Bazı hisleri anlatmak için kelimeler gerçekten yetersiz kalıyor, yazılarımı okuyanlar bilir, arada yazma eylemini ve öncesi kafamda dönüp dolaşan, beni peşinden sürükleyen kelimelerle mücadelemi anlatmaya gayret ediyorum.

Yirmi gündür, bir roman yazmaya çalışıyorum bazı günler bilgisayar başına çakılıyorum, aklıma gelenleri, sıraya koyup, düzeltip ekrana aktarıyorum, gözlerim ağrıyana kadar yazıyorum beğenmiyorum, en başa dönüyorum. Daha verimli nasıl yazarım diye araştırırken karşıma ‘’çok okumak, yazma eyleminin başıdır’’ diye bir cümle çıktı, demek ki kendi tezimde haklıymışım dedim, otuz üç yıl kitaplarla yaşayan biri olarak yazabildiğimi keşfetmek benim için sürpriz olmuştu, okumak bardağı doldurmuştu, sanırım taşan kısım benim yazabilmeye başlamamdı.

Bugün kafam kazan, yazılmayı bekleyen kelimeler üst üste istiflenmiş kafamın içinde kıpırdayacak yer kalmamış gibi hissediyorum, kafamı boşaltmamın yolu yazmaktan geçiyor, birikenleri ekrana boşaltıyorum. Kendimi sorgulamaya başladığımdan beri, kendime en çok yönelttiğim sorulardan biri, ben kimim oluyor, bu sorunun peşinde dönüp duruyorum, ben sadece bu kadar mıyım? Amacım ne? Nereye gidiyorum? İnsan kendine sorduğu bu sorulara cevap verebildiğinde, kendine farklı bir açıdan bakmaya başlıyor, kendini keşfetmesi, kim olduğunu, nereye gittiğini, amacının ne olduğunu öğrenmesi için büyümesi gerekiyormuş, büyüdükçe öğrendim. Hayatımın belli bir dönemi, kocamın karısı, çocuklarımın annesi olarak yedi, yirmi dört sınırsız koşturmayla geçti, o hayat benim özgür seçimimdi, üstelik çokta mutluydum, her anında çok başarılı olmasam da kötü bir iş çıkarmadığımı söyleyebiliriz. Zaman son sürat, bizi peşine takıp büyütürken evdeki herkeste büyüdü, hatta onları kendimin doğurduğundan şüphelenmeye başladım, bana çok fazla ihtiyaçları kalmadı, benim kendime ayırdığım zaman ve sorgulamalarım arttı, kendime sorular sordukça, verdiğim cevaplarla beraber bana uymayan, yoran ve hayatımı zorlaştıran alışkanlıklarımdan birer birer kurtulmaya, asıl benin, kim olduğunu daha iyi anlamaya başladım.

Matruşka bebekleri gibi, her içinden çıkanla daha çok hafifleyip arınıyorsun ve gün geliyor, bir bütün olarak sadeleşiyorsun, daha çok düşünüp, araştırıyor en doğruyu bulmaya daha fazla özen gösteriyor ona göre davranıyorsun. Mükemmel olmak diye bir şey olmadığını, elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmanın yeterli olduğunu, kendini ve etrafını yormamak için gereksiz tüm yüklerden kurtulmayı öğrenmenin önemini fark ediyorsun. İnsanın hayatının olmazsa olmaz iki unsurunun, sağlık ve huzur olduğunu, bu ikisinin tüm iyilikleri peşlerinden hayatına taşıdığını, her şeyin güzelleşip kolaylaştığını anlıyorsun.

Yoga kapısı önümde açıldığından, ben ve cesaretim o kapıdan geçtiğimizden beri, kendime daha tarafsız gözlerle bakmaya başladım, sanki asanalar ve nefese odaklanırken, içimdeki beni görmeye başladım, çok büyük yanlışlarım vardı, hırslarım olmasa bile ön yargılarım çoktu, içimi çürüten maddi şeylere sahip olma isteği, elimi kolumu bağlayıp beni mutsuz ediyordu. Bir yerden başlayıp yanlışlarımı düzeltmem, kendimi özgür bırakmak için, öncelikle beni maddi dünyaya bağlayan kalın ipleri kesmem gerekiyordu, hayatı basite indirmek, sahip oldukların için şükretmeyi öğrenmek ve elindeki kadarı ile mutlu olmayı öğrenebilmenin hayatım üzerindeki rahatlama ve iyileştirme etkisini tahmin edemezsiniz. Kendini sonsuza kadar yaşayacakmış zanneden biz fanilerin zihnini ve ruhunu kirleten en kötü özelliğinin ön yargıları olduğunu anlamanın, bunları düzeltmeye çalışmak için uğraşmanın zaman aldığını inkar etmiyorum, insanın kendisiyle mücadele etmesi ve konuşmadan önce düşünmeyi öğrenmesi uzun bir süreç, ne mutlu bunu başarabilene ve ön yargılarından kurtulabilene, her konuştuğunda iyilik söyleyen bir insana dönüşebilene, ben hala kendimi düzeltmeye çalışıyorum, yolun büyük bir bölümünü yürüdüm, tamam oldun mu diye sorarsanız? Daha yürüyecek çok yolum var, durduğum yere gelebilmek, eski benden, şimdiki bene varabilmek için gösterdiğim çabaların en büyük ödülü, kazandığım tarafsız bakış açısı ve affedebilmeyi öğrenmek oldu? Şimdilik bunlar yeterli olsa da, ben kendimi elimden geldiğince düzeltmeyi başarabileceğime inanıyorum, bu amacın peşine takıldım gidiyorum.

Hadi sor kendine ben bu kadar mıyım diye? Cevaplarını bulmak için çık kendi yoluna, bul kendini.

Sağlık, huzur ve sevgide kalın.

Namaste.

 

SİTEDE ARA

Go to top