Geçen hafta yaptığımız kısa tatilde, güneşten bunaldıkça gölgede “yeni nesil tabu” oynadık çocuklarla. Yeni nesil diyorum, çünkü öyle kartlarla oynanan kutu oyunu değil de, telefondan oynanan bir uygulama bu ve plajda oynamak için de ideal bir şey…

İlk kez oynayacağımız telefonda tabu için, tahmin edeceğiniz üzere, çocuklar bir takım, biz ebeveynler de bir takım olduk. “Kim 30 olursa biter, 6 pas”, anlaştık. Kaç tur oynadık bilmiyorum, siz deyin 10, ben diyeyim 20? Tamamında çocuklar kazandı, biz yenildik :)

Neden derseniz eğer; çünkü onlar çok basit düşünüyorlar. Kelimenin gerçek anlamına takılmadan, böylece yasaklı kelimeleri hiç kullanmadan tık tık tık, her şeyi anlatıyorlar. Tabi en önemlisi de birbirlerinin dilinden o kadar iyi anlıyorlar, o kadar çok şeyi birlikte paylaşıyorlar ve birbirlerini o kadar iyi tanıyorlar ki, kim ne anlatsa diğeri hemen biliyor. Biz yetişkinler ise onların tam tersine her şeyi çok komplike düşünmekten onların yarı hızında kaldık, detaylara takıldık ve itiraf ediyorum, yakın gözlüğüm de plajda yanımda olmayınca, ben ha bire yasaklı kelime kullanıp bir doğrumuzu hibe ettim. Üstelik aynı şeyi yakın uzak bir arada lens kullanan kocam da yaptı :) “Aman canım, çocuklar mutlu olsun” değil mi ama?

Bu birkaç gün ve tabu turlarının sonunda ne öğrendik peki? Basit düşün, detaylara takılma, daha çok sohbet et, karşındakini dinle ve dediklerini unutma; mesela “geçen gün bir şey anlatmıştım ya, hani şöyle şöyle şöyle” dendiğinde, karşı tarafa boş boş bakma :) Çocuklarının sadece arkadaşlarının değil, kardeşlerinin de isimlerini bil hatta mümkünse eşinin arkadaşlarının çocuklarının hatta torunlarının ismini de bil, mühendislik ile ilgili terimleri öğren, arabalara ve futbol maçlarına ilgi göster… Yani gereksiz demeden, gereksiz bulmadan mümkün olduğunca çok şey paylaş. Konuş, dinle ve en önemlisi de hem anlattıklarını hem dinlediklerini aklında tut. İşte iyi iletişimin ve tabuda kazanmanın sırrı…

Şimdi sizlere, çocuklara galibiyet, bize ise her defasında kahkahalarla gülmekten katılmamız sebebi ile “çok gülme ağlarsın bak sonunda” diyen annemi haklı çıkaran bir yenilgi getiren oyundan birkaç şok edici bölüm…

  • Büyük köpeğimizin adı: Peri, peki şimdi bir anıt söyle: PERİ BACALARI (doğru)
  • Cem, sen, senin: KOVA (yani Cem’in burcu, tabi ki de doğru)
  • Ben eskiden nerede dans ediyordum: Tan Sağtürk. Tamam adamın adı ne: Tan. Süper, iki kere söyle: TANTAN (doğru)
  • Kırmızı Kraliçe (Allice Harikalar Diyarı’ndaki kraliçeden bahsediyorlar) ne istiyor: Kelle, tamam ben pantolonun neresini dar istiyorum: Paça; KELLEPAÇA (doğru)
  • Fotokopi makinasının eskisi: DAKTİLO (doğru)
  • Mağazalarda ne okutulur: BARKOD (doğru)
  • Cem sen neyi güzel yapıyorsun: Resim, tamam şimdi çarşaf: NEVRESİM (doğru)

Bu da bizim durumun vahametini anlamanız için bir örnek:

Ben anlatıyorum ve anlatmak istediğim şey ABLA (Bu arada dört ablam olduğunu da bilmeyenlere duyuruyorum) …

  • Ben de ne çok var: KOLYE…

Kahkahalarla gülmekten süremiz doldu tabi…

Sonuç; gülmekten ölerek, yenildiler :)

Aşk olsun.

SİTEDE ARA

Go to top