Bu hafta sizin için yoga ile ilgili ilginç bilgiler derledim. Bazılarınız Ahimsa’yı yoga tanrısı, samsara’yı börek sansa da çoğunuz yoga üzerine engin bilgilere sahipsiniz. Öyle ki, sizden daha iyi bilen yok. Aşağıdaki maddeleri de dağarcığınıza katarak kendiniz araştırıp bulmuş gibi anlatabilir, eşe dosta hava atabilirsiniz.

  1. İlk maddemiz cv’sine henüz Hindistan seyahatlerini eklememiş olanlar için. Yoga sembollerinden birisi swastika’dır ve Hindistan’da adım başı bu sembole rastlarsınız. Anlamı “refahla ilgiliolan” demektir. Bunda ilginç olan ne derseniz, google’dan aratıp kendiniz görebilirsiniz.
  1. 2008’de yapılan bir araştırmaya göre Amerika Birleşik Devletleri’nde 16 milyon kişi yoga yapmaktadır (ki şimdiye kadar bayağı artmıştır) ve yoga malzemelerine harcanan para yıllık 5,7 milyon dolardır. Ağzınızın suyu aktı değil mi? Fiyatları yükseltin hemen, vurun beline beline, bizim neyimiz eksik?!
  1. Güvenli bir şekilde, yani abartmadan ve hırs yapmadan icra edilen yoganın hiç bir kötü yan etkisi yoktur.
  1. K.S. Iyengar’a göre (ay kendisiyle tanıştım ben, yoga yaptım falan, unuttuysanız hatırlatayım, Türkiye’de İLK ve TEK benim) her 30 dakikalık yoga pratiğinden sonra 5 dakika dinlenmek gerekirmiş ki sinir sistemi kendine gelsin, sakinleşsin, odaklanma kolaylaşsın. İlk derslerim sırasında “eyvah şimdi ne yaptırcam” konulu düşünme/dinlenme aralarını boşuna vermiyormuşum demek. O zamanlar daha bilgeymişim, işe bak.
  1. Yoga günde 90 dakikalık bir çalışma değildir. 7/24’lük bir uğraştır. Derste yoga sesi kullanıp biter bitmez küfretmeye başlamak, öğrencilere satya öğretip akşama yalanın dibine vurmak, çalmamaktan bahsedip başkasının fikriyle dersler, kurslar düzenleyip o kişiyi ekarte etmek falan... olmaz.
  1. Alexander ve Annellen Simpkins’e göre yoga globalleşmenin ilk ve en başarılı ürünüdür. “Yoga batıdan mı öğrenilir, peh” diye burun büküp ortodox ortodox gezinmenize rağmen bu böyle. Çatlayın ayol.
  1. Yoga bilgisinin de dayandığı tarihin en eski metni Veda’ların yazıldığı dil olan Sanskrit dili, yazılmaktan çok söylenerek günümüze gelmiş bir dildir. Veda’ların binlerce yıl kağıda dökülmeden sözlü olarak aktarıldığına ve orjinalinden hiç bir şey kaybetmediğine inanılır.
  1. Stefanie Syman’ın iddiasına göre yoganın Amerika Birleşik Devletleri’nde bahsinin geçtiği ilk tarih 1857’dir. Ralph Waldo Emerson’un bir şiiri üzerine yoga üzerine konuşulmaya başlanmıştır. Bakın bu benim için de yeni bir bilgi oldu ve konuyu araştırdım: Biraz daha detay burada.
  1. Bir kaç haftadır yazdıklarıma sinir olanlar, defalarca okuyup görmemiş gibi yapanlar, beğense de ses çıkarmayanlar, dedikodu kazanlarını kaynatanlar, kendileriyle ve hayatlarıyla dalga geçemeyenler, kaskatı egoları ağır bir duvar gibi sırtlarında taşıyanlar, bu madde sizin için gelsin: Esneklik bedende değil, zihinde başlar.
  1. Yoganın Amerika kıtasında popülerleşmesine büyük katkı sağlayan Indra Devi, ulu şef Krishnamacharya’nın ilk kadın öğrencisidir. Başlangıçta kendisini reddeden ustanın günlerce kapısında yatmış, abidik gubidik saatlerde enteresan pratikler yaptırmasına ses çıkarmamış ve azmiyle öğrenci olmayı başarmış, daha sonra da Krishnamacharya’nın en yakın arkadaşlarından olmuştur.
  1. 2012 yılında New York Times’da yayınlanan bir makale, yoganın ciddi sakatlanmalara yol açtığını iddia etti. (Mesele bence yogaya artan ilginin sistemi tehdit edebilir oluşundan duyulan kaygıydı: Konuya böyle değinmiştim. ) Oysa 2007 yılında Amerika Ürün Güvenilirliği Komisyon Raporu’na göre kayda geçmiş yoga sakatlanma sayısı 7.000 iken aynı yıl 100.000 kişi GOLF oynarken sakatlanmış. Nasıl başardılar, ben de anlamadım. Yoganın Amerika’lı hırsıyla yapılıyor olmasına rağmen 16 milyonda 7000 de oldukça küçük bir oran.
  1. En ilginç gerçeği sona sakladım. Çok şaşıracaksınız: Yoga “poz”lara değil, nefese dayanır. Çoğu asana için esneklik ve güç gerekse de nefesi doğru kullanmazsanız hiç bir şey yapamazsınız. Mesela bandha meselesine bakabilirsiniz. Daha da ilginci; Spiritual Science Research Foundation’ın araştırmasına göre, 10 yıl yoga yapan bir kişinin elde edebileceği maksimum zihinsel temizlik oranı %5 iken, sadece pranayama ile bu oranı 8 yılda %10’a çıkarabilirmişiz. Hatta sıkı durun; enerji bedenin temizlenme oranı salt yoga ile 10 yılda maksimum %7, pranayama ile sadece 8 yılda %30! Sonra, “vay efendim bu kadar yoga yapıyorum, bir şey değişmiyor”, “vay öyleymiş gibi davranıyorum ama enerji bedenim hep aynı hep aynı,” demeyin, nefesi ihmal etmeyin.

Yazdıklarımı okuyorsanız azıcık karşı çıkın, yorumlayın, sataşın, ne bileyim like’ları artırın, bir şey yapın yahu, oturmaya mı geldik?

 

Go to top