren, içsel huzuru ve dengeyi yaratan hareketler bütünü olarak tanımlıyor ve sportif başarı çok için önemli bir destek olarak görüyorum.

 

Yoga sizce sporculara ne gibi faydalar sağlıyor?
Dünya şampiyonasında iyi yarışabilmek adına son bir sene boyunca yaptığım yoğun antrenmanlara faydasını bire bir hissetmiş; ENKA Spor Kulübü'de, hem yüzme öğrettiğim hem de yoga eğitimi verdiğim gelişme çağındaki sporcularıma katkısına tanıklık etmiş biri olarak yoganın önemli faydalar sağladığını rahatlıkla söyleyebilirim. 

Yüzme yatay düzlemde ve su içinde yapılıyor olması nedeniyle zor bir spor dalıdır. Metabolizma biraz daha farklı çalışır. Ancak temel ihtiyaçlar aynıdır. Bence yoganın en önemli faydası nefes alma becerisi ile kapasitesini geliştirebilmesidir. Doğru nefes alma teknikleriyle gelişen akciğerler ve göğsü çevreleyen kaslar sporcu için elzem olan oksijenin yeterli miktarda alımını sağlar. 

Yoga pozları ise varlığı her yüzücüde istenen esnek, yumuşak ve güçlü  kaslara sahip olmaya yardımcı olur. "Core" kasları (karın ve sırt kasları) geliştirerek yüzücünün performansını doğrudan etkiler. Su içindeki hareketlerini kuvvetlendirerek hızlanmayı ve maksimum eforla, en iyi sonuca ulaşmayı sağlar.

Yoga matınız var mı? Varsa, rengi ne? Aranızdaki bağ ne derecede?
Olmaz olur mu hiç. İlk matımı 2004 senesinde aldım. Bir yüzü açık, diğeri ise koyu mavi renkte. Saatler süren yoga eğitimlerimde yaşadığım zorluklara, hissettiğim bir birinden farklı duygulara şahit olmuş; terimin yanı sıra göz yaşlarımla da ıslanmış çok özel bir mattır benim için. Ama artık çok yıpranmış olduğu için pek sık kullanamıyorum ne yazık ki. 
 

Nefes çalışmaları ve Meditasyon yapıyor musunuz?
İkisini de yapıyorum. Önce nefes çalışmasıyla başlıyor, ardından meditasyona geçiyorum. Bu düzende uygulamak iyi geliyor bana. Ağustos ayı başında Montreal'de katıldığım FINA Masterler Dünya Şampiyonası'nda çok yararını gördüm. 800 metre serbest yarışında neredeyse hiç solunum sıkıntısı yaşamadım. Rahat ve yeterli miktarda nefes alınca da belirlediğim tempoyu yarışmanın sonuna kadar sürdürebildim. Sonuçta planladığım dereceden 50 saniye kadar daha hızlı yüzdüm. Türkiye rekorunu bir dakikanın üzerinde farkla kırabildim. Benzer bir çalışmayı akşam uyku öncesinde de tekrarlıyorum. Uykuya geçişimi hızlandırıyor. 

Yoga pratiğinizi uygulamayı en sevdiğiniz ortam nasıl bir yer ve neden?
Bu sorunuza, oğullarımla birlikte uzun bir süredir yaşadığım Toronto'dan bir örnekle cevap vereceğim. Şehrin güneyinde, göle yakın bir konumda bulunan Dufferin Park'ta yaz boyunca hemen her hafta sonu organize edilen etkinlikte yoga yapmak beni çok mutlu ediyor artık. 

Her kesimden, farklı yeteneklerdeki insanların katıldığı 60 dakikalık etkinlikte doğayla bütünleşiyorum adeta. Yeryüzünün varlığını ayaklarımın altında hissederken, sıklıkla baktığım gökyüzünün engin görüntüsüyle rahatlıyorum. Yerle gök arasındaki esintiyi hissetmeye, doğanın iç açan kokularını duymaya çalışıyorum. Bedenim huzurla gevşerken, içten içe enerjiyle dolduğumu, canlandığımı güçlü bir şekilde algılıyorum. Bu çalışmanın bitiminde yaklaşık 4.5 kilometrelik yürüyüşle evime dönüyorum. Bi' de, bu park bana katıldığım ilk yoga kampını hatırlatıyor.

Yoga’nın yüzme kariyerinizde ve hayatınızda değişimlere yol açtığını söyleyebilir miyiz?
Söyleyebiliriz tabii. Yogaya başladıktan bir süre sonra işimden ayrılıp antrenörlüğe geçtim. Daha sonra, 200 saatlik zor bir kursu tamamlayıp yoga eğitmeni oldum. Ardından masterlerde yüzmeye karar verdim. Türkiye ve yurt dışındaki şampiyonalara katılmaya başladım. Şimdi Kanada'da yaşıyorum. Kısaca ifade etmek gerekirse, art arda gelen değişiklerle yaşamım renklendi. Sağlığım el verdiği sürece sporun ve yoganın içinde olmayı arzu ediyorum.  

Yurtdışında yoga okullarda öğretiliyor. Ülkemizde de bir gün her okulda yoga öğretilse bu nasıl olurdu sizce?
Orta ve lise eğitimim sırasında okul bittikten sonra gittiğim her antrenmanda bedenim zorlansa bile zihnimin rahatladığını hissederdim. Böylece, eve dönüp uzun süre, yoğun bir şekilde ders çalışırdım. Yoganın da antrenmana benzer bir etki yapacağını düşünüyorum. Okullarda düzenli olarak verilecek yoga eğitiminin çocuklarımıza bedensel gelişimin önemini hatırlatacağına, ruhsal dinginliğin huzurunu yaşatacağına inanıyorum. Bu farkındalık eğitimlerinin yanı sıra yaşamlarına da olumlu katkılar yapacaktır mutlaka. ENKA okullarında özellikle ilk okul öğrencileri için okul sonrasında İsteğe bağlı yoga eğitimi verildiğini biliyorum.    

Yoga Dergisi okuyucuları adına bizimle bu söyleşiyi gerçekleştirdiğiniz için size çok teşekkür ederiz. Son olarak sporcu olsun olmasın, yoga uyguluyor olsun olmasın, herkese söylemek istediğiniz birşeyler var mı?

Herkese, bedenlerinin kıymetini iyi bilmeleri gerektiğini, sağlığın ruhsal anlamda da önemli  olduğunu hatırlatmak isterim. İş ve ev yaşamının zorluklarına türü ne olursa olsun fiziksel aktiviteyle katlanabileceklerini akıllarından çıkartmamalılar. 

En sevdiği kelime? Huzur
En sevdiği şehir? İstanbul
En sevdiği kitap? Where Can Peace Be Found? - J. Krishnamurti