Zihin ve beden birbirinden ayrılmış mıdır? Öyleyse hangisini seçmek daha iyidir? Woody Allen

Son zamanlarda insanlara daha fazla bakıyorum parklarda, işlerinin başında, evlerinde mutfakta, bir şey izlerken anlatırken ya da dinlerken. Bedenlerini nasıl kullandıklarına, yaptıkları şeyi hangi beden dilini kullanarak yaptıklarına, beden hareketlerinin söylediklerini veya anlattıkları hikayeyi ifade edip etmediğine ve tüm bunların farkında olup olmadıklarına dikkat ediyorum. Ardından kendi bedenimin de, kendi hikayemi ne kadar yansıtıp yansıtmadığına da bakmak için meditasyon yapıyorum.

Meditasyon yaparken dikkat ettiğim şey, bedenimle bağlantıda mıyım, onun farkında mıyım, gereken dikkati veriyor muyum, onu duyuyor ve dinliyor muyum diye içime bir bakış atmak. Bedenimin içinden gelen hislerle temas halinde miyim yoksa savaş halinde miyim anlamak. Bedenimin içinde olup bitenleri yargılıyor ve bir şablona sığdırmaya çalışıp, sığdıramadıkça da kızıyor muyum, yoksa olanı olduğu gibi kabul edebilme gücümü kullanabiliyor muyum?

Woody Allan’ın sorduğu soruya gelirsek;

  • Şimdi ki an’a gelebilmem için, bedensel çalışmayı seçip, bu farkındalığımı merkeze alarak, zihnimi de şimdide tutabilmenin yollarını bulmam,
  • Birini (bedenimi) merkeze davet ettiğimde, diğerinin de ondan ayrı olmadığı deneyimini yaşamam,
  • Beden ve zihnin, birbirleriyle sıkı bağlantısı olan iki farklı gerçeklik olabileceğine aymam. Böylece her eylemi bir meditasyona dönüştürebilirim. Sık sık durup kendime “şu anda içimde olup bitenler neler?” diye sorup, farkındalığımın ağırlık merkezini kaybetmeden kalabilirim.

Yoga asanalarında, bedenimi kısım kısım ve yavaş yavaş farkına vararak asanaların içinde tutarken de, meditasyon yaparken dikkatimi verdiğim farkındalık deneyiminin ağırlık merkezinde buluyorum kendimi, yani bedenimde. Bu farkındalığı kendi pratiğimden alıp, yoga sınıflarımda öğrencilerimin pratiğine de yansıtabiliyorsam kendimi şanslı hissediyorum. Çünkü bedenimize iyi bir şeyler yaparsak, zihnimize de yapmış olmayacak mıyız?

Yargısızca ve savaşmadan, olduğu gibi kabul etmenin, izin vermenin hayatımızı ne kadar kolaylaştıracağını fark ettiğimiz bir hafta olsun…

Hariom Tat Sat

 

SİTEDE ARA

Go to top