“Kalbimiz de esen her rüzgârı aşk sanıp o kadar çok aşk diyoruz ki...

Aşkın manası anlamsızca eriyor… Biz sussak, AŞK fısıldasa…” 

Geçenlerde Milan Karmeli’nin bir çalışmasına katıldım. İsrail asıllı olan Milan üniversitede Organizasyon ve Yönetim Liderliği üzerine yüksek lisansını yapmış, 15 yıl uluslararası danışman olarak çalışmış ve eğitimler düzenlemiş... Daha sonra Puna'daki Osho Multiversity'de birçok eğitim almış ve aynı merkezde eğitimlerde grup liderliği yapmış... Eğitim ve terapilerini İsrail, Avrupa ve Hindistan'da paylaşmakta olan Milan, kişinin yaşamında korunma ihtiyacı ve stratejilerini bir kenara atarak, dolu dolu yaşaması üzerine yoğunlaşmış... Neo-Reichian Pulsation Nefesi, danışmanlık, primal terapi, aile dizilimi, Gestalt, NLP ve somatik deneyimleme ve travma eğitimleri almış... Milan Karmeli bu günlerde psikosomatik terapist olarak çalışmakta ve travma tedavileri(SE) ile ilişki dinamikleri konusuna yoğunlaşmış durumda… Milan farklı tarihlerde tekrar geliyor, kesinlikle kaçırmayın derim…

Çalışmaya katılma sebebim, son 2 yıl içinde yaşadığım ve hayal kırıklıkları ile biten ilişkilerimin bende yarattığı güven kaybı idi… Başlarken Milan’ın “Neden buradasınız?” sorusu üzerine bunu oradaki herkesle de açıkça paylaştım. Dedim ki, “Hayal kırıklıklarım oldu ve bir öz güven kaybı yaşıyorum… Açıkçası acaba ben de bir sorun mu var, nerede yanlış yaptım diye soruyorum.”

Milan yüzüme baktı ve gülümseyerek, “Kadın ve erkek arasındaki ilişkideki temel engellerden birisi ‘saygı’ meselesidir. Saygı duymuyoruz ve saygı olmayınca da ‘rekabet’ oluyor. Derinlerde karşı cinse duyduğun neyse onunla bağlantıya geçmediğin zaman bir öz güven kaybı yaşaman çok doğal… Ama sana bir müjdem var; bir şeye gerçekten samimiyetle baktığında içinde bir şeylerin canlandığını hissedersin ki, şimdi bu olduğu için buradasın…” Milan’ın cümleleri kafamın içinde tringg diye bir kapı açtı… Gerçekten ilişkilerime saygı mı duymadım?

Milan, katılımcı herkesin orada olma nedenlerini öğrendikten sonra, şimdi küçük bir çalışma yapacağız dedi… “Gözlerinizi kapatın ve kadınsanız annenizi, erkekseniz babanızı gözlerinizin önüne getirin… Annenizden ya da babanızdan ilişkilere dair ne gördünüz? Bir düşünün ve gözünüzün önüne çocukken yaşadıklarınızı hayal olarak getirin.” Düşündüm ve inanın aklımda kalan tek şeyin yıllar ve yıllar boyu devam edip gelen ‘para’ tartışmaları olduğundan başka bir şey gelmedi… Maddi durumu çok iyi olan bir aile değildik… Babam bir taraftan bir işletmede gece bekçiliği yaparken, diğer taraftan evde kurduğu tezgah ile baba mesleği olan dokuma sanatını icra ederek 4 çocuğuna ve eşine bakmaya çalışıyordu… Annem ise, evi nasıl çekip çevireceğini, çocuklarına ve eşine nasıl bakacağını düşünürken o telaş ve gerginlikle evde her gün ‘para’ tartışmaları oluyordu… Bu ilişkide saygı var mıydı? Bilmiyorum… Bugün hâlâ beraberler… Mutlular mı? Onu da bilmiyorum…

Milan’ın tezine göre ki ben de katılıyorum, erkeğin doğası gereği daha zor bir yaşamı var. Çünkü erkek üzerinde her zaman daha büyük beklentiler oluyor. Dolayısı ile erkek yaşamındaki anlam arayışını pek kolay kolay bulamıyor. Kadın ise bu konuda doğuştan şanslı… Çünkü kadın doğurgan, hayat veren… Kadın hayat veren olduğu için yaşamındaki ‘anlamı’ daha kolay bulabiliyor. Erkek doğurgan olmadığı için sürekli bir anlam arayışı içinde ve bu yüzden de genellikle ‘ilk aldatan’ hep erkek oluyor… Erkek sürekli bir anlam arayışı peşinde...

Milan bu aşamada gruptaki kadın ve erkeklere tek tek “Sizin bir erkek/bir kadın olarak yaşamdaki rolünüz ve beklentileriniz nelerdir?” diye sordu. Erkeklerden gelen cevaplar: para kazanmak, çalışmak, baba olmak, ailemi korumak… Kadınlardan gelen cevaplar ise; sevgi, anlayış, ilgi çekmek, fark edilmek, aşk ve sevgiyi paylaşabilmek, şefkat, kadın olmanın ne anlama geldiği, güç ve zarafetin bir arada olması… Genellikle cevaplar bu çerçevede toplandı. Ne kadar tek bir hedefe odaklanmış cevaplar değil mi? Erkeklerin odaklandığı şeylerle kadınların odaklandığı şeyler aslında birbirini tamamlayan ve ‘hayatın bütünü içindeki gerçekler’ ama her iki tarafta hayata başka bir yerinden bakıyor… Bunun bir nedeni olmalı… Çünkü DOĞALARI BÖYLE… Yani aslında doğalarına uygun bakıyorlar.

