Yazdır
Gösterim: 3019

Ankara'da yaşayan Yoga Eğitmeni Taylan Yağız ile son derece keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Yogadan, rock müziğe, yoga spor mudur değil midir sorusundan, "Sertifikana Sahip Çık" kampanyasına kadar herşeyden konuştuk. Bir ter damlasının hissettirdikleri neymiş ve bir yoga eğitmeninin gözünden yoga neymiş, okuyalım.

Merhaba Taylan. Bize biraz kendinden bahseder misin?
Kendimden bahsetmek hmm... Pek sevmediğim bir şey.. 38 yaşındayım ve huzurlu olmanın peşindeyim :) Bir çok değişik işte çalıştım. Hep aradım, iş gibi olmayacak, sevgi ile isteyerek koşa koşa gidilecek bir şey aradım ve yoga ile tanıştım. Ayrıca doğayı çok seviyorum ve umarım bir gün onunla iç içe yaşarım. Ağaçlara dokunmayı ve onlara sarılmayı saymıyorum :)

Yoga ile nasıl tanıştın ve nasıl yoga eğitmeni olmaya karar verdin?
Yoga ile tanışıklığım 2010 yılı Kasım ayı ortalarıydı. Aslında eskiden yaklaşık üç aylık bir deneyimim olmuştu. Ama hiç birşey anlamamıştım. Sonra 2010 da yoga ile yeniden tanışınca, “evet, budur” dedim. Beden ile çalışmayı çok seviyorum. Hayatımda spor ve hareket hep oldu. Bence beden ile çalışmak kendini tanıma yolunda en güzel başlangıç noktası. Bedeni tanıdıkça, ruhunu da tanımaya başlıyorsun. Ruhundaki değişikliklerin bedene nasıl yansıdığını ya da tam tersi pratik yapmanın ruha dokunuşunu görmek harika. Yoga eğitmeni olmaya karar vermem yukardaki kısa birkaç cümleden dolayı oldu. İstediğim, aradığım buydu ve karar verdim. Sonrasında Chris Chavez ile Ankara’da bir yemekte tanıştım ve Chris beni çok cesaretlendirdi ve uzun eğitim boyunca da bu hiç bitmedi. Kısaca yolculuğum böyle başladı.

Yoga yolculuğundaki en keyifli anını bizimle paylaşır mısın?
Birçok keyifli an yaşadım ama en yakın zamanda yaşadığım bir an'ı yazıya döktüm. Harika bir an’dı. Keyifli ve benim için çözüm sunan bir An'dı... O yazıyı sizinle paylamak isterim.

BİR TER DAMLASININ HİSSETİRDİKLERİ..
Alnımdan gözüme giren bir ter damlası hissettirdi bu yazdıklarımı.

Benim gibi sabırsız ve hiperaktif bir adam nasıl oldu da dört seneye yakındır uyguladığı ve yaşadığı yoga’dan soğumadı. Bıkmadan usanmadan pratiklerine devam etti. Ben ki sayısız değişik işe girmiş çıkmış zevk alamamış, sıkılmış bir adam.

Yoga ile tanışmadan önce aklımda bir yerde okuduğum bir söz vardı hep ” hayatın boyunca çalışmak istemiyorsan, sevdiğin bir şey bul ve onunla uğraş ”. Çok sevmiştim bu sözü. Ama ne olabilirdi ki ? Böyle diyerek epey zaman geçti. Ve otuz dört yaşımın sonlarında yoga ile gerçekten tanıştım. Aslında önceden birkaç denemem olmuştu ama farkında olamamıştım. Derken bu tanışma ile bir kapı açıldı ve bir yol vardı orada.

Ankara-İstanbul arası ve İstanbul’da da yapılan yedibin kilometreyi aşan yol. Bu yolda yaşanan onlarca duygu ( ter, gözyaşı, yorgunluk, bilinmezlik, heyecan ve mutluluk ). Ve sonunda alınan bir sertifika. Ve bitti derken başlayan asıl yol.

Son birkaç aydır tuhaf bir ruh halindeyim. Evet An’dır önemli olan ve An’dan ötesi hep hikaye. Ama aldı beni bir gelecek kaygısı ve bilinmezlik. Ve bu ruh hali bütün pratiğime yansıdı. Yaptığım birçok asanayı (poz, yoga duruşu) yapamamaya başladım. Bir mutsuzluk hasıl oldu. Ve bu mutsuzluk pratikte gerilememe ve kas ağrılarına sebep olmaya başladı.

Ve sorgulamaya başladım hayatımı, yaptıklarımı ve tabiki yogayı. Bir ara yogayı bırakmayı bile düşündüm. Tıpkı eski alışkanlıklarda ki gibi , sıkılınca bırak!

