Ey yiğit;

Kadere bahane bulma, yükleme kendi suçunu başkasına.

Suçunu gör, dönüpte etrafında kendinin.

Kendindendir, gölgenden değil çektiklerin.

Ne yaptın da sana dönüşünü görmedin.

Ne ektin de ektiğini biçmedin.

Yaptıkların ruhundan ve vücudundan doğar.

Çocuğun gibi sonra gelip tutar eteğinden.

                                                                   Hz. Mevlâna

 

Bu hafta Hz. Mevlâna’nın bu güzel dizeleri ile başladım, Deepak Chopra’nın Başarının 7 Spiritüel Yasası’ndan üçüncüsü olan Sebep Sonuç yani Karma Yasası’nın anlatımına. Bana göre Hz. Pir’in şu birkaç satırı bu yasanın tam olarak nasıl bir şey olduğunu anlamamıza yetiyor. Yaptıklarımız yalnız ve yalnız bizden doğar ve dönüp dolaşıp sahibine geri döner…

Bakalım Chopra yasayı nasıl tanımlamış.

“Karma hem eylem hem de o eylemin sonucudur. Sebep ve sonuç eş zamanlıdır, çünkü her eylem kendisine geri dönen benzer bir enerji gücü yaratır. Bu yüzden karma, bilinçli seçimlerimizin bir sonucudur.

Seçimlerimizin bazıları bilinçli, bazıları ise farkında olmadan yaptıklarımızdan meydana gelir. Fakat Karma Yasası’ndan en iyi şekilde yararlanabilmek için seçimlerimizi her an bilinçli ve farkında olarak yapmamız gerekir.

Şu an olan her şey geçmişteki seçimlerinizin bir sonucudur. Çoğumuz sonsuz seçimler yapabilecek olmamıza rağmen dış etkenler tarafından tetiklendiğimizde, şartlanmış reflekslerimizle alışılmış bir davranış biçimi içinde hareket ederiz. Reaksiyonlarımız otomatik olarak insanlar ve koşullar tarafından tetiklendiğinden, varoluşumuzun her anında yaptığımız seçimlerin bizim elimizde olduğunu unuturuz. Yani bu seçimleri farkında olmadan yaparız. Eğer seçimlerimizi yaparken bir an kendimizi bir adım geri çekip yaptığımız seçimlere dışarıdan tanıklık edersek, bütün bu süreci bilinçaltı dünyasından bilinçli dünyaya taşırız.

Bilinçli seçim yapma ve tanıklık etme çok güçlü bir yöntemdir. Herhangi bir seçim yaparken kendimize iki şey sormalıyız. Birincisi, “Bu seçimimim sonuçları ne olabilir?” bu sorunun cevabı kalbimizdedir. İkincisi ise, “Şu an yapmakta olduğum seçim bana ve etrafımdakilere mutluluk getirecek mi?” cevabımız evet ise devam edip seçimimizi yapmalıyız, hayır ise bu seçimi yapmamalıyız. İşte bu kadar basit.

Doğru seçimler yapmamıza yardımcı olabilmek için evrenin çok ilginç bir mekanizması vardır. Bu mekanizma bedenimizde oluşan duyularla ilintilidir. Bedenimiz iki çeşit duyu deneyimler. Biri rahatlık, diğeri ise huzursuzluk ve tedirginlik. Bazı insanlarda bu rahatlık ve huzursuzluk hissi “solar plexus”ta yani karın boşluğunda hissedilir. Fakat çoğu insan için en yoğun hissedilen yer kalptir. Kalp düşünüldüğü gibi duygusal ve yumuşak değildir, aksine kalbin çok güçlü sezgileri vardır, bütünleyicidir, olayların iç yüzünü bilir ve olaylar arasında kolay bağlantı kurabilir. Kalbin kazanma veya kaybetme derdi yoktur. Kalbin seçimleri her zaman mantıklı bir düşüncenin asla ulaşamayacağı kadar doğru ve kesindir.

