Biz insanoğulları yada kızları, garip yaratıklarız, çözülmesi ve anlaşılması güç varlıklarız, hiç birimiz, bir diğerimize benzemeyiz, aynı annenin karnından dünyaya gelen çocuklar, hatta tek yumurta ikizleri bile birbirlerinden farklıdırlar, anlayacağınız parmak izlerimiz gibiyiz. 

Kimimize  kolay görünen, bir diğerimize imkansız gözükür, ama genel olarak  gözümüzü korkutan, başaramayacağımızı düşündüğümüz her türlü sorumluluktan kaçma eğilimindeyiz. Fiziksel özellikleri benzer iki insandan birinin kolaylıkla aşabileceği bir zorluğu diğeri yapmak istemez, başarısızlığa uğrama korkusu, diğerleri ile kıyaslanma korkusu, ilk dakikada pes ettirmiştir, aslında yoktur birbirimizden üstünlüğümüz, cesaretimiz ve kendimize olan inancımız dışında, cesurların gözleri kapalı, denize düşeceğini bilerek  atladığı uçurum, cesareti olmayan için sonsuz bir düşüştür, düşüşün sonundaki seni kucaklayacak denizi görmemekte direnmenin sonucunda ortaya çıkan davranışlara bahane diyoruz, bu konuda öyle üretkeniz ki hızımıza kimsecikler yetişemez. 

Bahanelerin insanın elini, kolunu bağladığını sürekli ayağına dolandığını öğrendiğimden beri kendimi daha az engelliyorum ve daha güçlü hissediyorum, hayat kendi akışında hızla devam ederken, başarısızlıkların beni yıldırmasına izin vermiyorum, amaç en mükemmel, en iyi, hep birinci olmak değilmiş, bir kez de olsa denemekmiş işin püf noktası, denemezsen eğer bahanelerden kafesinde, bahaneler kolleksiyonunla yaşayıp gider, ömrünü heba edermişsin. Tabi tercih senin, hayat senin, sen kendini nerde görmek istersen orada durursun, ama aslında önemli olan kendi potansiyelini  görebilmek için, bir kez bile olsa, korkularını sırça sandığa kilitleyip, denemelisin, bence her insan bunu kendine borçludur.

Bahane üretmede sınır tanımayan bir toplum olarak, en çok yaşımızı, fiziksel durumumuzu, bedensel yada ruhsal rahatsızlıklarımızı, çocuklarımızı, zamanımızın olmadığını öne sürüyoruz, bu bahaneler bizim top on listemiz, arada çok yaratıcı bahanelerde bulabiliyoruz, bazılarımız, her işe uygun bir bahane özenle üretilir etiketini sürekli üzerinde taşımakta, ne acı ki hayatını böyle geçirmekte. Ben bahanelerin beni kapattığı kafesin, parmaklıklarını kırıp, kurtulmayı başarmış bir insan olarak, kimsenin takdirine ihtiyaç duymuyorum, eleştirileri görmezden geliyorum, çünkü ben zaten kendimi taktir ediyorum, en çok eleştiriyi de yine kendim yapıyorum, kendimi değiştirebileceğimi biliyorum, en önemlisi de ben kendimi ve yaşadığım hayatı seviyorum, zor, cesareti olmayanlar için, ben yapabilirim, başarabilirim diyerek cesurların tarafına geçtim. İnsanların bu yaştan sonra ne yogası, kendine zarar vereceksin, yapamazsın gibi bir sürü olumsuz konuşmasını, arada içimde acaba haklı olabilirler mi? Diye beni kararsızlığa düşürmeye çalışan bahaneci iç sesimi  dikkate almadım, ben, cesaretim ve inancım, gözümüzü kapatıp uçurumdan atladık ve  yoga matımızın üzerine düştük ve yoga bizi yargılamadan kucakladı.  

Yoga yolunda sevgiyle ve güvenle ilerler ve kendimdeki değişikliklerin her gün daha iyi farkına varırken, birlikte yola çıktığım bir sürü insanın bahanelerden kafeslerine geri döndüğünü üzülerek fark ettim, üstelik denemeye cesaret etmişlerdi, bunca yol gelip en başa geri dönmenin anlamsızlığı ve kendilerinden bu kadar kolay vazgeçmelerini aklım almıyor. Zannediyor musunuz ki, bizim hiç işimiz, gücümüz yok, hayatımız dört dörtlük, hiçbir yerimiz ağrımıyor, biz insanız, kırılabilen, hastalanan, ansızın bu dünyadan çekip gidebilen sıradan canlılarız, ama bizi diğerlerinden ayıran özelliğimiz kendimize olan inancımız ve cesaretimiz. Bahaneler üretmek işin en kolay kısmı, eğitmenlik yapmaya başladığımdan beri insanların o kadar sıra dışı bahanelerine tanık oldum ki, bir çoğuna bu bahanelerin onların kafesleri olduğunu anlatmaya çalıştım, en büyük bahane sağlıkla ilgili öne sürülmekte, ben kemoterapi tedavisi gören insanlarla yoga yapmış bir eğitmen olarak hep şunu söylüyorum, yoga bütünsel sağlığa giden, en korunaklı yoldur, sizi yapamadıklarınız için zorlamaz, sağlığınızı riske atmaz, zamanı geldiğinde gözünüzü korkutan duruşlara kolayca girip, çıkabildiğinin farkına vardığında, kendini matının üzerine attığına ve vazgeçmediğine şükür edersin.

Bahaneler, cesareti olmayanlar ve kendine inanmayanlar için, sen korkma çık yola, yolun seni  götüreceği yerde yeni bir insan bulacaksın karşında ve o insan  hayatın iplerinin sadece senin elinde olduğunu fısıldayacak kulağına. Hiçbir şey için bahane üretme, ilk önce kendi gücüne inan, cesaret seninle gelir. 

Güçlü ve sağlıkla kalın. Hoşça kalın. 
Namaste

 

SİTEDE ARA

Go to top