İngiliz sanat tarihçisi Horace Walpole, “Hayatın tüm sırrı, bir tek şeyle adamakıllı, diğer binlercesiyle de gereği kadar meşgul olabilmektir." demiş.

İnsanın ruhunu hem hafifleten hem de çok ağır gelebilecek bir söz bence. Eğer gerçekten kendini adadığın, sana iyi gelen, yaparken kendini çok ama çok mutlu hissettiğin bir şey varsa hayatında ve bu şeyi hak ettiği gibi adamakıllı yapıyorsan, bu sözler ruhunu hafifletiyor insanın. Ama hiçbir şeye kendini adamamışsan, her şeyi gününü kurtarmak, biraz tadına bakmak, biraz da ondan denemek, sadece hayatını sürdürmek için yapıyorsan, bir anda bu sözleri duyduğunda hiçbir şey ile gerçek anlamda adamakıllı meşgul olmadığını hissediyorsan, işte o zaman da ağır geliyor duymak.

Günümüz insanının en büyük sorunu bu sanıyorum. Her şey ile gereği kadar ilgilenmeye çalışırken, herhangi bir şey ile adamakıllı meşgul olmayı bırakın, hiçbir şey ile yeterince bile ilgilenemiyoruz. Sürekli bölünüyoruz; bir şey yaparken başka bir şeyi düşünüyor, bir adım, bir hafta, bir ay hatta yıllar sonrasını planlayarak veya öncesini düşünerek yaşıyoruz. Ne yaptığımız şey ile gereği kadar ilgilenmemize vaktimiz var ne de o adamakıllı yapmamız gereken şeyi fark edecek farkındalığımız. Hep zihinlerimizde yaşıyoruz. Dikkat edin bir gününüzün nasıl geçtiğine. Bir şey yaparken, başka bir şeyi düşündüğünüz her anı yakalayın, kendinizi sobeleyin lütfen. Bu şekilde koca bir günü “sobe, sobe, sobe” diyerek geçirebilirsiniz. Kim yemek yaparken sadece yemek yapıyor, kim yüzerken sadece yüzüyor, kim yoga dersinde sadece yoga yapıyor, kim yürürken sadece yürüyor… Zihinler sürekli çalışıyor ve sizi o andan alıp ya geçmişe ya geleceğe taşıyor. Yaptığımız şeyi yüzde yüz orada olarak yapmadığımızda da, bir ömür neyi adamakıllı yapmaktan büyük mutluluk duyacağımızı bulamadan yaşayabiliriz. Hayat öylece kayıp gider ellerimizden.

“Şimdi ve burada” dediğimiz şey, her ne yapıyorsan tüm varlığınla sadece onu yapıyor olmak ki, bu da ancak zihne düşmemek ile mümkün olabiliyor. Peki ne zaman zihinden çıkıyoruz? Nefesimizi fark ettiğimizde. Her ne zaman kendini sobeliyorsan, bil ki zihindesin, bil ki nefes alıp verdiğinin farkında değilsin ve büyük ihtimalle sığ nefesler alıp veriyorsun. Yapman gereken yeniden, hep yeniden, tekrar tekrar nefesine dönmek, nefesini diyaframına kadar burundan alıp, aynı yolla geri vermek. Bunu bir süreliğine izlemek… İşte “şimdi ve burada” olmanın formülü.

Ancak “şimdi ve burada” olduğumuzda neyle adamakıllı meşgul olmamız gerektiğini fark edebilir ve diğer her şeyi de bölünmeden, zihne düşmeden gereği kadar yapmanın hafifliğini yaşayabiliriz. Aksi durumda ise hiçbir şeyi gereği kadar bile yapmış olamadan, en acısı da adamakıllı yapabileceğimiz o kıymetli şeyi fark edemeden geçip gideceğiz dünyadan. Hiçbir şey için geç değil, nerede veya hangi yaşta olduğunun bir önemi yok, eğer nefes alıp veriyorsan ve bunun farkındaysan; şimdi, şu anda başlayabilirsin ve kalan zamanını bir şeyle adamakıllı, diğer her şey ile gereği kadar meşgul olarak, mutlu, huzurlu, sağlıklı ve sevgi dolu olarak geçirebilirsin…

Aşk olsun.

SİTEDE ARA

Go to top