Her zaman iyi olmanın, hata yapmadan yaşamanın mümkün olmadığını öğrenecek kadar uzun zamandır yeryüzündeyim.

Zaman geçerken, bana edindiğim tecrübelerimi ve kendini önemsemeyi başarmış kadını bıraktı. Ara sırada olsa kendimize yıkılmak için izin vermemiz gerektiğini de bu süreçte öğrendim. Çünkü hep güçlü olmak söz konusu değildi; güçsüz olabildiğin zamanları kabullenmeye, tıkanan yolları, kapanan kapıları, gerçekleştirmenin mümkün olmadığı planları bırakmaya izinli olman gerekiyordu. İzinli olmayı öğrenmeyi başardığında, aslında olduramadıklarını bırakmanın çoğu zaman senin yararına olduğunu anlıyorsun. İzinli olmanın vazgeçmek anlamına gelmediğini, olduramadığın zamanlarda yolunu, yaptığın planların değiştirilebileceğini, başka kapıları çalabileceğini anlamana yardımcı oluyormuş. İzinli olmayı öğrenebilmek oldukça zorlu bir yolculuk, bunu öğrenebilmeyi başarabilmek, kendi hayatına verdiğin önemin göstergesi oluyor.

Ben kendi sınırlarımın içinde, başarabildiklerimle kalmaya, daha fazla kendime yüklenmemeye izinli olmayı daha yeni öğrendim. Bunu öğrenmeyi başardığımda kendimi sanki zorlu bir yarıştan çıkmış gibi hissetmiştim, oysa ben sıradan bir kadındım, süper güçleri olan bir insan değildim. O zaman neden kendimi bu kadar zorluyordum, bu kadar zorlamak, zorlandıkça yıpranmak gerekli miydi? Öncelikle kendinle ilgili alacağın kararlarda, kimseye bağlı olmadan, özgür kararlar alabilmeye izinli olmak senin için yenide olsa, fark ederek ilerlemeyi öğrenebildiğinde, aslında hayatı bu kadar zorlamadan, kendini üzmeden hayatın kendi akışı içinde o akışla kalmanın en önemli şey olduğunu öğreniveriyorsun. Her şey seninle ilgili ve kendine izin vermeyi öğrendiğinde kolay bir akışın içine giriyorsun. Kimsenin seni gereksiz yere zorlamasına, taşıyamayacağın yükleri üstüne yüklemesine ve yeri geldiğinde hayır demeye izinli olmayı başardığında işlerinin kolaylaştığını fark ediyorsun.

Yaşadığın hayatta her şey öncelikle seninle ve izinli olmayı başarabilmenle ilgili, sen gereksiz yükler yüklenmeden yoluna devam etmeyi öğrendiğinde, hayatın renklerini ve aydınlığını daha net görebiliyorsun. Bütün yükleri taşımakla uğraşırken zamanla kararmaya başlayan dünyana, izinli olmayı başardığında ışık taşıyorsun. Daha gençken, hayatın yollarına yeni çıkmışken bunu başaramadığın için üzülmenin çok bir faydası yok, geçmişe üzülmekte sana sonu “keşke” lerle biten yükler yüklüyor, o yüzden buna da izinli ol, ne demişler “zararın neresinden dönersen kardır’’. 

Sen kendi yolunda, kendi hızında ilerle, yeri geldiğinde yavaşlamaya hatta durmaya bile izinli ol, sadece kendin için açtığın alanlarda kendinle kalmaya izinli olduğunda, hayatın bir yandan değişirken, bir yandan ise düzene girdiğini fark ettiğinde ne kadar çok şeye gülümseyebildiğini anlıyorsun. Amaç aslında en çok gülümsemeye izinli olmak, hayatın içindeki tüm olumsuzluklara rağmen sen bunlarında geçip gitmesine ve seni değiştirmesine izinli ol. Büyüdükçe izinli olabilmenin hayatın içindeki önemini daha iyi anlayabiliyorsun, anlamaya da izinli ol.

Kendine güven ve izinli olmayı öğren.

Hep sevgiyle ve sağlıkla kalın. Namaste.

SİTEDE ARA

Go to top