Aşk bende Rebul ve yeni temizlenmiş ev kokusu ile başladı. Hayata bağladı bu kokular beni. İyiyi, güzeli, doğruyu, yanlışı söyledi, anlattı. Gözümün gördüğü, kulağımın duyduğu, gönlümün anladığınca anladım. Yeri geldi reddettim.

Anamın sonsuz fedakârlığı zül geldi zaman zaman. Babamın sessizliği katlanılmaz. Deli akarken kan anlamak zordur, gerçek sevgiyi. Ne zamanki duruldu deli kanım, durdum, ben de. Dinledim, kalbimin ritmini. Anladım, karşılıksız sevgi, koşulsuz desteği. Uzun da sürse bu anlayış, sonunda anladım. Anladığım doğru muydu? Yanlış mıydı? Kime ne? Bana ne? “İç” im biliyor ya. “İç” imde bulduğum huzursa eğer; gerçektir, doğrudur, vardır. Uzunca bir süre bu duygular “Aşk” tı benim için. Beni çepeçevre sardılar, iyi ki de sardılar.

Yıllar geçti “Kenzo” ile tanıştım. Aşk daha da yoğun geldi bu kokuyla. Ne de olsa daha öncekileri ben seçmemiştim. Şansıma “Aşk” çıkmıştı onlar. Onlar beni seçmişti veya ruhum onları bulmuş, seçmişti. Bilmiyorum, bildiğim ve anladığım şanslı olduğum. Ama bu seferki başkaydı. Ruhum, bedenim, gönlüm, gözüm, her şeyim onu seçmişti. Bir ışık huzmesi ile girdi hayatıma. O an itibari ile hayat başka bir hal aldı. Başkalaştı, metamorfoza uğradı, değişti, dönüştü, gelişti, büyüdü, güzelleşti. Değişime dair her şey kendini gösterdi. Ben o oldum, o ben oldu. Dünyam o oldu, o dünyam oldu. Onsuz nefes alınamaz oldu. Gün onla doğdu, onla bitti. Hayat değildi artık kısa olan, onla geçirmek için hayat kısaydı sadece. Günler günleri, haftalar haftaları, aylar ayları, yıllar yılları kovaladı. Yanı başımda omuz oldu, olmadığı gecelerde yastıkta kenzo kokusu oldu. İyi ki de oldu.

Yıllar içinde “papatya” kokusu katıldı hayatıma. Her yerde görülebilecek kadar sıradan, ancak değeri bilenler tarafından görülebilen. Büyümek, olgunlaşmak ve serpilmek için ışığa, güneşe ihtiyaç duyan. Bu kadar basit ve sade olmasına rağmen herkes tarafından sevilebilen, hayranlık duyulabilen. En çok üzerine basılan, tüm baskılara rağmen bir süre sonra ayağa kalkabilen. Koparılsa bile başlara taç yapılan, yapraklarından fal bakılıp geleceğe dair umut duyulan, çayı ile şifalandırıp sakinleştiren, sürülen saçları aydınlatan. En sonunda papatya deyip geçmemek gerek dedirten.  Bir süre çektim bu kokuyu içime gönlümce doya doya. Kenzo kokusu papatya ile birleşti. “Aşk”ın başka hali de varmış meğer dedirtti.

Sonra “gelincik” mi desem “karahindiba” mı desem bilemediğim girdi hayatıma. Tam olarak adlandıramadım sanırım henüz bu kokuyu. O bir gelincik, onlarca yeşilin arasında rengi ile göze çarpan. Koşup yanına gidilmek istenen. Rüzgarın etkisiyle oradan oraya savrulan, koparılıp sahip olunmak istenen.  Kopardığın anda boynunu büküp kırmızı yapraklarını olduğu yere bırakan. Tam da bu nedenle tek bir çiçekle anlatılamayan özdeşleşemeyen. Bu nedenle belki kokusuyla değil polenleri ile sonsuzluğu doğuran karahindibadır hayatıma katılan bu yeni koku. Her mevsimde, her şartta var olan. Yeri geldiğinde tohumu ile, yeri geldiğinde sarı çiçeğiyle, yeri geldiğinde polenlerini bir çocuğun sevinç çığlıkları eşliğinde üflenerek her yere saçan. İşte hayatımın kenzo ve papatya kokusuna eklenen gelincik ve karahindiba. Ey “Aşk” kaç rengin, kaç biçimin var dedirtip bir kere daha şaşırtan.

Bu kokular içinden geçtiği zamanı hapsediyor, her ne olumsuzluk olursa olsun biz buradayız, yan yanayız ve sonunda her şey çok güzel olacak dedirtiyor.

Tüm bu kokular “tarçın” kokuma karışıyor. Her zaman davetkâr, tadıldığı zaman kimine şifa, kimine acı, kimine tatlı, kimine vazgeçilmez gelen.

Bunları yaşadıkça, anladıkça, fark ettikçe, yazdıkça anlıyorsun ki “Aşk” her yerde. Bunların tabanında olduğu birçok koku giriyor hayatıma, “Aşk” a “Aşk” katan.

Şimdi anlamam gereken bir şey daha var. Bu kokular bir gün hayattan eksilse bile “Aşk” ın her daim olduğunu anlamak. Henüz o noktada değilim. Aşk’ın henüz kendisi olamadım. Olur muyum bilmiyorum. Çabalıyor muyum? Evet. Bunu da zamana bırakayım şimdilik. Rebul temizlik kokusu, Kenzo papatya, gelincik, karahindiba, tarçın kokuları karışsın birbirine. İç içe geçsin. Geçsin ki ben Aşk’ın içinde kaybolayım. Aşk benim içimde vücut bulsun.

SİTEDE ARA

Go to top