Yaşamı bir yarış olarak görmeye başladığımızda, yaptığımız her şeyde kendimizi başkaları ile kıyaslamaya ve herkesi geçmeye odaklanmaktayız.

İçinde bulunduğumuz yanlışın farkında bile değiliz. Ne yazık ki yoga içinde durum aynı. Asanaların; bedenimizi rahatlatan, esneten, dengeyi bulmamızı sağlayan, aynı zamanda zihnimizi susturan, sakinleşmemizi sağlayan yönünden çok, “Ne kadar daha zorunu yapabilirim?” e odaklanıyoruz. Zaten tüm yanlışta burada başlıyor, sanki yoga yapmıyor, kendimiz ve etrafımızdakilerle en iyi kim diye yarışıyoruz.

Yoga ile, sağlıklı, sakin ve rahat bir yaşam sürebilme amacın form değiştiriyor ben herkesten daha iyi olmalıyım, herkesi geçmem gerekliye dönüşüyor. Yaptığımız herhangi bir işte iyi olmamızın ispatı başkalarını ne kadar geçtiğimizle ölçüldüğü için yarışmayı öğrenmek zorunda olduğumuzu hissediyoruz. Bu yarış halinin temelleri daha çok küçükken atılıyor, “Bak falan arkadaşının dersleri çok iyi, senin neden o kadar iyi değil?” “Neden ondan daha iyi olmaya çalışmıyorsun?” böyle, böyle, içimizdeki yarışçıyı inşa ediyoruz ve bir süre sonra yarışmak için başkası da gerekmiyor, kendimizle sürekli yarışıyoruz. Bu yarış gelişmek ve öğrenmekten çok, daha iyi olabilmek için birilerini geçmemizi öngörüyor. Yenilgiyi kabul etmediğinde kaybediyorsun, kaybettiğinin farkında değilsin. Çünkü yenilmeyi öğrenmek seni büyütüyor, değiştiriyor, daha hoş görülü bir insan haline getiriyor. En çok bu hoşgörü ile kabullenmeye ihtiyacımız olduğunu, hayatı ve kendimizi böylece değiştirebileceğimizi öğrenebilmemiz için gidilecek çok yolumuz var.  Çünkü yarışma halinin içinde kaldıkça katılaşmakta ve tahammülsüz bir insan olup çıkmaktayız.

Bu yarış hali ile gözden kaçırdığımız çok önemli bir nokta var. Bazen bedenimiz ya da zihnimiz bizi yarışmaktan alıkoyabilir, sana “burada durman gerekiyor daha öteye geçmem mümkün değil” diyebilir. Yoga içinde durum böyle; beden her asanayı en iyi şekilde yapamayabilir. Aslına bakarsanız bedensel farklılıklarımız bizi durdurabilme gücüne sahiptir.  Çoğu zaman, yarış içinde olmak yerine, elinden gelenin en iyisini yapmak yeterli olmalı. Belki senin bedenin her hareketi rahatça yapabilmeye müsait değildir. Bir dursan, kendinin, bedeninin ve sınırlarının ayırdına varsan her şey daha kolay olacak. Kendinle, başkalarıyla ve hayatla yarışmamayı bir şekilde öğrenmen gerek. Yürüyüp geldiğin yollardan, çıktığın basamaklardan ve aldığın derslerden kendini oluştururken, önemli olan tek şey kendini tanıman ve sınırlarının nerede başlayıp, nereden bittiğini öğrenebilmen oluyor.

Hep bir yarış halinin içinde olmak çok zor ve üstelik bir o kadar da anlamsız. Kısacık hayatında sürekli bir koşturmacanın içinde, üstelik yarışarak kalmanın anlamsızlığını fark ettiğin yerde, hayat daha rahat hale geliyor. Bırak isteyen yarışsın, sen kendinle yarışmaktan çok kendini geliştirmeye, daha çok öğrenmeye, öğrendiğini doğru bir şekilde yaymaya gayret et. Bilgi güçtür, doğruyu öğrenmek için çaba, özveri, sabır ve disiplin gerekir ki, bu yarışmaktan çok daha önemlidir. Başladığın her işte, yarışmayı değil öğrenmeyi hedefine koyduğunda, sen artık başka bir yolda ilerliyorsun. Geçmek ve geçilmek tamamen önemini yitiriyor. Başkalarının yarışlarını izlerken, daha önceki seni düşünüp pişmanlık duyuyorsun ama şimdilerde kendini yarışın dışında değil hayatın içinde, tamda olmak istediğin yerde durduğunu biliyorsun. Bunu bilmenin ve yeni halinin keyfini sürüyorsun.

Keyifle yaşa, yarışma, içinde olduğun zamanın tadını çıkar, gereksiz yere koşma, geldiğin, kaldığın, olduğun hallerden memnunsan başka bir şeye ihtiyacın yoktur.

Hissederek ve öğrenerek yaşayın, sevgiyle kalın. Hoşça kalın. Namaste.

SİTEDE ARA

Go to top