Huzurlu, rahat, mutlu olmanın “boş ver” diyebilmeyi gerektirdiğini düşünürüz pek çoğumuz.

Sonra da bunu yapamadığımızı söyler, o yüzden her şeyi kafasına takan, düşüncelerini durduramayan, telaşlı, tüm günleri koşturmakla geçen biri olduğumuza inandırırız kendimizi ve "ben öyle her şeye boş ver deyip geçemiyorum işte, senin gibi” deriz…

Kim buradaki “sen”? “Senin gibi” derken kimi kastediyoruz? Mutlu olduğunu düşündüğümüz, her şey karşısında sükunetini, sakinliğini ve dinginliğini koruyan, hep merkezinde kalabilen insanları mı? Kesinlikle öyle! Bu insanların “boş ver” şeklinde bir hayat sürdükleri pek çok kişinin düştüğü en büyük yanılgı. Aslına bakarsanız tam da düşündüğünüzün tersine, bu yapıdaki insanlar için sizin algıladığınız anlamda boş vermek diye bir yaşam biçimi yok. Sadece “izin vermek” diye benimsedikleri bir felsefe var ki, o da her şeyin ve herkesin oldukları gibi olmasına izin vermek ve her durum karşısında kendi merkezlerinde kalabilmek.

Bu insanlar boş vermezler. Onlar sadece şikayet etmezler olan bitenden ve şikayet etmedikleri için size öyle boş veriyormuş gibi gözüküyor olabilirler. Çözüm ve süreç odaklılardır ve sürekli sorunları konuşup dert yanmak yerine, ellerini taşın altına koyup bir şey yapma bilincindedirler, yaptıklarını da öyle herkesin gözüne sokup, anlatmak gibi bir alışkanlıkları yoktur.

Çoğunlukla yol gösterici ve örnek oluşturucu bir yaşam biçimleri vardır, fakat herkesin işine karışıp bilmişlik taslamazlar, sorulmadan anlatmazlar ve herkesin kendi deneyimini yaşamasına izin verirler. Bu onları sevdiklerine karşı ilgisiz ve duyarsız yapmaz, aksine Osho’nun dediği gibi “Kendi deneyimine dayanmayan hiçbir şeyi gerçek kabul etme.” bilincine ulaştıklarından, sevdiklerinin de kendi deneyimlerini yaşamalarına “izin vermek” üzerine kurulmuş bir yaşam biçimleri vardır. Tüm bunlardan dolayı da, ne kadar çok şey olursa olsun hayatlarında, düşüncelerinin onları ele geçirmesine izin vermezler, telaşsız davranırlar ve koşturmacaları yoktur, hep merkezde, hep dengededirler.

Bir de tahmin edeceğiniz üzere birçoğu Yoga ve meditasyon gibi binlerce yıllık geçmişi olan kadim öğretilerle ilgilenirler ve bunların hiçbiri sizi vurdumduymaz, boş veren bir insan yapmaz. Öyle yaptığını düşünüyor, tembelleştiğinizi, miskin, uyuşuk ve duyarsız olduğunuzu hissediyorsanız doğru olmayan bir yerde, bir şeyleri doğru olmayan bir biçimde yapıyorsunuz demektir. Gerçek anlamda, felsefesi ışığında, farkındalıkla yaptığınız yoga ve meditasyon çalışmaları sizin algılarınızı daha çok açacak, duyularınızı geliştirirken aynı zamanda duyu kontrolünü de öğretecek, kendinize ve başkalarına zarar vermeyen bir yaşam biçimi geliştirmenize olanak sağlayacak, farkındalıkla ben, sen, o diye ayırt etmeden herkese aynı şekilde bakmanızı öğretecek, başka canlıların ve nihayetinde dünyanın faydasına hareket etmeniz için gerekli özveriye sahip olmanızı kolaylaştıracak ve sizi hep mutlu, hep huzurlu, hep dingin kılacaktır.

İşte bu boş vermek değil, hep ANda merkezinde OLmaktır.

Aşk olsun…

SİTEDE ARA

Go to top