Yaklaşık 5000 yıllık tarihi olan Yoga günümüzde bedensel, zihinsel ve ruhsal denge için uygulanan yöntemlerin başında geliyor. Avrupa ve Amerika'da en yaygın olan Yoga türü  Hatha Yoga’nın temelinde nefes alıştırmaları ve bedensel duruşlardır (asanalar) yer alıyor. Nefes ve derin düşünme (meditasyon) ile zihinsel; asanalarla ise bedensel dinginlik sağlanıyor. Bütünüyle bir fayda sağlamak içinse düzenli uygulama yapılması gerekiyor.  


Türkiye’de, son yıllarda sayıları artan yoga merkezleri dikkat çekiyor. Bu merkezlerin birçoğu İstanbul’da yer alıyor. Yoga merkezleri, özellikle yaz aylarında, çalışmalarını şehir dışında yapmayı tercih ediyor. Açık ve temiz havada, doğal ortamlarda gerçekleşen, daha hafif ve sebze ağırlıklı gıdalarla beslenilen, bu sağlık dolu tatillere “Yoga Kampı” ismi veriliyor.

Genç bir Yoga Eğitmeni ve Sosyal Medya Uzmanı Özde Çolakoğlu ile Yoga Sutra’ların birinci basamağı Yama'ların ilk değeri “Ahimsa” dan bahsettik. 

Patanjali’nin Yoga Sutra’larında etik değerler açısından birinci basamak Yama'lar. Yama'ların da birinci değeri Ahimsa. Ahimsa’nın bilinen anlamı şiddetsizlik. Fakat son zamanlarda birçok yoga eğitmeni bu değerin gerçek anlamının “şevkatli ve merhametli olmak” anlamına geldiğini söylüyor. 
Ahimsa’nın sizin için anlamı nedir?

Ahimsa, sizin de dediğiniz gibi şiddetsizlik demek. Benim için ise; eylemde, düşüncede, kalpte şiddetsiz olmayı araştırmak anlamını taşıyor. Araştırmak diyorum, çünkü modern şehirde bu tanımın pek de kolay olmadığının hepimiz farkındayız. O yüzden farkına varmanın ya da farkında olmanın bizi tarafsız bir bölgeye taşıyacağını düşünüyorum. Bu şiddetsizlik hali sadece dışarıya değil, aynı zamanda kişinin kendisine karşı da yürüttüğü bir araştırma aynı zamanda… Bence ahimsa, dünyada nefes alan tüm yaşam formlarının aynı kaynaktan geldiğini, birbirimizin sureti olduğunu, görünmeyen bağlarla birbirimize bağlı olduğunu keşfettikçe kelimenin gerçek anlamını yaşamaya başladığımız bir yol.

Peki bu Ahimsa’yı günlük yaşamınızda nasıl uyguluyorsunuz?
Farkında olmaya duyduğum açıklık ile… İstanbul’da şehir hayatı çok hızlı, sabahtan akşama kadar ruh hallerimiz, hislerimiz öyle uçlarda geziyor ki, ama nefes ile kurduğum bağ yönümü bulmamı sağlıyor. Yolda kavga edenler, kediye tekme atanlar, sinirli satıcılar, taksiciler, bildiğim tüm Türkçe ile yine de anlaşmayı başaramadıklarım, kendisine dev aynasından bakanlar… Liste o kadar uzun ki aslında, ama en önemlisi bunları yaşarken bedenimin verdiği tepkiyi izlemek, sakin kalmak için kendime baskı uygulamaktan ziyade o an için en doğru olanı yapmak, genelde bunları yapınca yüzümde kocaman bir gülümse beliriyor ve ben iyi olunca etrafımda her şey iyi olmaya başlıyor. Tüm dünyayı kurtarmak gibi bir amacım yok, kusurları olan bir insan olduğumu biliyorum, gözlemliyorum. Birkaç ay önce İstanbul’daki bir parkta bir teyzenin kökünden bir çiçeği söküp götürdüğünü gördüm. O teyze için sevginin tarifi buydu. Gerçek sevginin sevdiğini sahiplenmekten geçtiğini düşünüyor, muhtemelen çocuğuna da kendi istekleri ya da yarım kalan hayallerini yaşatmak için uğraşıyor. İşte bu da şiddet! Ben nasıl uyguluyorum? ‘Ahimsa uygulamam lazım, şiddetsiz olacağız. Kuşlar, böcekler, çiçekler..’ şeklinde yaşamıyorum. Gerçek olan dışarıdan içeriye doğru yol almaz, içerden dışarıya yol alır. Bir böcek, bir karınca gördüğüm zaman ‘öldürmemem lazım’ diye değil, içimde büyüyen kocaman sevgi yüzünden öldürmüyorum. Örnekler büyür ama içerden çıkan o sıcaklık bakidir! 

