“Lokah Samastah Sukhino Bhavatu” – “Her yerdeki tüm varlıklar mutlu ve özgür olsunlar ve benim şahsi hayatıma ait düşünceler, sözler ve eylemler herkesin bu mutluluğuna ve özgürlüğüne bir şekilde katkıda bulunsun.”

Bizden ne eksik ne de fazla, hayvanların da bizim sahip olduğumuz tüm yaşam haklarına sahip olmaları gerektiğine inanıyorum. Bu yazıyı yazarken vejetaryenliği anlatma derdinden çok, onları anlamamız gerektiği derdindeyim. Bir dert edinme ile başladı benim vejetaryenlik yolculuğum. Bu yolculuğun tohumlarının atılışı yıllar öncesine gider. Çocukluk anısı olarak kalacakken bugünümü ve vicdanımı koca bir yükten kurtaran bir karara dönüşen o anı… Beş yaşında iken bir kurban bayramında sarıldığım kuzunun akşam yemeğinde tabağımdaki yemeğe dönüşmesiydi.

O yaşta derin vicdan sorgulamaları yapamıyorsunuz. Sadece anlam vermeye çalışıyorsunuz. Bir canlıyı annesinden ayıracak ve tabaklarımızdaki sözde lezzete dönüştürecek vicdan kaybının temelini araştırıyorsunuz. Bu anı ile birlikte yıllar boyunca et tüketimine devam ettim ancak çoğu zaman ne yediğimi, neden yediğimi anlamaya çalıştım. Cevabı hep belliydi, bir eşitsizlik söz konusuydu ve bu benim beş yaşım için fazlaca ağırdı. Yıllar geçtikçe eşitlik üzerine yargılarım oluşmaya başladı. Eşitliğin, eşit önemsenmeyi ve yaşam hakkının koşul olmadan sahip olunması gerektirdiğine inandım.

Bir kere zihninize ve vicdanınıza bir kuşku düşerse o kuşkunun sesini bastırmak imkansızlaşır. Sizi rahatsız edip duran bir gürültüye dönüşür. O gürültü ile eğer ki gözlerinizi açmaya niyetiniz var ise yepyeni yollara düşmek durumunda kalırsınız. Vicdan çoğu zaman türlü sorulara, araştırmalara ve sonucunda görmeye dayanamayacağınız gerçeklerin bir tokat gibi yüzünüze çarpmasına sebep olur. Hayvanların endüstriyel çiftliklerde nasıl muamelelere maruz kaldığını gördükçe, buzağının annesinden ayrılışına, annenin ardından bakışına, tavukların dar ve karanlık alanlarda yaşam mücadelesi vermesine şahit oldukça tabağınızdaki sözde lezzetten utanmamak elde değildir. Ki bu hayvanların tüm bu yaşadıklarını sadece sizin için yaşadığını fark edince kendi hayatınız ile ilgili derin bir sorgulamaya girmemek mümkün müdür? Tek bir soru bile bana tüm beslenme alışkanlığınızı, hayata ve canlılara bakış açınızı değiştirmeye yetebilir gibi gelmektedir. Bu noktada da kendi hayatımızda iyileştirmeler yapmaya başlamanın ilk adımı, başka hayatlara olan yaklaşımı değiştirme niyeti olmalıdır. Eylemlerimizin, tercihlerimizin başka hayatları nasıl etkileyeceği hesabını mutlaka yapmamız gerekmektedir. Vejetaryen ya da vegan olma niyeti ile adımlayacağımız yolda kendimize soracağımız sorular yolumuzu aydınlatacak cevapları beraberinde getirecektir. Sorular sorunları da doğuracaktır muhakkak.

Bu sorunlar kimi zaman beslenme alışkanlıklarımızdaki aksaklıklar, kimi zamanda çevremizdeki insanların yaklaşımı olacaktır. İlk sorun için önerim, eğer ki et tüketimi çok olan biri iseniz etin yerine başka besinler koyarak yavaş yavaş bırakmanız olacaktır. Ki vicdanen ve politik bir şekilde bu kararı alır iseniz bu sorunu kolayca aşacağınızı göreceksiniz. Fakat aşamadığınız takdirde yerine başka bir besin koyarak bir sürece yayarak geçiş yapmak da yarar var. Vejetaryen/vegan birçok alternatif olduğunu da bilmelisiniz. Bu alternatiflerin yapımı hem kolay hem de artık ulaşımı da rahat durumdadır. Diğer soruna, çevrenin yaklaşımına gelecek olursak da bu sürecin en zorlayıcı ve yıldırıcı kısmı olacağını söylemeliyim. Dünyadaki tüm canlıların bizim için var olduğunu savunanlardan, hayvansal gıda tüketmediğiniz için vitamin, protein ve birçok gıda desteğinden mahrum kalacağınıza varan söylemler ile karşılacak, kimi zaman da bu konuda pasif şiddete uğrayacaksınızdır. Ben bu süreçte tüm canlıların bizim için var olduğunu savunanlar için doğayı ve canlıları terbiye etmek yerine doğaya ve tüm canlılara saygı duymam gerektiğini söylüyorum. Tartışmaya girmenin de bir faydası olmadığını da belirtmem de fayda var. Çünkü karşı tarafın savını sunma biçimi daima pasif şiddet içermeye yönelik olacaktır. Bizim de vejetaryenlik/veganlığı savunmamızın pasif bir şiddete dönüşmesinden kaçınmamız gerektiğine ancak doğru bir anlatım ve yaklaşım ile bu düzeni değiştirebileceğimize gönülden inanıyorum.

Bir diğeri yani sözde bizim sağlığımızı düşünen yaklaşım ile karşılaşmak da yorucu olacaktır. Fakat neyse ki vejetaryen/vegan beslenmenin sağlığımız adına olan yararları konusunda birçok bilimsel çalışma ve makale mevcut. Birçok gıda desteğini de bitkisel yollarla alabilmekte, alamadıklarımız için de tercihen gıda takviyelerine başvurabilmekteyiz. Bu bağlamda yolculuğumuzun her yeni bir adımında her ne ile karşılaşırsak karşılaşalım, yolumuz uzun, aldığımız bu doğru karardan ötürü de sabrımız sonsuz olacaktır, inanıyor ve bizzat yaşıyorum. Merhametimizi tüm canlıları kapsayacak şekilde büyütebildiğimizi gördükçe tüm karşı çıkışlara, engellere rahatlıkla göğüs gerebileceğiz. Yeter ki, mutluluğumuzun tüm canlıların mutluluğundan, koşulsuz eşitliğinden geçtiğini unutmayalım.

SİTEDE ARA

Go to top