Hayır bırakmadım yogayı. Devam eden bu ruh hali ve kas ağrıları ile pratiğime devam ettim. Dedikleri gibi pratiğe devam et, her şey yoluna girer. Çünkü bu geçmem gereken bir sınavdı ve eski Taylan’ın geçemeyeceği bir sınav.

Ve bugünkü pratiğim sırasında, alnımdan gözüme giren o güzel ter damlası bana doğru yolda olduğumu farkettirdi. Herkesin mutlu olarak yapacağı bir şey mutlaka vardır. Önemli olan onu bulmak. Bulamayan ne kadar çok insan var diye düşündüm. Ve bulmaları için dua ettim. Ne kadar çok insan sevdiği şeyin peşinde mutlulukla olursa ve onunla uğraşırsa, dünyadaki iyilik ve güzellik de o kadar artar diye içimden geçirdim.

Evet şanslıyım, buldum. Bu yazıyı okurken belki sen sıkıldığın bir işte çalışıyorsun ya da gayet mutlusun. Çokca para kazanıyorsun ya da hem sıkılıp hem az kazanıyorsun. Bu satırları yazarken ve bu noktaya gelene kadar birçok şeyi istemedim. Kariyer, fazla para, takım elbise vs. Çok sıkıntılar oldu ve belki daha da olacak. Ama güzellikler de her zaman var... Her şey zıddı ile var.

Bugün alnımdan gözüme inen o güzel ter damlası yazdırdı bu yazıyı. Ve bana dedi ki, kendi yolun üzerinde yürü, pes etme…

Bana bu yolda destek veren, cesaretlendiren, eşlik eden tüm dostlara sonsuz teşekkürler.

Ve tabiki ben gösterdiğim sabır ve azime hayret edip mutlu oluyorum. Ve hiç bitmesin istiyorum, son nefese kadar…

Namaste


Gerçekten etkileyici. Peki en zorlayıcı anın var mı? Anlatır mısın?
En zorlandığım son bir kaç ayda ki ruh halim ve bunun pratiğe yansıması ve sorgulamaların başlaması...Bu an da yukarıdaki yazıda mevcut :)

Hangi stil yoga uyguluyor ve öğretiyorsun?
Chris Chavez ile Cihangir Yoga’da Anusara Eğitimi aldım. Anusara temelli hizalamalar, vinyasa akışlar ve bana iyi gelen başka tarzda yoga stillerinde bulunan her türlü güzelliği derslerime yansıtmaya çalışıyorum.

Derslerine katılan öğrencilerin hayatlarında ne gibi değişim ve dönüşümler gözlemledin?
Mutlular :)

Diyelim ki senin dersine katılıyoruz, bizi nasıl bir yoga dersi bekliyor?
Öncelikli eğlenceli bir ders olur. Ayrıca güçlendirici, zıplamalı, hoplamalı, kol dengeli... Tabiki de ders sonunda bir de hikayemiz olur :)

 Yoga senin için ne anlam ifade ediyor?
Yogayı, hayattan ayırmayı sevmiyorum. Bence yoga hayatı güzel, sağlıklı ve farkındalık ile yaşamaktır.

İyi bir rock müzik sever olduğunu biliyoruz. Yogayı rock müziğe benzetiyor musun? Hangi yönlerden benziyorlar birbirlerine?
Evet, yoganın rock müzik ile benzeyen şöyle bir yanı var ki bu benzeşme başka bir olgu ile yoga arasında da yapılabilir. Rock müzikte birçok farklı tarz var... Sadece bir tarzı benimseyip, o yolda gidebilirsiniz. Ya da farklı tarzlar ile ilgilenip, kendi rock soundunuzu oluşturabilirsiniz. Aynı şey dinleyici içinde geçerlidir... An be an, ay be ay ve yıl be yıl değişen biz, bir an gelir “classic rock” yada başka bir an “punk rock” ya da “indie” veyahut başka bir rock stilini takip edebiliriz. Veya bunların birkaçını aynı zaman diliminde takip edebiliriz. Yoga da aynen böyle olmakta bence. Kişiye göre, ruh haline göre ve bedenine göre yoga stilleri mevcut. Sana sadece seçmek kalıyor.

Sence yoga derslerinde müzik kullanılmalı mıdır?
Bence bu eğitmenin tercihidir. Ben derslerimde müzik kullanıyorum ve bunun için mesai de harcıyorum. Çünkü aynı şeyleri çalmak istemiyorum. Sadece klasik yoga müzikleri değil; lounge, chill-out veya jazz coverlarını da derslerimde kullanmaktayım.

