Sevgi depolarınızı doldurun lütfen, günün birinde lazım olabilir…

 

Gary Chapman’ın “Beş Sevgi Dili” kitabını okumamın üzerinden yıllar geçti. Geçenlerde birkaç şeyi hatırlamak için kitabı elime almıştım. Aradığımı buldum ve yıllar önce kitabı okuyan ben ile şimdiki ben arasındaki farkla tekrar yorumlama şansım oldu.

Belki çoğunuz okudunuz bu kitabı ama okumayanlar ve okuyup da farklı bir bakış açısı ile bakmak isteyenler için bir yorum sadece benimki.

Chapman bir evlilik terapisti. Dolayısı ile kitabın büyük bir kısmında evli çiftlere hitap ediyor ve sonlara doğru da çocuklara değiniyor. Ancak kitabı yıllar içinde değerlendirdiğimde anlatılanların sadece evlilikler veya birliktelikler için geçerli olmadığını düşündüm. Bence her ikili ilişkide ki; bu eşiniz, sevgiliniz, ebeveynleriniz, çocuklarınız, arkadaşlarınız, dostlarınız vs. olabilir; hepsi ile bir sevgi alışverişiniz vardır. Tüm bu ilişkileri ayakta tutan tek şeydir sevgi. O halde daha anlayışlı, farklılıkları kabul eden ve önemseyen, geçinmeye gönlü olan biri isek veya öyle olmak istiyorsak kitapta bahsedilen sevgi dillerine tek tek tüm hayatımızı kapsayacak gözle bakmak gerekiyor.

İşte Gary Chapman’ın ifadeleri ile o beş sevgi dilinin, kendi yorumum ile sadeleştirilmiş hali.

  1. Onaylayıcı Kelimeler: Güzel bir iltifat ile bütün gününüz muhteşem geçebilir mi? Dikkat; sevgi dili “onaylayıcı kelimeler” olan biri için kelimeler çok çok önemlidir!

Kimileri için sevinçle “evet” denebilecek bir soru iken, kimileri için oldukça anlamsız bir şey olabilir bir iltifat ile mest olmak. Biri diğerinden daha iyi veya daha kötü değildir bu durumların bence. Pek çok insanın onaylanmaya, beğenilmeye ihtiyacı vardır. Bazen kızınız, bazen eşiniz, bazen anneniz üzerindeki elbisenin ona ne kadar yakıştığını duymaktan çok mutlu olabilir. Ya da dünyanın en güzel yemek yapan kadını olduğunu, ne kadar güzel bakan bir erkek olduğunu duymak pek çok bireye iyi gelir ve kendini önemli ve değerli hisseder.

Genelde her birimiz kendi sevgi dilimiz ne ise karşımızdakine öyle davranırız diyor Chapman. Gerçekten de öyle değil midir? Karşımızdaki kişi, bunları duyarak dünyanın en mutlu insanı olabilir ama bu bizim için bir şey ifade etmiyorsa, bizim bunları düşünüp söylememiz hiç kolay olmayacaktır. Ve zaman içinde çok sevdiğimiz birini sırf bunu fark edip, yapamadığımız için kendimizden uzaklaştırabiliriz. Oysa o sırada biz de ona karşı kendi sevgi dilimizi kullanmaktayızdır büyük ihtimalle. Ama her iki tarafta bu lisanı bilmediği için birbirini anlamaları mümkün olamamaktadır.

İltifat etmekten sıkılmayın, eğer karşınızdaki kişinin birincil sevgi dili bu ise, onun dünyanın en mutlu insanı yapmanız an meselesi:)

  1. Kaliteli Zaman: Yanınızdaki kişinin tüm dikkatini size odaklaması nasıl bir duygu uyandırıyor sizde? Eğer bu soruya “kesinlikle çok hoş" diye cevap veriyorsanız sizin sevgi diliniz “Kaliteli Zaman”.

Kaliteli zaman çoğu insan için birlikte zaman geçirmek anlamına gelirken, sevgi dili bu olan kişilerde daha derin bir anlam ifade eder. Bu kişiler için sadece fiziksel birliktelik değil, birlikteliğin karşılıklı ilginin odaklanması şekline olması gerekir. Bazı kişiler için birini dinlerken aynı anda gazeteye göz atmak olası olabilirken, karşınızdaki kişi bunu onu dinlemediğiniz ve önemsemediğiniz şeklinde yorumlayabilir. Ve hiç tereddüt etmeden bu konuda bir tartışma başlatabilir. Eğer siz sevgi dili diye bir lisan olduğundan habersizseniz, bunu sıradan bir tartışma olarak algılarsınız sadece. Oysa ki diğer taraf için bu incitici, sevilmediğini hissettiren bir durumdur. Ben bunu en çok çocuklarımdan duyarım ve böyle bir durumda ilk söyledikleri, “Anne sen beni dinliyor musun?” olur. İşte orada bize sevgi dilini belli eder çocuk, benimle benim anladığım gibi konuş demektedir aslında. Bence böyle bir durumda yapılması gereken şey; biz aynı anda onu dinliyor bile olsak, her ne yapıyorsak yapalım, o işi bırakmak ve sadece çocuğumuza ve söylediklerine odaklanmak olmalı. Seni anlıyorum, seni duyuyorum demenin en basit yoludur o kişiye odaklanmak, sevgi dili kaliteli zamansa. Gerçekten orada ve onunla olun, onu dinleyin, ona sorular sorun ve sohbet edin. Bunun bize en büyük getirisi, ilerleyen yıllarda bize anlatılanları can kulağı ile dinlediğimiz için önemli bir anı bankasına sahip olacak olmamızdır. 