Peki ya geçmiş karmalar ve şu an bizi nasıl etkiledikleri konusu ne olacak? Geçmiş karmalar için yapılabilecek üç şey vardır. Birincisi, karmik borçlarımızı ödemek. Birçok insan farkında olmadan bunu yapar. Bazen bu borçların ödenmesi sırasında çok büyük acılar çekilebilir, fakat Karma Yasası, “evrende hiçbir borç ödenmeden bitmez” der.

İkincisi, karmamızın şeklini değiştirmek veya arzu ettiğimiz bir deneyime dönüştürmek olabilir. Bu ilginç bir süreçtir. Karmik borcumuzu öderken kendimize sorabiliriz; “Bu deneyimden ne öğrenebilirim? Bu bana niye oluyor ve evrenin bana verdiği mesaj nedir? Bu deneyimi diğer insanların yararı için nasıl kullanabilirim?”

Karmayı çözümlemenin üçüncü yolu ise onun ötesine geçerek onu aşmaktır. Bir başka deyişle karmanın titreşiminden daha yüksek bir titreşime geçmek, ondan bağımsız hale gelmektir. Yani boşluğu, Öz’ü deneyimlemek. Bu da ancak düşüncelerimizin arasındaki boşlukta daha derinlere gidip gelerek karmamızın tohumlarını dönüştürmekle yani meditasyon yapmakla olur.

Tüm eylemler karmik serüvenlerdir. Bir fincan kahve içmek karmik bir serüvendir. Ruhumuz karma, hafıza ve arzu tohumlarından oluşan bir bilinç demetidir. Henüz yeşermemiş bu tohumların farkına vardığımızda gerçeğin bilinçli yaratıcısı biz oluruz. Bilinçli seçimler yapan bir kişi olduğumuzda da kendimiz ve etrafımızdakiler için geliştirici ve dönüştürücü davranışlarda bulunuruz. Yapmamız gereken tek şey budur.”

Sade bir dille gayet net anlatmış Deepak Chopra. Peki tüm bunları günlük hayatımıza nasıl dahil edelim? Düşündüğümüz kadar karmaşık değil bence. Bakın birkaç ipucu ile ne kadar kolay olduğuna birlikte tanıklık edelim.

Kendi kendinize her sabah şunu söyleyin. “Bugün yaptığım her seçime tanıklık edeceğim ve bu seçimleri bilinçli ve farkında olarak yapacağım.”

Mesela ben bu yazıyı yazarken, bir kahve molası versem diye düşündüm. Sonra birden seçenek arttı. Kahve mi yoksa çay mı diye düşünürken buldum kendimi. Anladım ki zihne düştüm. Seçenek birden fazla olduğunda zihindeyiz demektir. O halde yapacağım şey belli, gözlerimi kapadım ve dedim ki;

  • Kahve içersem sonucu nedir? Çay içersem sonucu nedir?

Verdiğim cevaplar neticesinde kahveyi seçtim ve tekrar sordum kendime;

  • Bu seçim bana ve etrafımdakilere mutluluk verecek mi?

Elbette, ben kahve içince çok mutlu oluyorum. Doğal olarak ben mutluyken de etrafımdakilere neşe saçıyorum.

  • Son deneme; kalbimden bana rehberlik etmesini istedim.

Kalbimi bir huzur kapladı, mis gibi Türk Kahvesi kokusu geldi burnuma.

Gülmeyin lütfen; hayat küçük mutluluklardan oluşur. Eğer bir şeyi hayatınıza dahil etmek istiyorsanız, onu ilk önce en kolay yaptığınız ve yapmaktan keyif aldığınız şeyler üzerinde uygulayın. Ancak şu şekilde daha önemli ve kritik olduğu düşündüğünüz durumlara uygulamakta ustalaşırsınız.

Bana müsaade, kahvemi içmeye gidiyorum, Aşk’la…

Bu arada; her gün birkaç dakikada olsa meditasyon yapmayı unutmayın ki karmalarınızdan bağımsız hale gelin.

 

 

 

 

 

Go to top