Yazdıklarımı okuyan, özel olarak yazıp sorular soran arkadaş, dost, ailem ve şahsen tanımadığım ama güzel gönülleri ile beni takip eden dostların, yazdıklarımla ilgili ortak soruları şu: “Sen bunları yapabiliyor musun?”

Sanıyorum ben de dahil çoğumuz aynı şeyi yapıyoruz. Bir diğer kişiye bakıp onun yaptığını düşündüğümüz bir şeyi yapmak bize zor hatta imkansız geldiğinde zihnimiz hemen aynı soruyu atıyor ortaya; “acaba kendisi bunu yapabiliyor mu?”.

Rahat olun dostlar… Başkalarını bilmem ama benim hiç öyle bir iddiam yok. Lakin emin olabilirsiniz ki çabam var. Yolculuğum boyunca öğrendiğim, deneyimlediğim pek çok şeyi hayatıma entegre etmeye özen gösterdim. Önce kendi yaşamımdaki işe yararlılığına, beni ve yakın çevremi nasıl etkilediğine baktım her zaman. Deneyimlemeden hiç kimseye öğretmeye, anlatmaya kalkışmadım. Eğer bir şey hakkında yazıyor ve anlatıyorsam onun mutlaka yaşamımda yeri vardır ve o benim için işe yarar, yapılabilir, uygulanabilir ve özümsenebilir bir şey olmuştur emin olun.

Kişisel hayat yolculuklarımız hepimizin kendi hızında ve zamanında ilerler. Hızlı ve başarılı bir şekilde yol alıyor olmanın bizi ulaştığımız noktada tutacağına ve bir alt basamağa bir daha asla inmeyip, bundan sonra hep bir bir yukarıya gideceğimize dair bir garanti yoktur. Çıkılan merdivenlerden bir anlık bir boş verme sonucu aşağıya yuvarlanılabilir, düz bir yolda ayağımıza değen küçücük bir taş olduğumuz yerde kalmamıza sebep olabilir, değil yukarıya çıkacak, dümdüz yolda bile ileriye gidecek gücümüz kalmayabilir. İşte burada şu fark ortaya çıkar. Eğer öğrendiğiniz, okuduğunuz, bildiğinizi düşündüğünüz şeyleri yaşamınıza dahil edebilmiş, emek harcamaktan hiçbir zaman vazgeçmemiş bir öğrenci iseniz boş bulunup dalsanız bile, o merdivenlerden en aşağıya yuvarlanmazsınız; bir iki basamak dengenizi kaybeder ama düşmeden durursunuz. Düz yolda ayağınıza değen taşlarla çok vakit kaybetmezsiniz, tüm dikkatinizi verip yola devam edecek gücü toplarsınız.

İşte benim de yaptığım bu. Boş bulunup dalabiliyorum ve bu yüzden dengem bozulabiliyor ama nasıl dengeye geleceğimi öğrendiğimi hatırlıyorum ve ne gerekiyorsa onu yapıyorum o anda. Ya da bazen ufacık bir şeyi kafama takabiliyorum, orada takılıp kalabiliyorum; sonra nefesimi hatırlıyorum; bana öğretilen, öğrendiğim şeyleri yapıyorum ve nefesimin düşüncelerimi alıp götürmesini izliyorum öylece. Yine olursa tüm bunlar ki, oluyor, ben de yine aynılarını yapıyorum. Her olduğunda yapıyorum ve gücümü toplayıp devam ediyorum. Tüm öğrendiklerimi hayatıma entegre etmek için nasıl çabaladığımı hatırlıyorum. Öyle kolay olmadığını, emek emek, nakış işler gibi nasıl uğraştığımı hatırlatıyorum kendime.

Size de hatırlatayım. Öğrendiğiniz, sevdiğiniz ve hayatınızı iyileştirdiğini deneyimleyerek gördüğünüz şeyleri hayatlarınızda birer alışkanlık haline getirmek için küçük adımlar ile başlamalı ve yaşamınızda devamlılığını sağlamalısınız. Başlangıçta belki sadece iki dakika veya haftada bir gün ayıracaksınız ama olsun az demeyin ve azın hiç yoktan iyi olduğunu bilin. Emin olun iyi geldiğini gördükçe süreyi kendiliğinizden artıracaksınız. Neyin yaşamınızda yer almasını hatta yaşam biçiminiz olmasını istiyorsanız onun için emek harcayın ve gününüzün, haftanızın küçük birer zamanını onunla ilgili pratiklere ayırın; isteyince oluyor, olacak, merak etmeyin. Biliyorum çünkü deneyimle sabit 😊

Unutmayın, evrende sadece hareket eden görülür ve yaşam daima eylemi onurlandırır…

Aşk olsun.

SİTEDE ARA

Go to top