Milan, grubu kadınlar ve erkekler olarak ayırdı ve gruplara arka arkaya bazı sorular sordu. Kadınlara sorduğu sorular:
“ Dişi olmak senin için ne anlam ifade ediyor?”
Gelen cevaplar: yumuşaklık, hissetmek, vahşi, vermek, paylaşmak, duyarlılık, kırılganlık, su gibi olmak…
“Ağladığında ne hissediyorsun?”
Cevaplar: rahatlama, duygularım değişiyor, özgürleşme, boşalma, anlaşılma, gerçeğin ifadesi, yüklerden kurtulma…
“Bir kadın olarak erkekte neyi test ediyorsun?
Cevaplar: açıklık, bir olabilme, önemsiyor mu?, ne kadar oyuncu, ne kadar gerçek, benden etkileniyor mu?...
“Bir kadın olarak gelişimin için erkek sana nasıl yardım edebilir?”
Cevaplar: yargılamasın, kendime koyduğum sınırları kaldırmama yardım etsin, cesaret versin, değer versin, destek olsun, beni dinlesin, eleştirmesin…

Milan’ın erkeklere sorduğu sorular:
“Güçlü bir kadın karşısında ne hissediyorsun?”
Cevaplar: alanım daralıyor, gereksiz hissediyorum
J, kadın çok dominant olmamalı, eziklik hissediyorum…
“Kadınlar acılarını söylediğinde ne hissediyorsun?”
Cevaplar: acıtıyor, empati yapmaya çalışıyorum, yardım etme hissi oluşuyor, bir şeyler yapma gereği hissediyorum, suçluluk duyuyorum…
“Bir ilişkide erkek olarak senin rolün ne?”
Cevaplar: tatmin etmek, güçlü olmak, daha anlayışlı olmak, eğlenceli olmak, partnerimin orgazm olmasını sağlamak
J, sevecen olmak…
“Erkek olarak cinsellikte partnerinden neler bekliyorsun?”
Cevaplar: katılımcı olsun, saygılı olsun, beni onaylasın, rol yapmasın, heyecan duysun…
“Bir ilişkide erkek olarak seni en çok ne korkutuyor?”
Cevaplar: değerlerimi kaybetmek, güven kırılması yaşamak, saygı ve şefkatin bittiğini görmek, adalet duygusunun bittiğini hissetmek…

Verilen cevaplara baktığımızda benim dikkatimi bir şey çekti… Kadın doğası gereği bir çok cevapta aslında daha çok korunup kollanmayı, desteklenmeyi, anlaşılmayı bekliyor… Erkek ise, sanki kendi doğasından yani her zaman güçlü olmaktan yorulmuş gibi… Erkek, partnerinden daha çok onaylama ve kendi doğasına saygı ve destek bekliyor… Aslında her iki tarafta birbirinden ‘destek ve onay’ bekliyor desek sanırım yanlış olmaz…

Kadın ve erkek olarak hayat bize yaşamımızla ilgili her gün bir dolu ipuçları veriyor… Ama kendimizle o kadar uzak duruyoruz ki, bu ipuçlarını algılayamıyoruz. Gözlerini kapat ve son ilişkini bir düşün… İlişkinde uyumu sağlamak için ne yaptın? İlişkiler açısından baktığında son zamanlarda neler yaşadın? Sınırlarını nasıl koydun? İletişim kurmak için ne yaptın? Kendini izole ettin mi? Belki de bir şeye takıldın kaldın… Kendini adadın mı? Açık oldun mu? Ne gibi koruma stratejileri geliştirdin? Kibir, ego ne kadar ortaya çıktı? Bütün bir hayatın boyunca kazandığın deneyimlerini ilişkini kurtarmak için ne kadar kullandın? Kullanmadıysan neden kullanmadın?

Sonra cevaplarını bir düşün… Birbirine benzeyen cevaplar var mı? Varsa onların aslında sana neyi işaret ettiğini bir düşün… Aslında bu mesajlar sana neyi ifade ediyor? Üzerinde biraz düşün… Ama asla kendini yargılama… Sadece farkına var… Muhtemelen aslında cevapların ‘tek bir şeyi’ gösterecek… Hep aynı mesaj… Aslında çoğu zaman ne olduğunu biliriz… Ama oraya bakmamayı tercih ederiz. Genellikle kendi doğamızın gerektirdiği şekilde davranmaktan vaz geçip sorumluluğu partnerimize yüklemek kolayımıza gelir. Bunun için kendinizi suçlamayın! Erkek ve kadın olmaktan önce insanız ve insan olarak bazı arayışlarımız var… Örneğin, güven gibi… samimiyet gibi… Her zaman bizim için doğru olduğunu düşündüğümüz kişi ile ilişki kurarız… Olaylar ve gelişmeler sonucunda bir karara varız… Evet, doğru kişi… Ya da hayır, yanlış kişi… Şimdiye kadar yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yanlış kişi yok! Sadece yanlış zamanlamalar var… Yanlış dediğiniz kişi ile farklı bir zaman ve farklı bir ortamda karşılaştığınızda sonucun ne olacağını biliyor musunuz?

Devam edecek…

 

Copyright: Milan Karmeli & Erdoğan Yenice
Bu makale üç bölüm halinde yayınlanacaktır. Milan Karmeli çalışmasının özetlenmesine ve yayınlanmasına izin vermiştir. Uygulamada kullanılan teknikler Milan Karmeli’ye, yorumlar Erdoğan Yenice’ye aittir. Kaynak gösterilerek alıntı ve paylaşım yapılabilir.

 

SİTEDE ARA

Go to top