Geçen hafta başladığımız, Deepak Chopra’nın “Başarının 7 Spiritüel Yasası” kitabındaki birinci yasa olan “İçsel Güç Yasası” ile serimize devam ediyoruz. Kısa, net, anlaşılabilir, kolay uygulanabilir şekli ile özetlenmiş olarak…

“Tüm varoluşun kaynağı saf bilinçtir. İçsel güç, doğmayı bekleyen sınırsız gücü dünyaya getirmenin yollarını arar. Gerçek benliğimizin saf yaratıcı bir güç olduğunu anladığımızda, evrendeki her şeyi tezahür ettiren güçle birleşiriz.

İçsel Güç Yasası; gerçek halimiz olan saf bilincimizle buradayız hakikatine dayanır. Saf bilinç doğmayı bekleyen içsel gücümüzdür. Sınırsız olanaklar ve sonsuz yaratıcılıktır. İçsel güç ise sonsuz ve sınırsız olmak, sonsuz coşku duymaktır ki bu bizim spiritüel temelimizdir. Bizim gerçek doğamız; öz bilgi, sonsuz sessizlik, mükemmel denge, yenilmezlik, sadelik ve mutluluktur. Gerçek doğamızı keşfettiğimizde ve kim olduğumuzu bildiğimizde, düşlediğimiz her şeyi gerçekleştirebilme yeteneğimizi keşfederiz.

İçimizdeki gücün sınırsız alanından faydalanmak, saf bilincimizde yatan yaratıcılığımızı tamamen kullanmak istiyorsak, öncelikle bu alana girebilmemiz gerekir. Bu alana girmenin yollarından biri her gün biraz kendi dinginliğimizle baş başa kalmak, meditasyon yapmak ve hiçbir şeyi yargılamamaya çalışmaktır. Doğada geçireceğimiz belli bir zaman bize tüm bunları yapmakta daha da yardımcı olacaktır.

Kendi dinginliğimizle baş başa kalabilmek, sadece var olabilmek için belli bir zamanı kendimize adamamız, belli aralıklarla konuşma aktivitesinden uzaklaşmamız demektir. Bu aynı zamanda belli aralıklarla televizyon seyretme, radyo dinleme, kitap okuma gibi aktivitelerden de uzaklaşmak anlamına gelir. Eğer kendimize bunu deneyimleme fırsatı vermezsek, iç diyaloglarımızda daima çalkantılar olacaktır.

Peki bahsedilen dinginliğe ulaştığımızda neler olur? İlk zamanlarda iç diyaloglarımızın yoğunluğundan doğan çalkantılar artar. Bir şeyler söylemek ve düşünmek için çok daha güçlü bir istek duyarız. O anlarda bizleri ani bir acelecilik ve endişe duyguları sarar. Fakat dinginliğimizde kalmaya devam edersek, o iç diyaloglar azalır, zihnimiz pes eder, devamlı aynı yere gidip gelmenin bir anlamı olmadığını fark ederek sakinleşir. İşte o zaman muazzam bir sessizlik ortaya çıkar.

İçsel Güç Yasası’nı yaşamanın en kolay yollarından biri zaman zaman bu dinginliği deneyimleyebilmektir. Diğer bir yolu da düzenli olarak meditasyon yapmaktır. Meditasyon sayesinde saf bir sessizliği ve saf bir farkındalığı deneyimlemeyi öğreniriz ki, bu saf sessizliğin içinde sınırsız planlama gücü ve her şeyi birbirine ayrılmaz bir şekilde bağlayan üretkenliğin nihai temeli yatar.

Bir başka yol ise yargılamadan yaşamaktır. Yargılamak, her şeyi sürekli iyi-kötü, doğru-yanlış şeklinde sınıflandırıp analiz etmek ve etiketlemektir. Böyle yaptığımızda iç diyaloglarımızdaki çalkantılar artar ve bu da bizimle, sınırsız içsel güç alanımız arasındaki enerji akışını azaltır. Yargılamamak bizim dingin bir zihne kavuşmamızı sağlayacaktır.

Tüm bunlara ek olarak doğada zaman geçirmek, doğanın kusursuz işleyen düzeni ile bağ kurarak, sınırsız içsel güç alanımıza girebilmemize yardımcı olacaktır.

Mutlu ve başarılı olmak için, varlığımızın en derinlerindeki öz ile temasa geçmeyi öğrenmeli ve içsel gücümüzü keşfetmeliyiz.”

Evet, kitapta ilk yasa olan “İçsel Güç Yasası” özetle bu şekilde anlatılmış. Tüm bunları nasıl hayatımıza alabilir, nasıl uygulayabilir ve nasıl sürdürülebilir hale getirebiliriz diye düşündüğünüzü hissedebiliyorum. Ancak pratikleri yapmadan, içsel gücünüzü fark etmeniz ve deneyimlemeniz mümkün değildir. İçsel gücünüzü keşfetmezseniz, sonraki yasaları uygulamak da mümkün olmayacaktır. Size işinizi kolaylaştıracak birkaç öneride bulunmadan önce, Buddha’nın şu sözünü hiç aklınızdan çıkarmamanızı rica edeceğim. “Tıpkı güzel renkli ama kokmayan bir çiçek gibi, eyleme dönüştürülmeyen söz kulağa hoş gelse de faydasızdır.”

Aşk’la…

İşte benden size tüm maddeleri keyifle, bir oyun gibi uygulayabilmeniz için birkaç küçük öneri: 

  • İlk başlarda sadece her sabah kalktığınızda veya her akşam yatmadan önce beş dakikanızı kendinize ayırın. Dinginliğinizi keşfedin, gözlerinizi kapatın ve hiç konuşmayın. Sadece varlığınızı hissedin.
  • Bunu hem sabah hem de akşam yapabilir duruma geldiğinizde ki bu sizin için bir sınıf üste geçmek olsun; süreyi her hafta beşer dakika uzatarak yarım saate kadar çıkın ve artık meditasyon yapmakta olduğunuzu fark edin. Gelip giden düşünceleri bir film gibi izleyin sadece, ta ki zihniniz pes edene kadar. Siz sadece dinginliğinizi korumaya devam edin.
  • Hiçbir şeyi, hiç kimseyi yargılamayın. Kendinize sık sık “bugün hiçbir şeyi, hiç kimseyi yargılamayacağım” diye hatırlatın. Bir gün size uzun geliyorsa, bir saat diyebilir ve ilk hedefi tutturduğunuzda sürenizi uzatarak devam edebilirsiniz. Hedefi tutturmadan bir üst hedef belirlemeyin.
  • Doğada her gün vakit geçirmeye fırsat bulamıyorum diye bahaneleriniz varsa, hiç ağaç, çiçek, böcek görmüyorum ki diyorsanız, her gün en azından bir çiçek koklamayı, yolda gördüğünüz bir hayvanın başını okşamayı, bir ağaca dokunmayı kendinize görev olarak verin. Bunlardan birini yapacak bir dakikanız vardır öyle değil mi? Siz bunu yapın, inanın zamanla doğa sizi daha çok içine çekecek ve ona daha çok zaman ayırıyor olacaksınız.
  • Hayat bir oyun, her bir maddeyi bir oyun gibi düşünerek, eğlenerek uygulayın.

 

 

Go to top