Çocuklar ne ister? Bu sorunun yanıtını en iyi çocuklardan yana olan, ebeveyn-çocuk ilişkisi üzerine çalışan gelişim psikologları filan verecektir. Ben kendi gözlemlerimi ve öğrendiklerimi anlatmaya çalışacağım.

Çocuklar her şeyden önce “müdahale” değil, görünmez bir destek istiyor. Evet, görünmez. Çocuklar için orada olduğunuzu bilmek yeterli aslında. Sağlıklı olan da bu. Kendi ayakkabılarını giyebilecek, kaşığı tutabilecek, küçük bir işi yapabilecek yaşa geldiklerinde bunu yarım veya eksik de olsa kendileri yapmak isteyeceklerdir. Buna izin vermeli ve sadece seyirci olmak lazım. Bu, yetişkin olduklarında özgüveni yüksek ve insiyatif alabilen bireyler olmalarını sağlayacak.

Genç ebeveynlerin büyük oranda çocuklarını hayatlarının merkezine koyduğunu görüyorum. Oysa sizin çocuğun hayatına uyum sağladığınız kadar, onun da sizin hayatınıza uyum sağlamasına izin vermek gerekiyor. Proje çocuk “yetiştirmeye” çalışanlar var. “Yetiştirme” kavramı çok sorunlu. Bitki mi yetiştiriyorsunuz? O ne demek yahu? Çocukları “daha zeki” “daha başarılı” “daha, daha, daha” olsun diye binbir kursa yollayanlar, testler yaptıranlar onlar. Çocuğun ilk doğum gününden itibaren büyük balonlarla kimseye faydası olmayan yapay şekerli dev pastalarla parti düzenleyenler var. Çocuğun bir gün bile elini sürmediği onlarca oyuncak alanlara ne demeli? Çocukları ellerini bir işe uzattığında “Sen dur, üstüne dökersin, sen dur, yapamazsın” deyip elinden alanlar ise büyük bir hata yaptığını farkında mı acaba? Hatta çocuk kendi insiyatifini kullanıp sofradaki yemeği kendine almak üzere uzandığında onu durdurup “Önce izin istemelisin.” demek ise ne kadar masum görünüyor, öyle değil mi? Çocuğumuz büyüyünce bir başkasının hakkını yemesin filan istiyoruz ve ona izin istemeyi öğretmeye çalışıyoruz. Oysa bu davranış aksine başkasının hakkını yemeye eğilimli çocuklar büyütmemize sebep olabiliyor. Bir çocuğun yaşadığı evde “Burası benim evim. Bu evde yemeğe uzanma ve istediğim gibi alıp yeme hakkım var” duygusuyla büyümesi gerekiyor. Bu duygu doygunluğuyla büyüyen çocuklar cömert ve başkalarının hakkına saygılı oluyor büyüyünce.

Hayat Mükemmel Değil

Çocuksuzken de hayatlarını mükemmelmiş gibi göstermeye çalışanlar çocukları olduğunda elbette böyle yapmaya devam ediyor. Bu biraz başkaları için yaşama alışkanlığımızdan da kaynaklanıyor. Abartılı eşyalar, kıyafetler, kimi zaman aşırı kontrollü “açık vermeye” korkan tavırlar, sosyal medyada veya bir dost toplantısında her şeyin mükemmel olduğunu gösterme ve anlatma çabası. Çocuğunun üstün yetenekli, dahi, çok zeki olduğunu örneklerle anlatmaya çalışanlar… Hep ama hep bir üstünlük çabası içindeyiz. Oysa etiketler çocuklar için zararlıdır. O etiketin altında ezilir çocuk. Hem ondan beklenti artar hem de çocuğun hiçbir davranışı gerçekçi değerlendirilemez. Kendi patolojilerimizi çocuklarımıza da yansıtıyoruz. Şaşırtıcı değil bu tabii.

Hayatı, gördüklerimizi sorgulamayı bilmiyoruz. Bize bu öğretilmiyor. Muhakeme yeteneğimiz neredeyse yok. Birçoğumuz düz hayatlar yaşıyoruz. Sorgulayamadığımız için korkarım sosyal medyada gördüğümüz ünlülerin “kusursuz” hayatlarını gerçekten “kusursuz” sanıyoruz. Herhangi iyi bir okuldan diplomamız var diye, bir villaya, arabaya, bir işe sahibiz diye “olduk” sanıyoruz. Biz “olduk.” Biz “mükemmeliz.” Hayat bu kadar basit olsaydı keşke. Tam da bu yüzden içi boş bir kendine güvenimiz ve içi boş mutluluklarımız var. Oysa insan olmak, hayata derin bir yerden bakabilmek, yaşadığımız düzeni sorgulayabilmek gerçekten çaba istiyor. Çoğumuzun hayatı derinlemesine anlamasını beklemiyorum. Böyle bir dünyada bunu beklemek safdillik olur. Hayatı anlamlandırmak büyük bir yolculuk. Bundan çok uzakta olduğumuzu görüyorum çoğu zaman. Başkalarının yalan hayatını yaşıyoruz. Bu beni üzüyor. Kendi hayatımız, kendi gerçek benliğimiz zamanın bir boyutunda yok olmakla meşgul.

Çocuklarımızı da kendimiz gibi büyütüyoruz. Ellerine telefon, tablet verilmiş çocuklardan dış dünyayı doğru algılamalarını bekleyemeyiz. Çocuklar her şeye rağmen akıllılar ve her şeye rağmen algıları çok açık. Onlara biraz mantıklı yaklaşıldığında ortaya canlı, yaratıcı, sağlıklı çocuklar çıkacaktır. Bu noktada bir psikolog, yazar Nihan Kaya’yı önermek istiyorum size. Çocuklardan yana bir yaklaşımı var. Kitapları ve bir Youtube kanalı var. Ebeveyn-çocuk ilişkisiyle, yaratıcılıkla aslında hayatla ilgiliyseniz ıskalamayın.

Sevgiyle,

           

SİTEDE ARA

Go to top