Yoga yapan birinin bu ilk basamağın ilk değerini ve diğerlerini tam anlamıyla uygulamadan yoganın diğer basamaklarına geçmesinin mümkün olmadığı söyleniyor. Bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Şu uygundur, bu uygun değildir gibi kesin, katı hallerin hepsine karşıyım! Yurt dışında hapishanedeki insanlar bile yoga dersi alabiliyor, bir canlıya zarar vermiş biri yoga yapabiliyor ama tabi sorduğunuz soru temelde farklı. Gerçekten bir öğrenci, bu yolda yürümeye başladığı zaman doğal olarak hayatında bu basamağı uyguluyor ya da uygulayamıyorsa da ‘neden, niçin’ gibi soruları sormaya başlıyor. Yani yoga’nın sekiz basamağı uyulması zorunlu kurallar bütünü değil! Bence bir şekilde ‘uyarsan senin için güzel olur’ diyen yaşam basamağı ve güzel olan kimseyi zorlamadan içerden gelen hislerle bu yolda yürütüyor. Soruna gelecek olursak, basamaklarının kendi içinde bir dinamiği var ve bu basamağı hakkıyla geçen, diğer basamakların farkındalıklarına kucak açabiliyor ama unutmamak gerekir ki bu basamağı geçtim, bitti diye bir şey yok! Yaşam, devam ettiği sürece bitişler değil, sonsuzluğa doğru değişimler mevcuttur.


2015’te Gezginname, 2016’da Yeşil Bisikletli Kız ve son olarak da 2017 yılında Vay Başına Yoga Gelenler kitabı Yitik Ülke Yayınlarından çıkan Çimen Erengezgin ile yolumuz “Bi Arkadaşın Başına Gelmiş” kitabı ile kesişti. Kitap yazarlarından biri olan Erengezgin’i instagramda takip etmeye başladığımda şimdiye kadar yazdığı kişisel gelişim dalındaki üç kitabı görünce hem kitaplarını hem de kendisini merak ettim ve ilk fırsatta kitaplarını alıp okuyunca da bu merakımın boşa olmadığını anladım.



Yoga ve meditasyon eğitmeni, girişimci ve yönetici Erkin Bek’in kaleme aldığı, varoluş teması üzerine kısa şiirlerden oluşan bir kitap, All Here çıktı.

Kitap, ‘benlik’ bilincini mutlak bir varoluşsal konu olarak işlerken; içsel tatmine ulaşmayı ise hayatın varış noktası olarak ele alan otuz dört şiirden oluşuyor.

Yoga ve meditasyon alanında yapmış olduğu detaylı çalışmalar neticesinde Bek, kişisel tatmine, varoluşumuz hakkında net bir bilince sahip olduğumuz zaman ulaşabileceğimize inanıyor. Bu düşünceden yola çıkarak yazdığı kitapta, meditasyon konusu vurgulanıyor ve her bir şiir okuması, bir meditasyon eylemi olacak şekilde tasarlanıyor.

Go to top