  1. Hediye Alma: En kolay öğrenilen sevgi dili bu olsa gerek diye düşünmüş olabilirsiniz şimdi. Ne kadar basit, al bir hediye olsun bitsin!

Sevgi dili hediye almak olan bir kişi ile mutlu bir ilişkiniz olmasını istiyorsanız bence hediye verme becerinizi geliştirmelisiniz. Hediye sadece ona bir şey alınıp getirilmesi değildir bu kişiler için. Sevdiğiniz birine maddi değeri olan bir şey götürmek basit bir yoldur ama birlikte çekilmiş fotoğraflarınızdan bir albüm hazırlamak, belki altına küçük notlar düşmek onu her şeyden çok memnun edecektir. Bana kalırsa zor bir dil bu. Küçük ama anlamlı, emekle üretilmiş şeyler vermek için oldukça yaratıcı olmak gerekiyor diye düşünüyorum.

  1. Hizmet Eylemleri: Birisi sizin için özel bir yemek pişirse, sizin için yatakları toplasa, sizin yerinize alışverişe gitse çok mutlu olanlardan mısınız?

Hizmet eylemi, ilişkinizi sürdürürken talep etmek yerine ricada bulunmayı gerektirir. Mesela, değer verdiğiniz birinden sizinle bu hafta sonu bir kampa gelmesini rica etmenizle, talepte bulunmanız arasında çok büyük bir fark vardır. Çünkü ricalar sevgiyi yönlendirir ama talepler sevgi akışını keser. Birisinden sizin için bir şey yapmasını rica ettiğinizde aslında ona sizi neyin mutlu edeceğinin ipucunu verirken, bunu talep ederek dile getirdiğinizde, emrivaki ve sevgi dışı bir davranışta bulunursunuz. Eğer sizin sevgi diliniz hizmet eylemleri ise öncelikle yapmanız gereken ricalarda bulunmayı öğrenmek olacaktır. 

  1. Fiziksel Temas: Dokunulmaktan ya da dokunmaktan hoşlanıyor musunuz? Sevdiğim birine dokunurum, sevildiğimi bana dokunulduğunda hissederim diyorsanız sizin sevgi diliniz fiziksel temas.

“Fiziksel temas, bir ilişkiyi yaratabildiği gibi bozabilir de” diyor Chapman. Yani fiziksel temas sevgi kadar nefreti de ifade edebilir. Eğer baskın sevgi diliniz fiziksel temas ise bu temas “seni seviyorum” veya “senden nefret ediyorum” sözlerinden çok daha güçlü bir etki uyandıracaktır sizde. Örneğin sevgi dili fiziksel temas olan bir çocuğun poposuna yavaşça vurduğunuzu düşünün. Hani derler ya; “poposuna vur bir şey olmaz diye”. Ancak bu çocuk sevgi dili fiziksel temas olmayan bir çocuktan çok daha kötü bir şekilde etkilenecektir bu davranıştan. Çünkü çocuk direk olarak “sevilmediğini” düşünecektir. Ne kadar farklı sözler kullanırsanız kullanın, onun için asıl önemli olan fiziksel olarak ne hissettiğidir. Olayları ve durumları bununla bağlantılı olarak algılayacaktır. Tam tersi, her çocuk için şefkatli bir sarılma sevgiyi ifade eder, ancak sevgi dili fiziksel temas olan bir çocuk için bu sarılış sevgiden çok öte bir mutluluk kaynağı olacaktır. Aynı durum yetişkinler için de geçerlidir. Örneğin; baskın sevgi dili fiziksel temas olan bir yetişkine ağlarken sadece sarılmanız onun bütün yaralarını saracaktır.

Çok basit gibi görünen ama bir o kadar da emek isteyen bir şey bu lisanı öğrenmek, ikili ilişkilerimizde bu dilde konuşabilmek. Kim bilir belki de çok kullandığımız “nabza göre şerbet vermek” deyiminin karşılığıdır bu dilde konuşmak. Hepimizin bu beş maddenin içinde bir favorisi vardır herhalde. O favori olan dili tespit edip, diğerlerini de önem sırasına göre sıralayabiliriz ve ilişkide olduğumuz, bizim için önemli olan kişi ve kişilerin hangi sevgi dili grubunda olduğunu anlamakta zorluk çekiyorsak, aynı şeyi onun/onların da yapmasını isteyebiliriz.

Niye bunu yapalım ki, oldukça zahmetli diye düşünebiliriz kimi zaman. Bence tek bir nedeni var. Sevgi bir tercihtir ve sevmeyi seçerseniz tüm bunlar keyifli bir oyun gibi mutluluk veren bir hal alabilir.

Keyifle okunacak bir kitap “Beş Sevgi Dili”. Kitabın sonunda bir testte var sevgi dilinizi keşfetmek için. Biraz kültürümüze ve günümüze revize etmek gerekiyor ama kolaylıkla düzenlenebilir. Denemekte fayda var. Bu arada merak edenler için; test sonucuna göre benim sevgi dilim onaylayıcı kelimeler:)

Aşk’la…

 

 

 

 

SİTEDE ARA

Go to top