Sağlıkla uyandığın yeni günün güzelliğini fark edemiyorsan bu yeni günün mü, yoksa senin suçun mudur?

Hayatını güzelleştirmek, çirkinleştirmek, kolaylaştırmak ya da zorlaştırmak hep senin elinde, sen bunun ayrımına varamıyorsan bu hayatın mı, yoksa senin suçun mudur?

Kendime ben kimim ve neden böyleyim diye sormaya başladığımdan ve yaşamımın tüm sorumluluğunun bana ait olduğunu kabul ettiğimden beri kendime farklı bir gözle bakmaya başladım.  Hayatımı nasıl sürdüreceğim benim kararım, yaptığım bütün seçimlerdeki sorumluluk benim ve ipler benim elimde önemli olan ipleri yönetmeyi öğrenmek. Sabah güneşi dünyayı turuncudan, pembeye keyfine göre boyarken o boyamanın sorumluluğu güneşe ait, bunu bildiğin gibi kendi sorumluluklarını da biliyorsun, bazen bilmemek işine geliyor. Her sabah kalkıp, dünyayı, güneşi, kendimi ve yeni günü selamlarken şükrediyorum, önce sağlığıma sonra tüm sahip olduklarıma ve farkında olduğum hayatıma. Herkesin daha uykuda olduğu sessiz, huzurlu saatlerde yeni bir günün telaşından önce sessizce oturuyorum, içime huzurun dolmasına izin veriyorum, yoga pratiğimi yapıyorum. Gözlerimi kapatıyorum, içimde dolaşan nefesimin, yaşamı tüm hücrelerime hiç yüksünmeden taşımasını izliyorum, kendi kendime göstermeye başladığım özenle değişen hayatımın içinde ben aslında her şeyden ve herkesten önemliyim. Bu bencillik değil, kendini fark etmeyi öğrenmek. Hayatım boyunca öğrendiğim en önemli şey, sen kendini önemsemezsen kimsenin seni önemsemeyeceği, önemsemediği gibi asla fark etmeyeceği oldu.

Geçenlerde çok sevdiğim bir hocam sabah ilk iş aynanın karşısına geç, önce kendine günaydın, bugün nasılsın diye sor, kendine bunu borçlusun diye yazmıştı. Kendi kendimizin farkında olabilmemiz için çok önemli bir adım olduğunu düşünmüştüm. Çünkü en çok kendimizi görmeyi unutuyoruz. Nedense büyürken, kendimizden önce hep başkalarını düşünmemiz gerektiği öğretiliyor. Herkes senden önemli ve öncelikli ne büyük yanılgıdır, yıllarca bu algıyla büyüyünce kendinin önemini de geç anlıyorsun. Kendimi görmeye, önemsemeye başladığımda ve kendimle vakit geçirmeye daha çok özen gösterdiğimde, kendimi buldum. Kendime inanmayı ve kendime güvenmeyi öğrendim.

Bizi biz yapan kendi özgür seçimlerimiz ve yaptığımız seçimlerle büyüyüp, değişip kendimizi baştan yaratabiliyoruz. Kulağa imkânsız geliyor ama inanın insan kendini yeniden inşa etme gücüne sahip, sadece bunun farkına varmak biraz zaman alıyor. Değişim süreci ilk ne zaman başlıyor biliyor musunuz? Aslında iplerin senin elinde olduğunu fark ettiğin o an, kendine sorduğun sorulara mantıklı cevaplar veremediğinde benden çok o dediğin, kendini unuttuğunu anladığın anda başlıyor. Değişim adım adım geliyor ve bu sadece fiziksel değil, ruhun, zihnin özgürleştikçe dünyaya bakış açında değişiyor. Ve sen kendinin bu yeni halinden, varamayacağı yollardan dönmeyi bilen, zihnini yoran, ruhuna ağır gelen bütün duyguları içinden temizlemeyi başaran, bakmakla, görmek arasındaki farkı sana öğreten, kendinden yarattığın yeni insanın elinden daha sıkı tutmaya, onunla birlikte yürümeye gayret ediyorsun.

Ruhunu içinde barındırdığın bedenin bile sana ait değilken, dünya nimetlerine sahip olabilmek için bu ne bitmez hırs demeye başladığında, değişime giden adımların hızlanıyor ve sen daha farklı biri oluyorsun. Bırak kim ne derse desin, sen kendine sor “ne istiyorsun, neye ihtiyacın var”. Sorularının cevabını bulmak için kendini ve cesaretini al yanına, tut kendi elinden çık yola…

Yolun açık, değişimin zahmetsiz olsun. Sevgiyle ve sevdiklerinizle kalın. Hoşça kalın.

SİTEDE ARA

Go to top