Hayatın içine tümden karışma zamanı geldiğinde, önce içine girmeden kıyısında durup bakıyorsun ve ‘’ne kadar zor olabilir ki’’ diye düşünüyorsun.

O pervasız özgüvenle sen yenilmezsin hatta sana Süpermen bile denebilir ama o Süpermen hayatın içine düştüğünde ve o çarkların arasında ezilmeye, kırılmaya, dökülmeye başladığında umutsuzluğa kapılmaya başlıyor ve kolayca yenilenebilir olduğunu fark ediyor…

Hayatın başında ya da herhangi bir yerinde olmak bir şey değiştirmiyor aslında sen alabildiğin derslerle ilerlemeyi öğrenebiliyorsan, yürüyebiliyorsun. Bazen de ders almak işine gelmiyor ve sen burnunun dikine gitmeye devam edebiliyorsun. Senin geçtiğin yollardan geçenlerin tavsiyelerine kulak asmıyorsun, ne dediklerini anlamak için senin de o yollardan geçmen gerekiyor. Hayatın her karardığında bir daha aydınlanamayacağını, her dibe battığında, tekrar ayağa kalkamayacağını önce hissetmen sonra kalkıp devam etmen gerektiğini kendi tecrübelerinle öğrenmen, sana tavsiye verenlerin durduğu noktaya gelmen gerek. Hayatın hep diplerde karanlıklarda geçmemesi gerektiğini ayağa kalkarsan eğer aydınlık bir yer bulacağını öğrenmen gerek. Ne zaman bulursun o yeri, bulman ne kadar sürer o senin becerilerine ve yaşamı anlayabilme yeteneğine kalmış. Ama şöylede bir şey var ki; çıkmaz sokaklardan, açılmayan kapılardan, umutsuzluğa düşmeden dönmeyi ve kaldığın yerden aynı azimle tekrar devam edebilmeyi öğrendiğinde sana ne anlatmak istediklerini anlıyorsun.

İçinde bir yerlerde hayatın başka bir yüzü olabileceğine dair bir duygu oluşuyor, yaşamı sürdürebilmek için tırnaklarını sıkı sıkı geçirmek yerine biraz akışa bırakmak gerektiğini gerçekten, ama gerçekten fark ettiğinde işte o zaman dönüşüyorsun. Bu bir süreç ilk önce minicik bir kıvılcımla başlıyor, sen seyrediyorsun ve bir gün rahat bıraktığında her şeyin daha kolay yoluna girdiğini, taşların yavaşça yerine oturduğunu ve sıkıntıların seni ele geçirmesine izin vermeyip, onlara kafa tutmayı öğrendiğinde büyüdüğünü hissediyorsun. İlk kez büyümenin bedenle değil, düşünceyle ilgili olduğunu kavrıyorsun. Büyüyen ve seni değiştirme gücüne sahip olan şey düşüncelerin, hayata bakış açın ve kendinin ne kadar farkında olduğunla ilgili. Vardığın yerden geriye bakıp tecrübelerinden oluşturduğun insanı görebiliyorsun. Diğer insanların değil, insanın gerçekten kendini görebilmesi en önemlisiymiş. Baharda uyanan doğa gibisin, içindeki verimli toprağın kokusunu alabiliyorsun, ektiğini biçiyorsun, o yüzden iyilik, güzellik, hoşgörü, huzur tohumlarını ekip umutla yeşermelerini bekliyorsun. Hayatı güzelleştirmek mümkünmüş diyorsun, hep didişerek geçen zamanın hayat değil, en çok kendinle kavga olduğunu ilk fark ettiğinde derin bir pişmanlık hissediyorsun. Ama sen artık keşkeler ve pişmanlıklarla uğraşmayacak kadar farkındasın kendinin ve hayatının. Bu seferde şöyle diyorsun ‘’geç olsun da güç olmasın’’.

Kendine inandıkça güzelleştirdiğin hayatını kucakla ve devam et, unutma hayatı güzelleştirebilmen mümkün.

Sağlıkla ve inançla kalın. Hoşça kalın. Namaste

SİTEDE ARA

Go to top