Yurtdışında yoga eğitmeni ve uygulayıcısı olarak sayısız erkek var. Türkiye’de ise erkek yoga eğitmeni ve uygulayıcı sayısı aslında çok az. Ülkemizdeki bu durumu nasıl yorumlarsın?
Biz kalıplar ile yaşayan muhafazakar bir ülkeyiz. Düşünsenize, doktor ya da mühendis olmazlarsa, evlenemiyorlar.  Soracaklar “evladımız ne iş yapıyor?” ; yoga eğitmeni :)... Bu duruma nasıl bakar birçok aile? Aman kızım ne işin var bu adamla, bak bunun yarın ne olacağı belli değil vs gibi birçok cümle kurarlar. Hayatı mal biriktirmek anlayışının sonucu bu cümlelerdir. Bırakın malı, mutluluk bile biriken bir şey değildir. Hayat bir an’dır o da bu an’dır. Erkek dediğin güçlü olur, bol para kazanır ya da bunu gibi kalıpların oldugu bir ülkede erkek yoga eğitmeninin az olması bence çok normal.

Türkiye’de “yoga spordur” diyenler var, yoganın spor olmadığını biliyoruz, peki senin bu konudaki düşüncelerin nedir?
Yoga, tabiki spor değildir! Böyle kısır tartışmalar sadece bizim ülkemizde olur. Ankara’da bulunanAnadolu Yoga Derneği’nin de kurucularından olarak biz ve diğer dernekler yoğun bir çalışma içindeyiz. Burada yoga neden spor değildir diye anlatmaya gerek yok. Elimizdeki cep telefonu ile internete girip herhangi bir derneğin sitesinden detaylı okuma yapılabilir ve hatta destek olunabilir.

Bugünlerde ülkemizde “Sertifikana sahip çık” isimli bir kampanya başladı. Uluslararası onaylı yoga eğitmenlik sertifikalarını bazı kişiler geçersiz kıldırmaya çalışıyorlar gibi. Sen bir yoga eğitmeni olarak sertifikana sahip çıkıyor musun ve diğer yoga eğitmeni meslektaşlarına bu konuda ne gibi tavsiyelerin olabilir?
Klasik Türkiye gerçeği işte! Çıkar peşinde olanlar, olguları kendi arzularının istediği şekilde dizayn etmeye çalışmakta ve yine ülkemizde olacak bir şey bu. Bir eğitmenin sertifikasını korumaya çalışması ne kadar acı. Ama madem durum bu; o zaman birlik olmak gerekir. Egoları bir kenara bırakıp, bir olmak YOGA olmak gerekir...

En sevdiğin yoga duruşu hangisi ve neden?
Kol dengeleri çünkü aykırı, keyifli, zorlayıcı ve heyecan verici.

 Kendi kişisel yoga pratiğini nasıl uyguluyorsun? Ortam nasıl?
Kişisel pratiğim, ev çalışmaları ve fırsat buldukça arkadaşlarımın derslerine de gidiyorum.


Yoga matının rengi ne ve aranızda nasıl bir bağ var?
Siyah ve pratğimi tamamlayan en önemli şey.

Son olarak yoga yapan, yapmayan, herkese, söylemek istediğin birşeyler var mı?
Daha çok pratik yapsınlar. Çünkü pratik mükemmelleştirir. Eğer bu röportajı okuyanlar daha önce hiçbir yoga dersine girmemişler ise, kendilerine yakın bir yoga merkezine gitsinler birçok stüdyo tanışma dersi için ücret almıyor diye biliyorum. Gitsinler ve yoga ile tanışsınlar. İlla ki yoga yapacak veya eğitmen olacaklar diye bir kaide yok. Sadece tanışssınlar. Herkes herşeyi sevecek diye bir şey de yok... Ama tanışmadan, bilmeden üzerine konuşmamak gerek. Ben yoga ile tanışıp anlamayayıp, yıllar sonra ki tanışmamızda farkına varmıştım. Böyle de bir durum olabilir.

Bize ayırdığın zaman için çok teşekkür ederiz. İnsanlar sana ve derslerine nasıl ulaşabilirler?
Ankara’da Yoga Şala ve WingTsunlive Academy’de dersler veriyorum. Tai/Tusaş’ta sadece Tai personeli için derslerim de var. Facebook, instagram ve blog’tan beni takip edebilirler.

En sevdiği kitap? Marlo Morgan - Bir Çift Yürek ve Michael Talbot - Holografik Evren
En sevdiği şarkı? Tek bir tane yok, aklıma da gelmedi :)
En sevdiği kelime? Hadi yapalım